"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bana bir şiir söyle

M. Said ZEKİ
17 Ağustos 2026, Pazartesi
Bana bir şiir söyle içinde “Yıldızları konuşturan bir yıldıznâme” olsun.

“Bak kitab-ı kâinatın safha-i rengînine” diyen Hulusî’nin, rengin ve zengin şiiriyle semânın yüzündeki yıldızlara bakıp, “Keşke şair olsaydım”  diye hayıflanan Barla dağlarındaki ‘zümrüdüanka’ya selam olsun.

***

Bana bir şiir söyle; içinde minik kuşlar olsun.. “Mantıku’t Tayr” tadında... Azimle Simurg’u arayan..

Sevgiyle ıslanan yağmurlar, ağlayan gözyaşları olsun; sadefçede inciyi saklayan!

Solmayan baharları, göğe uzananan dağları, bengisu fışkıran pınarları müjdelesin.

***

Sevgi, nefret, kıyamet zamanları...

İlk halka... İnsanlığın atası Hz. Âdem...

Yasak meyvayı yediğine pişman. Ekilen tohumlar hüzün, keder ve acı. Tevbe ve sevgi pişmanlığın ilacı...

Dönem dönem sevgiyle yeşerdi kardeşlik. Şenlendi yeryüzü, insana beşik...

Heyhât, sonra kardeşler arasına su-i zân düştü! Kıskançlık ve şehvet için toprağa kan düştü.

Kâbil kıskanç, Kâbil’in torunları bin pişman. Meş’um kin, boğdu masumları ipil ipil akar kan! Nehir oldu da insan kanı; yüz yıllardır durmaz akar! Ve hortladı tüm kötülükler, yayıldı yeryüzüne, hoyratça!

Bahçıvanlar geldi, çırpındılar; sevgiyi yeşertmek için... Çöle dönen hayata imbat yeli, bahara çevirmek için!

Sevgi elçileri şevkli, yalınayak dolaştı yeryüzünü... Hıdırellez’den muştular, süpürdü her hüzünü ! Saadet Asrı’nı yaşadı ümitle, ihtiyar dünya!

Sonra... Sonra güneş döndü, ikindiden akşama...

Mahşerin dört atlısı; Deccal, Ye’cüc, Me’cüc ve Dabbe!..

Hâlâ görev başında!

*** 

Ey nefis, bir meteor çukurunda devinip duruyorsun, kertenkele yazgısıyla.

Hayali merdivenler kuruyorsun, örümcek ağlarında.

Tohum çatlamaz. Akıl F e y l e s o f sığınağında.

Ö k s ü z  h ü z ü n l e r i n  a ğ l a t ı r  beni.

Tuzak sözlerin, güneşten uzak... Dostların karanlıkta, isli bir fanus gibi, ışık saçıyorsun güya. Yıldız böceğinin komik yalnızlığında...

*** 

Ey gönül! Hâyâl mahallesinde ne koşup duruyorsun? Fincanı deniz, denizi kadeh sanma!

Aşık isen âşıklarla otur sen, amma. Buğday başakları gibi alçakgönüllü konuş.

Sen kendine kötülük edip iyilik umuyorsun. Ani ve fânî zevklere aldanıp beka istiyorsun. Sessiz gemide son çığlık, son demi ömrün.

Gece bekçisi sensin cümle gamların,

Bir tuzaktan dışarı fırla. Artık son perdeyi oynuyorsun.

***

Kardelen. Firuze ışığında lâl. Yakut sadeliğinde... Mor akşamlar...

Perdeleri indirir. Ay kapanır... Sen prizmaları kırarsın,

Rüzgârlar susar, harflerim kararır, bilemem kadife yazgılım!..

Solarsın, soluklanırsın... İç çekersin...

Karacadağlara bakıp, gizlice ağlarsın. Susarsın sonra usulca...

“En kara” gecenin alacakarasında... Toprağa salarsın sırlarını, Yusuf’ca...

Ve yeşerir ümidim. Kara toprağın karanlığına inat,

Şafağa uyanırım kar beyazlığında. Sen hıçkırıkları duyarsın sadece, kadife yazgılım!..

Ve sen... Prizmaları kırarsın,

Sen... Hıçkırıkları duyarsın sadece. 

Ümitler şafağa uyanır da,

Ben başkalarının günahına ağlarım.

Okunma Sayısı: 121
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı