"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Merhum Demirel’in adâletin tecellisi irâdesi

Cevher İLHAN
19 Haziran 2021, Cumartesi
TESBİT

Haftalardır ortaya atılan “mafya-devlet/siyaset-medya” üçgenindeki vahim ifşaatlara karşı özellikle siyasi “iktidara ilişik medya” mihraklarından basit “trol ağzı”yla tehditler yağdırılırken,  merhum Demirel’in “Susurluk olayı”ndaki demokratik âdil tavrına ve direncine atıfta bulunuluyor. 

Her biri başlı başına bir skandal olan ve milyarlarca doları bulan yolsuzluk, hırsızlık, rüşvet, zimmet, tehdit, şantaj, çökme, fâil-i meçhul cinâyet, kara para aklama, sanal kumar kumarhanelere dair dehşet iddialara karşı “tek kişilik yönetim”de “siyasetin sopası” haline getirilip yürütmenin emrine sokulan yargıda yaprak kımıldamazken, tam tersine sözkonusu iddiaları gündeme getirenlere soruşturma açılıyor. Muhalefetin Meclis’e sunduğu “araştırma önergeleri” peşinen reddediliyor.

Bu hususta öncelikle merhum Demirel’in kararlı tutumunun örnek gösterilmesi dikkat çekici. 

Zira Demirel’in Cumhurbaşkanı olduğu dönemde -3 Kasım 1996’da- Balıkesir’in Susurluk ilçesine yedi kilometre uzaklıkta, Uçakyolu mevkiinde meydana gelen kazadan beş gün sonra İçişleri Bakanı Mehmet Ağar yöneltilen suçlamalara karşılık istifa ederken, DYP milletvekili Meral Akşener bakanlığa getirilmiş; bir hafta sonra da (11 Kasım’da) Susurluk Cumhuriyet Savcısı “Susurluk Kazası”nı çete teşekkülü olarak değerlendirdiği dosyayı İstanbul DGM’ye gönderme kararını almıştı. 

Peşinden 12 Kasım’da “devlet-mafya-polis ilişkileri” ile “Susurluk kazası”ndan sonra ortaya atılan iddiaların araştırılması için siyasi partilerin Meclis Araştırma Komisyonu açılması yönündeki önergesi TBMM Genel Kurulunda oy birliği ile kabul edilmişti.

Akabinde 13 Kasım’da Cumhurbaşkanı Demirel, Başbakan Erbakan’a yazdığı mektupta ANAP Genel Başkanı Yılmaz’ın aktardığı bilgilerden bahsederek dokuz milletvekilinden oluşan Meclis Susurluk Araştırma Komisyonu’nun kurularak 26 Kasım’da çalışmalarına başlamıştı.

Ardından da 5 Aralık’ta İçişleri Bakanı Akşener, İstanbul Emniyet Müdürü, Özel Harekat Daire Başkanı, İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı ile Topal cinayetine adı karışan Özel Harekat Tim memurları görevlerinden alınmışlardı.

Neticede 13 Aralık’ta Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanı’nın dokunulmazlığının kaldırılması fezlekesini Meclis’e gönderirken, 22 Aralık’ta Cumhurbaşkanı Demirel, Meclis’te temsil edilen siyasi parti liderlerini “Susurluk kazası” ve sonrasındaki iddiaları görüşmek üzere Çankaya’da topladı.

Ve 23 Aralık’ta Yılmaz TBMM Susurluk Araştırma Komisyonu’na dört saat süreyle bilgi verirken, 26 Aralık’ta Meclis Susurluk Araştırma Komisyonu üç saat süreyle MİT görevlisi Mehmet Eymür’ü dinledi. İçişleri Bakanı Akşener, haklarında muhtelif gıyabi tutuklama kararları bulunan “suç faillerine yardım ve yataklık yapmak iddiaları”yla haklarında soruşturma yürütülen yedi emniyet mensubunu görevden aldı. 

Bu arada 8 Ağustos 1997’ye gelindiğinde hükûmet değişti ve Başbakan Mesut Yılmaz, Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanı Kutlu Savaş’ı “Susurluk kazası”nı incelemesi ve bu konuda bir raporu hazırlaması için tam yetki ile görevlendirdi. Bugün ise bir bakanı değil, birkaç hükûmeti düşürecek vahim iddialara karşı Saray kulakları üzerinden yatarken, siyasi iktidar hâlâ üç maymunları oynuyor. 

Bundandır ki merhum Demirel’in Cumhurbaşkanı olarak ifşaatları ciddiye alıp yargı ve Meclis araştırması için gösterdiği siyasi irâde demokrasi ve hukuk mücadelesine örnek olarak gösteriliyor.

VAZİYET

“Cezâları neyse çeksinler!”

Bilindiği gibi merhum Demirel’in iki yeğeni isimleri patronu olduğu eski bankasını boşaltmak ve hayali ihracat suçundan cezaevine girdi. Önce Başbakanlığı döneminde yeğeni Yahya Murat, adını hayali sunta ihracatıyla duyurdu ve hayali ihracattan cezaevine girdi. 

Aynı isimli bir diğer yeğeni ise Demirel’in Cumhurbaşkanı olduğu sırada eski sahibi olduğu bankanın içini boşaltmakla suçlanıp hapis cezası aldı. Ekim 2000 yılında “Kasırga operasyonu”nda gözaltına alınarak DGM’ye çıkarılan Yahya Murat’ın beş sanıkla birlikte tutuklanıp ve Ulucanlar Cezaevi’ne sevk müzekkeresi yazıldığı sırada “Beni Ulucanlar’a gönderirlerse intihar ederim. Oraya gidenlerin sonunun ne olduğunu biliyoruz” itirazına rağmen talebi kabul edilmedi. 

İlk olarak Ulucanlar Cezaevi’nde 711 gün yattı. 2005’te ise 37 sanıkla beraber mahkûm oldu. Tahliyesinden sonra Bulgaristan’a kaçtı ancak yakalanıp iade edilerek iki yıl Kartal Cezaevi’nde kaldı. TMSF tarafından bankasına el konuldu. ve  Mayıs 2012’de Yargıtay’ın 17 yıl 6 ay hapis ve 58 bin TL’lik cezasını onama kararı üzerine 10 yıl daha cezaevinde kalacağı kararlaştırıldı. 

Özetle her iki hâdisede de Başbakan ve Cumhurbaşkanı olarak merhum Demirel’in Emniyete ve yargıya en ufak bir müdahale ve engellemede bulunmadı. Eleştiriler üzerine Mecelle’nin “beraat-ı zimmet asıldır”, “hukukta suçun şahsiliği esastır”, “şeriatın kestiği parmak acımaz” cevaplarıyla “cezaları neyse çekmeleri”ni söyleyip açıkça adâletin tecellisi irâdesini sergiledi.

KISACASI

“Yolsuzluk yapanlar dokunulmaz, haberini yapanlar hapse atılıyor!”

“Bir de günümüzle mukayese için son bir not daha: Onun (Demirel’in) zamanında yolsuzluk haberleri yapanlara dokunulmaz, yolsuzluk yapanlar yargılanıp hapse atılırdı… Bugün ise yolsuzlukları yazanlar mahkemeye veriliyor, hapse de ‘darbeci’ diye, yolsuzluk soruşturması yapanlar atılıyor!”

Emre Kongar, (Cumhuriyet, 18 Haziran 2015)

 

Okunma Sayısı: 1241
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Aysuna

    19.6.2021 10:36:57

    Allah(cc) razı olsun,Rahmetli Demirel ülkesini geleceğe taşımak isteyen,insanlara ümit aşılayan,koltuk uğruna mazlumun âhını almayan gerçek bir devlet adamıydı...

  • Oğuz Yiğiter

    19.6.2021 09:29:27

    "Fazilet odur ki, düşmanları bile takdir etsin." sözünün müşahhas bir nümûnesi olarak, Merhum Demirel bugünlerde yad ediliyor... "Nerdeeen, nereye...!

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı