"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Sahabelerden, saff-ı evvel’lere

12 Temmuz 2020, Pazar 00:13
İnsanlığın, zahirî ve bâtınî özelliklerinin zirveye ulaştığı, adaletin, hoşgörünün, ahlâkın, paylaşımın kıyamete kadar en medenî milletlere örnek gösterildiği bir zamandır, Asr-ı Saadet.

Ve o zamanda yaşayan Müslümanların, birbirleri arasındaki uhuvvet halleri görülmeye değer. Allah Resulü (asm) ne söyleyecek, nasıl bir hareket içinde olacak diye, gözlerini ve kulaklarını ondan (asm) ayırmayan bir nesil.

Tek gayeleri var, o da iman ve İslâmın hakikatlerini dünyaya neşretmek. Bunu yapmak için de Peygamberden (asm) aldıkları tebliğ vazifesini dünyanın bir ucuna bile olsa uçarcasına gitmek.

Yolda ne yiyeceğim, başıma ne haller gelecek, bir daha geri dönüp Resulullah’la (asm) tekrar görüşebilecek miyim? gibi suallerin cevaplarını almadan, tek düşünceleri en kısa zamanda menzile ulaşmak. İslâmın hakikatlerini ihtiyaç sahiplerine tebliğ etmek. Onun içindir ki dünyanın her yerinde sahabe mezarlarına rastlamak mümkün.

İslâmın fıtrî hakikatleri, kız çocuklarını diri diri toprağa gömen o taştan da kaskatı olan kalpleri, karıncayı dahi ezmekten çekindiren bir hâle sokmuştu.

Bu zamandaki Bediüzzaman’ın “Sahabe mesleği” diye vasıflandırdığı Risale-i Nur’un hizmet dairesine giren Nur Talebelerinde de bu özellikleri görmek mümkün.

Üstadımız Barla’ya gelince, her türlü tehdide rağmen onun hizmetine giren, Muhacir Hafız Ahmet, Sıddık Süleyman gibi. Kendileri önemli bir Kur’ân ilmine sahip oldukları halde, Risale-i Nur’daki hakikatler karşısında tekrar talebeliğe dönen Hoca Sabri.

Üstadımız bir gün “Bak Hafız, bunun yazısı seninkinden daha güzel, bu senden fazla hizmet edecek” dediğinde, hiçbir kıskançlık duymadan sevinen ve yüzü gibi kalbinin de bunu tasdik ettiğine Üstadımız şahit olduktan sonra, memnuniyetini “İşte bu his çok hizmet edecek” diyerek sevincini ifade ettiren, Hafız Ali Abi gibi. (Barla Lâhikası)

O şiddetli devirde rütbeli subaylar olmalarına rağmen, Risale-i Nur hizmetinin selâmeti için ruhunu feda eden Asım Bey ve hayatını vakfeden Hulusi Abi gibi.

Çok sayıda mürşidi ve yaygın bir tarikatın şeyhi olmasına rağmen Denizli Mahkemesi’nde Üstadı tanıdıktan sonra Risale-i Nur’a talebe olmayı tercih eden Hasan Feyzi Abi gibi.

Yıllar sonra torunu Yeni Asya’da çıkan bir beyanında dedesi Hasan Feyzi Abi için şöyle diyecekti: “Dedem tarikat şeyhi olarak kalsaydı, onu sadece Denizli halkı tanıyacaktı, oysa Risale-i Nur’a talebe oldu, şimdi onu dünya tanıyor.”

3-4 kişinin katili olmasına rağmen, Denizli Hapishanesi’nde, Üstadı ve Risale-i Nur’u tanıdıktan sonra “Üstadım tahta bitlerini öldürmek günah mıdır?” diye soracak kadar iman sahibi olan, kalbi sahabeler gibi yumuşayan, Hünkâr Süleyman gibi.

Ve “Kâinata değişmem” diyerek, kendisine kâinat kadar değer verdiğini ifade ettiği ve hizmet için memuriyeti bırakan, Zübeyir Gündüzalp ve bütün dünyalığını satıp hizmete teksir makinesi alan Tahiri Mutlu Abi gibi.

İsimleri bilinen ve bilinmeyen daha niceleri. Anadolu’nun dağında, taşında, köyünde bulunan daha birçok isimsiz kahramanlar. Ve şefkat kahramanı olan hanımlar.

Yıllarca Üstad’la beraber oldukları zamanlarda veya Üstadın vefatından sonra, aralarında geçen hadiseler hakkında en küçük bir dedikodu veya tartışma konusu duyulmaması onların kendilerine tamamen hizmete odaklanmış olmalarının bir tezahüründen başka bir şey değildir.

Tıpkı Uhud Savaşı’nda Peygamberimizin (asm) okçu sahabelerini yerleştirdiği Ayneyn Tepesi’nde “Burayı asla ve kat’a terk etmeyeceksiniz” kesin emri olmasına rağmen “Okçular Tepesini” kimlerin terk ettiğini, en yakınlarına dahi söylemeyerek, hatta daha sonra Sıffin ve Cemel Vak’aları’nda karşı karşıya gelmelerine rağmen kardeşlerinin bu kusurlarını ifşa etmemeleri, sır olarak kıyamete kadar bilinemeyecek olması en güzel bir uhuvvet örneğidir.

Evet, bu mübareklerin halet-i ruhiyelerine adapte olmak ve Üstadımızın “Sahabe mesleği” olarak vasıflandırdığı, bir ihsan-ı İlâhî olarak omzumuza konan ve haberimiz yokken istihdam olunduğumuz hizmetimizin kıymetini bilelim. 

Sarılalım, kucaklaşalım her günümüz bayram olsun. 

Okunma Sayısı: 1148
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı