"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Lâhikalar, kutup yıldızları gibidir

24 Ocak 2021, Pazar
Kutup yıldızları diğer gök cisimlerinin aksine yerlerini hiç değiştirmezler, sabittirler. Yollarını kaybeden seyyahlar, denizciler kutup yıldızlarının bu özelliğinden istifade ederek yollarını bulmuşlar, kutup yıldızları onları hiç şaşırtmamış, her zaman doğru yolu göstererek menzillerine ulaşmalarını sağlamıştır.

Risale-i Nur Külliyatı’ndaki “Lâhika Mektupları” da kutup yıldızlarına benzerler. Tâbi olanlar istikametlerini bulurlar.

İmanî bahisler, Müdafaalar ve Lâhika Mektupları olarak üç başlık altında toplanan Külliyatımız için Zübeyir Ağabeyin şöyle bir ifadesi vardır:

“İmanî bahisleri okuyanlar, ehl-i takva ve ehl-i salâhat olur. Müdafaaları okuyanlar, dâvâsının müdafaasıyla mücehhez olur. Lâhikaları okuyanlar, hadiseler karşısında nasıl hatt-ı harekette bulunacaklarını öğrenirler.” diyerek, Lâhikaların ne kadar önemli olduklarını vurgulamıştır.

Üstadımız da, (hizmet düsturlarına uyulmadığı takdirde) “…bize düşman olan dinsizlik kuvvetine bilmeyerek yardım etmek ihtimali var.” (21. Lem’a, 396) diyerek bizleri uyarmıştır.

Buradan anlaşılıyor ki; imanî meseleleri okuduğumuz halde, bizlere hizmetin düsturlarını gösteren lâhikaları okumadığımız veya onlara önem vermediğimiz zaman dinsizlik cereyanına yardım etmek ihtimali olduğunu söylemiştir.

Bediüzzaman’ın hizmetkârları tarafından kaleme alınan “Lâhikaların Takdimi”nde “Nur’un ilk müştak talebelerinin, Nurlar’ın hemen telifi zamanında, ilk okuyup yazdıklarında duydukları samimî hissiyat, kalbî ve ruhî istifade ve istifâzalarını dile getiren fıkralarını ve Hazret-i Üstadın da bazı mektuplarını ihtivâ etmek” ile beraber, “bazı müşkülatlarının ve suallerinin halledilmesini rica etmişler”  denilmektedir.

Çünkü bu zamanda, “bilirsiniz ki, eğer dalâlet cehaletten gelse izalesi kolaydır. Fakat dalâlet, fenden ve ilimden gelse, izalesi müşküldür.” (Beşinci Mektub) Bu zamanda dinsizlik cereyanı ilim ve fen yoluyla geldiğinden bize yolumuzu gösterecek doğru bir rehber lâzım.

Ayrıca, Müslüman uyanık ve müteyakkız olmalı, olayların görünen kısmından ziyade, içinde gizlenmiş oyunu görebilmeli. 

Bu zamanda şeytanın, çoğu zaman sağdan gelebileceğini de unutmamalı.

Üstadımız, Hutuvat-ı Sitte eserinde, “Her bir zamanın insî bir şeytanı vardır… İnsan cemaatlerindeki… zayıf damarları buluyor. Kiminin hırs-ı intikamını, kiminin hırs-ı câhını [makam-mevki hırsını], kiminin tamaını, kiminin humkunu [ahmaklığını], kiminin dinsizliğini, hatta en garibi, kiminin de taassubunu [aşırı ve cahilce bağlılığını] işletip siyasetine vasıta ediyor. “

Süfyanın ve onun şahs-ı manevîsinin Müslümanlar tarafından iyi okunabilmesi ve bilinmesi gerekir. Bu durumda bize hata yaptırmayacak yol göstericimiz “Lâhikalar”dır.

Hizmetimizin merkezine Lâhikaları koymadığımız zaman, bu ince ve hassas durum anlaşılmaz. Liyakatten ziyade kişiyi özel durumlarıyla değerlendirdiğimizde, lâyık olmayanlar idareye gelir ve çok önemli değerlerimizi kaybederiz.

Meselâ, imanın hassası olan hürriyetin zedelenmesi, devleti ayakta tutan adaletin tartışılması, kanunda olması gereken kuvvetin şahsa geçmesi gibi dine zarar veren icraatların “dindar” diye nitelenen kişiler tarafından yapılmasını bile normal karşılayarak, “vardır bir bildiği, namazında niyazında yanlış yapmaz” diyen safderunlaşmış Müslümanlar dinimize ne kadar zarar verdiklerinin farkında bile olmazlar.

Din hizmeti, makam ve şöhret kazanmak için yapılamayacağı gibi, istiğna düsturundan taviz vererek dünyevî ve uhrevî menfaat sağlama cihetine de gidilemez.

Üstad Hazretleri, mü’minleri bekleyen diğer tehlikeleri de şöyle ifade ediyor:

“Bu asırdaki ehl-i İslâmın fevkalâde safderunluğu ve dehşetli canileri de âlîcenabâne affetmesi ve bir tek haseneyi ve binler seyyiatı işleyen ve binler manevî ve maddî hukuk-u ibâdı mahveden adamdan bir tek haseneyi görse ona bir nevi taraftar çıkmasıdır. (Hâşiye: Yani elması elmas bildiği halde camı ona tercih eder.)” (Kastamonu Lâhikası, s. 48) 

İşte ey kardeşlerim! “Lâhikalar” bunun için bu hizmetimizin “Kutup Yıldızları”dır. Takip ettiğimizde, hiç yolumuzu şaşırmayız.

Okunma Sayısı: 2084
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Orhan Kaşlıoglu

    24.1.2021 13:39:10

    Şahıslar dahide olsalar sahsımanevi olan ehli dalalete karsı mağlup olabilirler.O yuzdenlahikalardaki düsturlardan istifade ile olusturulan sahsi manevinin hukumleri daha doğru ve daja nafizdir.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı