"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Eğer dürüstlerse!..”

Cevher İLHAN
03 Temmuz 2026, Cuma
VAZİYET

“Partimize teveccüh her geçen gün artıyor” diyen partili Cumhurbaşkanı muhalefetten partisine transferleri yüksünmeden âlây-ı vâlâyla büyük bir “memnuniyetle” yapıyor; “daha gelecekler var” diyor.

Kulislerde AKP’ye geçiş yapan 14 milletvekilinin çoğunun partilerinden seçilme şanslarının kalmadığı, yeniden seçilme vaadiyle iktidar partisine kapak attıkları belirtiliyor.

Belediye başkanlarının transferleri ise daha da vahim. Zira muhalefetten seçilen başkanların tutuklanmaktan kurtulmak için iktidar partisine geçtikleri açıkça ortaya çıkıyor.

Görünen o ki ağır baskılarla iki yıl içinde 80 belediye başkanının iktidar partisine geçmesi sağlanmış. Cumhurbaşkanı’nın parti rozetini takıp elini öpen başkanlar Demoklesin kılıcı gibi başlarında sallandırılan iddialardan kurtulurken, geçmeyenlere gözdağı veriliyor.

Özetle DP Genel Başkanı Uysal’ın değerlendirmesiyle “bir kişinin tek başına seçime girdiği bir konfigürasyonu şekillendirmek uğruna demokratik rekabet zemini yok ediliyor. Devlet gücüyle milletin iradesi boğulmaya çalışılıyor.

Ancak en ilginci, tehditlerle, korkularla, hilelerle” yapıldığı her haliyle sırıtan transferlerin “iktidar cephesi”nce ve “yandaş medya”ca “bir siyasî başarı ve beceri”ymiş gibi propaganda edilmesi. Dahası Cumhurbaşkanı’nın başka partiden seçilip partisine gelen milletvekilleri ve belediye başkanları için “halkımızın güvenini boşa çıkarmayacağız” demesi.

Oysa daha 2013’de bir milletvekilinin partisinden istifası üzerine, “Bir partinin bayrağı altında seçime girmişse o partiyle hareket eder, ayrılıyorsa sadece partiden ayrılmaz, dürüstse milletvekilliğinden de ayrılır, ahlâk bunu gerektirir” diyerek transferlerin gayr-ı ahlâkîliğinden yakınmıştı.

Bunun içindir ki son transferlerle “partimize intisap edenleri bağrımıza basacağız” sözleri arasındaki yaman çelişki sorgulanıyor…

TESBİT

“Brandalı siyaset…”

NATO zirvesi öncesi Ankara’da Trump’la NATO liderlerinin geçeceği yolların etrafına bariyerler çekiliyor. Gecekondulara paneller konuluyor. Memurlar izinli sayılıp devlet daireleri boşaltılıyor. Meclis tatile sokulup kapatılıyor.

Bu arada Ankara’dakilerin de yer aldığı soykırımcı Netanyahu’yla Gazze’yi ve Batı Şeria’yı toptan “İsrailleştiren” “Siyonist Filistin Eylem Plânı”nı kotarma peşindeki Trump’a muhtemel protestolara karşı gözaltılar devam ediyor. 

GP Genel Başkanı Davutoğlu’nun yakınmasıyla “zirveye stratejik açıdan hazırlanmak yerine Ankara’da hayat ve fikir durduruluyor, vatandaşlara âdeta işkence ediliyor.”

DEVA Genel Başkanı Babacan’ın tesbitiyle bütün bunlar “Saray’da Trump’la bir fotoğraf vermek uğruna” yapılıyor. Bundandır ki İyi Parti Genel Başkanı Dervişoğlu “Bu tutuklamalar, bu eyyamcılık neden?” diye soruyor.

Ancak en çarpığı, ithal “yerli tank”, “maket uçak” gibi, bataryası, entegrasyonu, mekânik aksamı, tasarımı ithal edilen ve Dışişleri Bakanı’nın ikrarıyla motoru Amerika’ya sipariş verilen Kaan uçağının “yerli ve millî” olarak lanse edilmesi. İktidar mahfillerinde hâlâ “yüzde 100 yerli ve millî” propagandasının yapılması. Motorunun satışının Trump tarafından serbest bırakılmasının “iktidara iliştirilmiş medya”da “müjdelenmesi!”

Bu yüzden SP Genel Başkanı Arıkan, “Yüzde 100 yerli ve millî’ dediğiniz jetin motorunu neden Trump bize hediye ediyor? Kaportası bizden, motoru Amerika’dan olan bir jetin kullanma izni bizde mi olur Amerika’dan mı olur?” sorularını yöneltiyor.

Cumhurbaşkanı’nın deprem bölgesini ziyarette yıkık binaların, köprülerin brandayla kaplanmasındaki gibi “İsrail’den sonra en çok Cumhurbaşkanına övgüler yağdıran” Trump’ın görmemesi için gecekonduların önüne brandaların çekilip gerçeklerin brandayla kamuflesine “brandalı siyaset” yorumunu yapıyor.

GARABET

“Sahada siyaset” çelişkisi

Daha yakın zamana kadar Bahçeli’yle birlikte ana muhalefet partisi Genel Başkanı’na “Ankara merkezli siyaseti” önerip “Ankara’da otur, sahada ne için var!” çağrısında bulunan Cumhurbaşkanı’nın milletvekillerine ve teşkilâta “saha inin!” direktifini vermesi dikkati çekti.  

Sapanca’daki son toplantıda partisinin Genel Başkanı olarak “Yorulan varsa kenara çekilsin, dinlensin; medya tamam, sosyal medya tamam ama caddeyi - sokağı asla boş bırakmayın, sahada olmanız lazım, seçmenle rû-be-rû görüşün!” uyarısını yapıyor.

Muhalefetin sahada olmasından rahatsız olan iktidardakilerin siyasette en doğru yöntemin halkla doğrudan diyalogu tavsiyeleri, “muhalefete ayrı - iktidara ayrı ikili yargı” gibi “siyasette çifte standart” garabetini bir defa daha açığa çıkarıyor.

Okunma Sayısı: 239
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı