"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İsrafın sahtekârlıkla savunulması

Cevher İLHAN
03 Şubat 2024, Cumartesi
GARABET

Bilindiği gibi ekonomik çöküşte sırf seçim propagandası hesabına bir kişinin 55 milyon dolarlık biletle birlikte toplam 70 milyon dolara mal olan “uzay seyahati” israfına dair bir yığın yorum yapıldı.

Özellikle uzaya gönderilen astronotun yer çekiminin olmadığı uzay aracı içinde kurulan canlı bağlantıda Cumhurbaşkanı’na medhiyeler dizdikten sonra yukarı çıkarken, elinden bıraktığı mikrofonun bütün dünyanın gözü önünde yere düşmesi tuhaflığı dikkatleri çekip çokça tartışıldı.

Bundandır ki her ne kadar “milli uzay programı’ kapsamında ‘Türk uzay yolcusu ve bilim misyonu” olarak sunulsa da ABD’nin Florida’daki Kennedy Uzay Merkezinden fırlatılan SpaceX’e ait uzay aracıyla yapılan “seyahat”e 1 milyar 129 milyon lira harcanması kamuoyunda tepkiyle karşılandı.

Bu durum, daha önce -Almanya’da 9 bin makam aracına mukabil- devletteki 115 bin makam aracına harcanan on milyarlarca lira sarfına ek olarak, Hazine ve Maliye Bakanı’nın Cumhurbaşkanı, bakanlar ve bürokratlara kiralık dahil 471 taşıt tahsisini “çerez parası” küçümsemesine benzetildi.

İktidardakilerin onca “uzay fethi” nutuklarına, “yandaş meya”nın yoğun dezenformasyonlarına, maaşlı trollerin asparagaslarına rağmen, bir “personel”in uzay seyahatine yapılan bunca masraf milletin vicdanında mâkes bulmadı.  

Bilhassa Türkiye Uzay Araştırma Başkanı’nın “Seçil Erzan operasyonunda bu kadar parayı ele geçirdik, bu para bir şey değil” diye bu masrafı az gören çıkışı, Türkiye’de sahtekârlık operasyonlarında bundan daha fazla para çalındığının, sosyal medya fenomenlerine, dolandırıcılara on milyarların kaptırıldığının ikrarı olurken, milletin malını savurmanın, israfın sahtekârlıkla savunulması garabeti olarak kayıtlara geçti.

VAZİYET

Takside aksilik!

AKP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı (İBB) adayı, “seçim projeleri”ni anlatırken “taksi sorununun çözümü için taksi sayısında bir eksiklik varsa artıracağız” diye konuşmuş.

Halbuki iktidar partisinin kaybettiği Haziran 2019’dan bu yana seçilen yeni Belediye Başkanı’na karşı kamu kurumlarının üye sayısının arttırıldığı Ulaşım Koordinasyon Merkezi’ne (UKOME) İBB’nin taksi sayısının artırılmasıyla taksi tekelinin kırılması önerilerinin hiçbiri kabul edilmedi.  

İstanbul’un nüfusu ikiye katlandığı 90’lı yıllarında kalan taksi sayısı 17 bin 395’te tutulurken, İBB’nin mevcut taksi yetersizliğine karşı taksi sorunu çözmek için hazırlayıp sunduğu ve parasını da ayırdığı “5 bin yeni taksi projesi” ve “yeni taksi sistemi” teklifleri, UKOME’de Taksiciler Odası Başkanı, iktidara yakın sarı taksi plakası sahibi “taksi ağaları”nın rantı uğruna 22. kez reddedildi.

Bu bakımdan, “iktidar cephesi” adayının, beş yıldır iktidardakilerin inadına engellediği İstanbul’da taksi sayısının artırılmasını şimdiye kadar dayattıklarının tam aksine “seçim vaadi” olarak ilânı, siyasetin saplandığı çifte standartlı karalama kampanyasını açıkça açığa çıkardı.

Ve “sıdkın (doğruluğun) hayat-ı içtimâiye-i siyasiyede öldüğü” vartada “propaganda-i siyasetle yalana fazla revaç veren” vahametin yeni bir itirafı oldu.

TESBİT

Siyasi cerbeze ile zulüm

Partisinin İBB başkanı adayı propagandasında “İstanbul’un kronikleşen sorunları”nı sayan Cumhurbaşkanı, “İstanbulluların ömrünün önemli bir kısmı trafikte geçiyor” diye yakınmış. İstanbul’da her bir vatandaşın yılda 288 saatini trafikte kaybettiğini söyleyip “yılın on iki günü trafikte geçiyor” şikâyetiyle sözde son beş yıllık belediyeyi suçlamış.

Oysa kendisinin yüzde 25 oyla İstanbul’a belediye başkanı seçildiği 1994’ten bugüne geçen yaklaşık 30 senenin 25 senesinde İstanbul’u kendisiyle partisindeki başkanlar yönetmiş. Yani İmamoğlu’nun son beş yılı sürecin ancak yüzde 15’ini tutuyor. Bir başka târifle mevcut trafik sorununun yüzde 85’i AKP’li belediyelerden devralınmış.

Buna göre trafikte geçen yılın 12 gününün 10 günü iktidar partisi belediyeleri döneminden kalırken, trafik sıkışıklığının bütün vebalini son döneme fatura edilmesiyle, haksız ithamlarla hakikati gizleme, aldatma ve uydurmalarla tam bir siyasi cerbeze/demagoji yapılıyor.

Ve yıkıcı menfi siyasetle “kabahatini setr (örtmek) için başkasını itham eden “siyah perde”yi nazara veren Bediüzzaman’ın tesbitiyle, yanlışı süsleyip “doğru” göstermek, kurnazca aldatarak üste çıkmak, lâf cambazlığı, yalan dolanla hakikati örtbas etmek olan cerbeze ile insafsızca haksızlık, cürüm ve zulüm işleniyor.

HAFTANIN SÖZÜ

“Dikta hevesi…”

“Milletin irâdesine ipotek koymak demokrasinin değil, dikta hevesinin bir tezâhürüdür” R. Tayyip Erdoğan, (Cumhurbaşkanı)

SÖZÜN ÖZÜ

“Zulm-ü şedîd…”

“Sebeb-i ihtilâf, hâkim-i zalim olan (zalimce hükmeden) cerbezedir. Cerbeze ile insan adâlet yaparken zulme düşüyor; bu tarz, bir zulm-ü şedîddir (şiddetli, büyük zulümdür.)”

Bediüzzaman, (Eski Said Dönemi Eserleri, Tulûlat 570, Divân-ı Harb-i Örfî 120)

Okunma Sayısı: 1268
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Erhan

    3.2.2024 12:13:07

    Bu ülke hiçbir zaman böyle bir zülüm görmedi, bütün basına el konulmuş, hak hukuk adalet haykıran insanların önü kesilmiş, demokrasiyi cumhuriyeti hak hukuk adaleti savunan insanlar hain terörist ocu bucu ilan edilerek, mutluluklarını halkın sefaleti üzerine inşa ediyorlar, biz de Ya Kahhar diyoruz

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı