"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Barla mektuplarında, Risale-i Nur (2)

15 Eylül 2020, Salı
Risale-i Nur’u en iyi tarif edenler Barla’da eserlerle ilk muhatap olanlardır.

Çünkü haza ihlâs, haza sadâkat, samimiyet ve halisane muhabbet. Yazdıkları mektuplarda, Risale-i Nur’a ve Üstadlarına karşı gösterdikleri bağlılıkta hiçbir şekilde tasannu eserinin olmadığı düsturlar manzumesidir Barla Lâhikası.

O mektupların kitap haline gelip, kıyamete kadar gelecek Nur Talebelerine rehber olacakları akıllarından bile geçmediğindendir ki; bütün mektuplarda aynı safiyeti görmek mümkün.

Hulusi Abi ince zekâsıyla Risale-i Nur’un neşri hakkında diyor ki; “Eserlerin Nur İsm-i Aziminin tecellisi olduğuna, ihtiyaca ve hal-i âleme göre yazdırıldığına bence asla şüphe kalmamıştır” (Barla Lâhikası) Kur’ân, sünnet ve şeairin unutturulmak istendiği bu dehşetli asırda insanların ihtiyacına cevap verebilecek tarzda “yazdırıldığına” diye ifade ediyor. “Yazdırıldı” ifadesi ise, Üstadın ve eserlerin hakikî mahiyetini ve vazifesini anladığının tezahürü.

“Otuz İkinci Söz’ün Üçüncü Mevkıfını da Hakkı Efendi kardeşimizle merak ve dikkatle okuduk. (33. Söz, 3. Mevkıf; “Bütün mevcudatın hakaikı, bütün kâinatın hakikati, Esma-i İlâhiyeye istinad eder”...) Cidden çok âli mefhumu var... Belki diğer sözlerin daha fevkinde parlayan bir necm-i nurefşandır. (nur saçan yıldız).... erbab-ı imana gülümseyen, ahzab-ı dalâlete haşmetle bakan, gözlerini kör eden, erbab-ı gafleti uyandıran.... Bir kevkeb-i nevvardır (parlayan yıldız).

Hulusi Abi, daha önce Doktor Kemal’e Mi’rac Risalesi hakkında sorduğu sualin cevabı çok açık ve net bir şekilde alır.

(Doktordan Mi’racı (31. Söz Mi’rac Risalesi) nasıl bulduğunu sordum. Doktor Kemal der: “Eserin pek büyük kıymetini takdir etmek için, İslâm olmaya gerek yok, insan olmak kâfi” cevabını verdi.) (Barla Lâhikası, s. 61) Bu cevabı da Üstadına bildiriyor.

Hulusi Abi, Risale-i Nur hizmeti için çok şeyler yapmak istediğini, ancak “istidadım kısa, iktidarım noksan” diyerek, Yirmi Dördüncü Sözde geçen fakir gibi (Benim hediyem hiçtir, ne yapayım.... Eğer benim iktidarım olsaydı bir mislini sana hediye ederdim) dediği gibi, ben de derim; “Ey sevgili Üstadım. Gücüm yetişse elimden gelse bütün o nurlu sözler ayarında kelimelerden mürekkep cümlelerle size maruzatta bulunmak isterim. Fakat biliyorsunuz ki yok. Niyetime göre muamele buyurunuz.” (Barla Lâhikası, s. 63)

Üstadın kardeşi Abdülmecid Abi, “Lâfzî bir Üstadı kaybettimse de, manevî müteaddit mürşitleri buldum diye kendimi tebşir ettim” (Barla Lâhikası. 66) ifade eden mektubuyla eserlerdeki her bahsin ayrı ayrı birer mürşit olduğunu ifade ediyor.

Hulusi Abi: “.....Üstadım müsterih olunuz, bu Nurlar ayakaltında kalamazlar. Onları dellâl-ı Kur’ân’dan enzar-ı cihana vaz eden Hâlık (cc) bizim gibi, kimsenin ümit ve tahayyül edemeyeceği âciz insanlarla bile neşr ve muhafaza ettirir..... Bu sebeple oradaki kardeşlerimizden Risale-i Nur ile çok alâkadar olmalarını rica etmekteyim.” (Barla Lâhikası, s. 69) diyerek, Risale-i Nur’un kıyamete kadar vazifesini bihakkın ifa edeceğinin ümidini ve şevkini bizlere kadar taşımaktadır. 

Okunma Sayısı: 1164
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı