"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Farklı vücutlar, tek ruh

H. Muharrem OKUR
17 Ağustos 2026, Pazartesi
Yalnızlık, yalnızlaşma, bireyselleşme çeşitli zamanlarda gündeme gelen özellikle çağımızın sorunlarından bazıları. Bunların sebepleri elbette az değil ve çok yönlü.

Ancak başlıca sebepler olarak; derin ve manalı iletişim yerine özellikle sosyal medyanın ve dijitalleşmenin de etkisiyle yüzeysel ve duygu aktarımından mahrum iletişimin artması, geniş ailelerin, mahalle kültürünün, kuvvetli komşuluk ilişkilerinin azalması, kişisel özgürlüğün ve bağımsızlığın yanlış mânalarda kitlelere empoze edilmesi, insanların güven sorununun çeşitli sebeplerle artması, ekonomik veya sosyolojik problemlerle boğuşmak, anlam ve aidiyet eksiklikleri gibi etkiler sayılabilir. 

Tüm bunların neticesinde yalnızlaşan insan ise içine kapanan, zihinsel problemlerle boğuşan, ilişki kurma becerisi zayıf, neticede fiziksel sağlığını da yitirme tehlikesiyle karşı karşıya kalan bir insan olarak karşımıza çıkmakta. Tüm bu etkileri bastırıp, hissetmeyerek, kimseye ihtiyacı olmadığını düşünen ve kendi güç ve kudretine güvenen insan ise çok daha tehlikeli olarak âdeta zamanın firavun meşrep bir haline bürünebilmekte. Neticede yalnızlık, insanı maddî-manevî felâketlere sürükleyebilecek bir probleme dönüşebilir. Dolayısıyla sadece cismanî vücuttan ibaret olmayan insanın ruhu kuvvetli manevî bağlar aramaktadır. Bu bağları bulmanın ve sağlıklı biçimde kurmanın metotlarını ise asrımızın âlimi Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri Kur’an’dan ve Sünneti-i Seniyyeden alarak bizlere en güzel biçimde sunmuş.

Bediüzzaman, Risale-i Nurlar’la sarsılan imanları kuvvetlendirme ve kurtarma hizmetini yaparken, mü’minler arasında bulunması gereken muhabbet bağlarını da örer. Her şeyden önce samimiyeti esas tutan fertleri, iman ekseninde ruhen birbirine bağlayıp tek vücut haline getirecek metotları aktarır. Esasında bu zaten İslâm’ın özü ve emridir. Asrımız insanına ve Nur şakirtlerine çağın yalnızlaştırma ve yitik hissettirme taarruzlarına karşı müfritâne irtibatı, kardeşini koşulsuz sevmeyi, hayatını hatta ruhunu feda edebilecek derecede dostlarına muhabbet beslemeyi, istişare etmeyi, kusuru görmemeyi, örtmeyi, affetmeyi, ben yerine biz diyebilmeyi, kardeşinin nefsini kendi nefsine tercih edebilmeyi öğretir. 

Tüm bunların detayları bilindiği üzere “İhlâs Risalesi” ve “Uhuvvet Risalesi”nde aktarılmıştır. Neticede insan, sayılan hasletlere sahip dostlarının olduğunu bildiğinde, her taarruza dayanabilir, her sıkıntıya karşı sabredebilir. Çünkü o artık tek kişi değildir. Yanında ona feda olabilecek, o da kendisini onlara feda edebileceği dostları, arkadaşları, kardeşleri vardır. Birbirlerinin maddî-manevî yardımlarına koşarlar: “Risale-i Nur şakirtlerinin ruhları birbiriyle alâkadardır. Cesetleri müteaddittir; ruhları müttehid hükmündedir”1 hakikatine mazhar olurlar. 

Dipnot:

1- Barla Lâhikası, s. 204.

Okunma Sayısı: 123
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı