"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Hınzır eti yiyen bir cihette hınzırlaşır”

Cenk ÇALIK
04 Nisan 2021, Pazar
Hınzır, Kur’ân-ı Kerîm’de beş ayrı âyette bahsedilen ve etinin yenilmesi haram kılınan hayvanlardan biridir. Önemle üzerinde durulması ve haram olmasında çok sayıda hikmet vardır.

Bu mesele hakkında Risale-i Nur’da geçen bahsi anlamaya gayret göstereceğiz:

“İşte, bu kaide-i şer’iyeye binâen, ahkâm-ı şer’iye hikmetlere göre tegayyür etmiyor, hakikî illetlere bakar. Meselâ, o doktorun bahsettiği gibi, hınzırın etinden bildiği zarardan, hastalıktan başka, “Hınzır eti yiyen bir cihette hınzırlaşır” kaidesiyle ve o hayvan, sâir hayvânât-ı ehliye gibi zararsız yapılmıyor. Etinden gelen menfaatten ziyade, çok zarar îrâs etmekle beraber, etindeki kuvvetli yağ, kuvvetli soğuk memleketi olan Firengistandan başka tıbben muzır olduğu gibi, mânen ve hakikaten çok zararlı olduğu tahakkuk etmiş.” (Bediüzzaman Said Nursî, Lem’alar, s. 150-151)

Üstad Bediüzzaman Hazretleri bu mevzuyu net olarak izah etmiştir. Hınzır etinin zararları bir şekilde zararsız hale getirilse dahi haramlığı değişmez. Hatta, hınzır eti dünyanın en yararlı eti haline getirilse bile, illet değişmeyeceğine göre hüküm de değişmeyecektir.

Üstad, mevzuya bu şekilde giriş yaptıktan sonra sadece maddî cihetle değil manevî yönden de değerlendirme yaptığını görüyoruz. “Hınzır eti yiyen bir cihette hınzırlaşır” tesbitini hatırlatarak meselenin manevî yönünü izah ediyor.

Eski bir Çin atasözü der ki: “Ne yersen, osun.” Çok farklı kültürlerde de buna benzer ifadelerin olduğunu biliyoruz. Yediğimiz gıdalarla insan mizacı arasında doğrudan bir ilişki vardır. Et tüketen hayvanların agresif, ot tüketen hayvanların ise uysal olduğu bilinen bir gerçektir. Dolayısıyla, gıda seçimi mizacımızda çok mühim rol oynamaktadır.

Yapılan araştırmalarda domuz etinin barındırdığı bir tür maddenin insanlardaki kıskanma ve haya duygusunu azalttığı ispatlanmıştır.

Üstad Hazretleri’nin dikkat çektiği gibi, bu ülkelerde yaşayan insanların maddeci ve tabiatçı felsefeyi kabul ederek manevî hayatlarını zindana çevirmesinde hınzırın payı büyüktür.

Şimdi sırasıyla bu maddî zararlarını anlamaya çalışalım:

Hınzır yağı içerisinde “sutoksin” adı verilen zehirli maddeler bulunmaktadır. Zararlı maddelerin vücuttan atılabilmesi içinde lenf bezlerinin fazla çalışması icap eder. Bu durum özellikle çocukların boğaz bölgesinde anormal bir şekilde şişmesine sebep olur ve adeta simaen hınzıra benzer. Söz konusu hastalık tıpta “domuz hastalığı” (skrofuloz) olarak adlandırılır.

Hınzırda büyüme hormonu da çok fazladır. Doğduğunda birkaç yüz gram olan yavru, altı ayda yüz kiloya ulaşır. Hınzır eti tüketildiğinde bu büyüme hormonları da vücuda alınmış olur. Bu da doku şişkinliklerine ve iltihaplanmalara yol açar. Burun, çene, el ve ayak kemiklerinin anormal bir şekilde büyümesine ve vücudun yağlanmasına sebep olur.

Ölümle sonuçlanabilecek kadar tehlikeli olan trişin hastalığı da insana, hınzır etinin tüketimiyle geçer. Bugün bile çözümü bulunamamış bu hastalığın tek çözümünün hınzır eti tüketmemek olduğu belirtilmektedir. 

Ottowa Üniversitesi araştırmacıları Dr. Amin Nanji ve Dr. Samuel French hınzır eti tüketimi ile karaciğer iltihaplanması olan siroz arasında orantılı bir artış tesbit etmişlerdir. İsviçre, Norveç ve Finlandiya gibi ülkelerde kişi başı hınzır eti tüketimi ile sirozdan ölenlerin oranları doğru orantılı olduğu görülmüştür.

Hınzırın sadece bir kısmına değinebildiğimiz maddî ve manevî zararları elbetteki bunlarla sınırlı değildir. Rabbimizin, hınzır etini haram kılarak bu zararlardan bizleri muhafaza etmesi aynı zamanda sonsuz rahmetini, merhametini, şefkatini göstermektedir. 

İbret alanlardan olmak duâsıyla…

Okunma Sayısı: 1350
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • A. AYDIN

    4.4.2021 01:28:31

    Teşekkürler. 👍

  • Cenk Çalık

    4.4.2021 00:39:58

    Hınzırın sadece bir kısmına değinebildiğimiz maddi ve manevi zararları elbetteki bunlarla sınırlı değildir. Rabbimizin, hınzır etini haram kılarak bu zararlardan bizleri muhafaza etmesi aynı zamanda sonsuz rahmetini, merhametini, şefkatini göstermektedir. İbret alanlardan olmak duasıyla… Not: Konunun detayını, Euronur.tv ve Yeni Asya sitelerinde yayınlanan “Hınzır eti yiyen bir cihette hınzırlaşır” adlı video dersimizi izleyebilirsiniz

  • Cenk Çalık

    4.4.2021 00:39:17

    Hınzır eti, muhtevasında yağ ve kolestrol oranı çok yüksek olduğundan dolayı obeziteye yol açmaktadır. Bugün hınzır etinin yoğun olarak tüketildiği ABD, Almanya gibi ülkelerin nüfuslarının önemli bir bölümünü obez insanlar oluşturmaktadır. Bu nedenle Hristiyan coğrafyasında obezite çok yaygındır. Son olarak helal kılınan, geviş getiren bir hayvanla, hınzırı mukayese ederek aradaki farkı anlamaya çalışalım: Hınzır; çöp, kendi dışkısı ve hatta ölü yavrusunu dahi, bulabildiği her şeyi ayrım yapmadan tüketmektedir. Geviş getiren hayvanlar ise sadece ot ve saman yemektedir. Hınzır, yediklerini 4 saatte sindirmektedir. Sindirim sistemi zayıf olduğundan zararlı maddeler bu süre içerisinde temizlenemez ve dokusuna geçer. Oysaki geviş getiren hayvanlarda sindirim süresi 12 saattir. Bu nedenle de tüm zararlı maddeler rahatlıkla temizlenebilmektedir. Görüldüğü üzere hem yedikleri ve hem de sindirim süresi kıyaslandığında ilmi ve vicdani olarak her şey net bir şekilde görülmektedir.

  • Cenk Çalık

    4.4.2021 00:38:11

    Ölümle sonuçlanabilecek kadar tehlikeli olan trişin hastalığı da insana, hınzır etinin tüketimiyle geçer. Bugün bile çözümü bulunamamış bu hastalığın tek çözümünün hınzır eti tüketmemek olduğu belirtilmektedir. Sıkı veteriner kontrolleri yapılmasına rağmen, İsveç, İngiltere ve Polonya başta olmak üzere Avrupa da sık sık trişin salgınları görülmekte, İslam coğrafyasında ise tüketilmediği için bu hastalık görülmemektedir. Ottowa Üniversitesi araştırmacıları Dr.Amin Nanji ve Dr. Samuel French hınzır eti tüketimi ile karaciğer iltihaplanması olan siroz arasında orantılı bir artış tespit etmişlerdir. İsviçre, Norveç ve Finlandiya gibi ülkelerde kişi başı hınzır eti tüketimi ile sirozdan ölenlerin oranları doğru orantılı olduğu görülmüştür.

  • Cenk Çalık

    4.4.2021 00:37:25

    Hınzır etinde bol miktarda sümüksü bağ dokusu, kükürt yönünden çok zengindir. Düzenli hınzır eti tüketildiğinde, zamanla vücuttaki sert kıkırdak maddesinin yerini, hınzırdan geçen sümüksü bağ dokusu alır. Bunun sonucunda da kıkırdak yumuşar, eklemlerde bozulmalar meydana gelir. Özellikle sporcularda yorgunluk, tembellik ve hareketsizliğe sebep olduğundan, birçoğu mesleklerini bırakmak zorunda kalmıştır. Hınzırda büyüme hormonu da çok fazladır. Doğduğunda birkaç yüz gram olan yavru, altı ayda yüz kiloya ulaşır. Hınzır eti tüketildiğinde bu büyüme hormanları da vücuda alınmış olur. Bu da doku şişkinliklerine ve iltihaplanmalara yol açar. Burun, çene, el ve ayak kemiklerinin anormal bir şekilde büyümesine ve vücudun yağlanmasına neden olur. Hınzır etinin ihtiva ettiği histamin ve imtidazol denilen maddeler, deride kaşıntı hissi uyandırır. Ekzama, dermatit, nörodermatit, kan çıbanı, apandist vb. hastalıklara yakalanma ihtimalini önemli ölçüde artırır.

  • Cenk Çalık

    4.4.2021 00:36:54

    Günümüz insanı et ihtiyacının %38’ini hınzır etinden karşılamaktadır. Üstad Hazretleri hınzırın “tıbben muzır olduğunu” belirtmesi çok dikkat çekicidir. 87 yıl önce sağlık açısından zararlarını ifade edebilmek manidardır. Şimdi sırasıyla bu maddi zararlarını anlamaya çalışalım: Hınzır yağı içerisinde “sutoksin” adı verilen zehirli maddeler bulunmaktadır. Zararlı maddelerin vücuttan atılabilmesi içinde lenf bezlerinin fazla çalışması icap eder. Bu durum özellikle çocukların boğaz bölgesinde anormal bir şekilde şişmesine neden olur ve adeta simaen hınzıra benzer. Söz konusu hastalık tıpta “domuz hastalığı”(skrofuloz) olarak adlandırılır.

  • Cenk Çalık

    4.4.2021 00:36:18

    Yapılan araştırmalarda domuz etinin barındırdığı bir tür maddenin insanlardaki kıskanma ve haya duygusunu azalttığı kanıtlanmıştır. Dişisini kıskanmayan tek hayvan olarak da bilinen hınzırın, ilmi araştırmalarda bu özelliği açıkça ortaya konulmuştur. Şu an özellikle Amerika ve Avrupa başta olmak üzere hınzır eti tüketilen ülkelerde aile kurumu paramparça olmuştur. Devletin çeşitli cazip destekler vermesi de istenen neticeyi değiştirememektedir. Bunun yanısıra, Üstad hazretlerinin haşiyede de belirtiği gibi, bu ülkelerde yaşayan insanların maddeci ve tabiatçı felsefeyi kabul ederek manevi hayatlarını zindana çevirmesinde hınzırın payı büyüktür. Her ne kadar medeniyette, ilimde, fende, sanatta ileride de olsalar manen çökmelerinde ve adeta cehennemi bir ruh haline sahip olmaları hınzır eti tüketimiyle yakından ilişkilidir.

  • Cenk Çalık

    4.4.2021 00:35:50

    Üstad, mevzuya bu şekilde giriş yaptıktan sonra sadece maddi cihetle değil manevi yönden de değerlendirme yaptığını görüyoruz. “Hınzır eti yiyen bir cihette hınzırlaşır” diyerek ve haşiyede açıklamaya yaparak manevi yönünü tam manasıyla izahını yapıyor. Eski bir Çin atasözü der ki: “Ne yersen, O’sun.” Çok farklı kültürlerde de buna benzer ifadelerin olduğunu biliyoruz. Yediğimiz gıdalarla insan mizacı arasında doğrusal bir ilişki vardır. Et tüketen hayvanların agresif, ot tüketen hayvanların ise uysal olduğu bilinen bir gerçektir. Hatta et ağırlıklı beslenen insanların sert mizaçlı, sebze-meyve ağırlıklı beslenen insanların ise daha halim-selim olduğunu müşahade ediyoruz. Dolayısıyla, gıda seçimi mizacımızda çok mühim rol oynamaktadır.

  • Cenk Çalık

    4.4.2021 00:35:09

    Öncelikle Üstad Hazretleri hikmet ve illet kavramları arasındaki ilişkiyi anlatarak bir Müslümanın harama nasıl yaklaşması gerektiği konusunda umumi bir düsturu nazara vermektedir. ‘’Neden haram kılınmıştır?’’ sorusuna ilk cevabımız “Rabbimiz öyle emretti!” olmalıdır. Daha sonra haram kılınmasının hikmetlerini öğrenmeli ve anlamaya çalışmalıyız. Başta mutezile mensupları olmak üzere bu duruma itiraz edenler olmuştur ve bundan sonra da olacaktır. Nitekim yukarıdaki pasajda da bir doktorun itiraz ettiği görülmektedir. Üstad Bediüzzaman Hazretleri bu mevzuyu net olarak izah etmiştir. Hınzır etinin zararları bir şekilde zararsız hale getirilse dahi haramlığı değişmez. Hatta, hınzır eti dünyanın en yararlı eti haline getirilse bile, illet değişmeyeceğine göre hüküm de değişmeyecektir.

  • Cenk Çalık

    4.4.2021 00:34:14

    İşte bu gibi hikmetler, onun haram olmasına ve nehy-i İlâhî taallûkuna da bir hikmet olmuştur. Hikmet her fertte ve her vakitte bulunmak lâzım değildir. O hikmetin tebeddülü ile illet değişmez. İllet değişmezse hüküm değişmez. İşte bu kaideye göre, o bîçâre adamın ne kadar şeriatın rûhundan uzak konuştuğu anlaşılsın. Şeriat nâmına onun sözüne ehemmiyet verilmez. Hâlikın çok akılsız feylesoflar suretinde hayvanları vardır! HAŞİYE : Acaba firengistanın bu kadar harika terakkiyât-ı medeniyetiyle ve kemâlât-ı fenniyesiyle ve insaniyetperverâne ulûmuyla ileri gittiği halde, o terakkiyat ve kemâlâta ve o ulûma bütün bütün zıt olan maddiyyunluk ve tabiiyyunluk zulümâtında hınzırcasına saplanmalarında, hınzır etinin yemesinin medhali yok mudur? Soruyorum. İnsan, beslendiği şeyle mizâcı müteessir olduğuna delil, “kırk günde hergün et yiyen kasâvet-i kalbiyeye dûçâr olduğu” darbımesel hükmüne geçmesidir. (Bediüzzaman Said Nursî, Lemalar, s. 150-151)

  • Cenk Çalık

    4.4.2021 00:33:03

    Yer darlığı nedeniyle yazımın bir kısmı yayınlanmış. İlgilenenler için tam metini parçalar halinde yayınladım: Hınzır, Kur’an-ı Kerim de beş ayrı ayette bahsedilen ve etinin yenilmesi haram kılınan hayvanlardan biridir. Önemle üzerinde durulması ve haram olmasında çok sayıda hikmet vardır. Bu yazımızda Risale-i Nurda geçen ilgili pasajı nazara vererek maddi ve manevi hikmetlerini bir nebze de olsa anlamaya gayret göstereceğiz: İşte, bu kaide-i şer’iyeye binâen, ahkâm-ı şer’iye hikmetlere göre tegayyür etmiyor, hakikî illetlere bakar.Meselâ, o doktorun bahsettiği gibi, hınzırın etinden bildiği zarardan, hastalıktan başka, “Hınzır eti yiyen bir cihette hınzırlaşır” kaidesiyle ve o hayvan, sâir hayvânât-ı ehliye gibi zararsız yapılmıyor.Etinden gelen menfaatten ziyade, çok zarar îrâs etmekle beraber, etindeki kuvvetli yağ, kuvvetli soğuk memleketi olan firengistandan başka tıbben muzır olduğu gibi, mânen ve hakikaten çok zararlı olduğu tahakkuk etmiş.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı