"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Salgında “Ramazan yasakları”

Cevher İLHAN
16 Nisan 2021, Cuma
Yeni kısıtlamalarla “önlemleri biraz daha sıkılaştırma” adına hafta içi sokağa çıkma yasağının iftar ve teravih namazından önceye, 21’den 19’a alınmasıyla konaklama tesisleriyle evlerde “toplu iftarlar”ın “yasaklanması”, “salgında Ramazan tedbirleri”ni “Ramazan engellemeleri”ne dönüştürdü.

Buna göre iftar çadırları kurulmayacak. Bizzat Cumhurbaşkanı’nın uyarısıyla vatandaşların evlerde iftar ve sahurda misafir kalmaları, Diyanet’in resmen de teyidiyle camilerde - mescidlerde terâvih namazı kılınmasıı yasaklandı.

Öncelikle fabrikalarda yüzlerce işçi iç içe bir aradayrken, ticari kaygılarla AVM’ler açık dururken, hafta içi işyerlerinde, devlet dairelerinde insanlar yan yana çalışırken, büyük otellerin lobileri, lokantaları müşterilerine tam kapasite hizmet verirken; özellikle sokağa çıkma yasağına yakın saatlerde otobüslerde, metrobüslerde, dolmuşlarda yüzlerce kişi taşınırken, geçen Ramazanda olduğu gibi bu Ramazanda da “tedbirler”e “iftar ve terâvih yasakları”yla başlanması dikkat çekici oldu. 

En üst düzeyde peşinen yine “Bayram sonrası”na kadar sürdürüleceği duyurusuyla, Kur’ân’ın indirildiği Ramazan ayında, idrâk edilecek Kadir gecesinde ve Bayram namazında camilerin - mescidlerin kapalı tutulması “salgınla mücadele”de baştan beri dayatılan çelişkilere yenilerini ekliyor. 

CAMİLER EĞLENCE MEKÂNLARIYLA BİR TUTULUYOR!

Görünen o ki eğlence mekânlarıyla, cafe ve kahvehanelerle sadece namazın kılındığı, duâ ve Kur’ân’ın okunduğu camiler - mescidler bir tutularak aynı kategoriye konulmuş. Oysa salgın sürecinde toplu taşıma araçlarında yüzlerce kişi doluşurken, çarşı pazarlarda kalabalıkların yığılmasıyla “salgın önlemleri” çiğnenirken, camilerde - mescidlerde başta maske ve mesâfe olmak üzere bütün “tedbirler”e ciddiyetle ve en fazla riâyet edildi ve ediliyor.  

Bundandır ki zaten baştan beri uygulanan maske, mesâfe ve camiye - mescide her girişte dağıtılan özel seccadelerle en azından belli bir sayıda cemaatle teravih kılınmasına izin verilebilirdi. 

Lâkin kaderin fetvasına bakınız ki camilerde - mescidlerde teravih namazının yasaklanması çarpıklığı, Bediüzzaman’ın beyânıyla “Umûmun mâl-ı mukaddesi (ortak kudsi değeri) olan dini, inhisar zihniyetiyle kendi meslektaşlarına (partililerine) daha ziyade has göstermekle, kavi (kuvvetli) bir ekseriyette dine aleyhtarlık meyli uyandırmakla (dinin) nazardan düşürülmesine” sebebiyet veren “din nâmına siyaset” zihniyetiyle siyasi iktidarın dini değerleri hoyratça istismarının bir sonucu olarak tecelli ediyor. (Sünûhat, 65-67) 

Dinî açıdan fevkalâde mahzurlu vahim çarpıtmalarla, siyasi rakiplerini “din dışı” hatta “din düşmanı” olarak lanse eden çirkin isnatlara tevessülle, aslında siyasî tercihleri fark etmeksizin bütün Müslümanların ortak ibâdet mekânı olan camilerin, mihrapların, minberlerin, vaaz kürsülerinin yoğun bir biçimde bir partinin / siyasetin propagandasında kullanılmasının akibetini tebârüz ettiriyor. 

Keza camilerde ve mescidlerde, cami meşrutalarında siyasi toplantılarla iktidar partisi adaylarının tanıtılıp politikacılara ipe sapa gelmez benzetmelerin yapılması; vaaz ve hutbelerde iktidardaki siyasetçilere medhiyeler dizilen “siyasi mesajlar”da kürsü ve minberlerin “siyasi propaganda mekânı” olarak istimalinin cezâsı olarak yansıyor. 

İSTİSMARCI SİYASETE İBRET-İ ÂLEM OLDU

Ve bu vaziyet, salgın öncesi çoğu iktidara mensup belediyelerin milletin parasıyla büyük masraflarla kurduğu iftar çadırlarında en üst düzeyde politik söylemlerle siyasi rakiplere ağır siyasi salvolarla tahkirlerin savrulduğu “Ramazan etkinlikleri”ne bir mânevî ikaz dersi oluyor. 

Yıllarca “Ramazan şenlikleri” - “Ramazan festivalleri” paravanında ibâdet ve duâ vakti olan mübârek ayın mânâsıyla bağdaşmayan oyun, müzik ve eğlence ile bir nevi panayır ve karnaval haline getirilmesine, yığınların “sefâhet kumpası”na çekilerek Ramazan gün ve gecelerinin sefâhete kapı açan muallel “popüler kültür” telkiniyle topyekûn dünyevileşme girdabına düşürülmesine âlet edilmesi vahametine mânevî ihtar oldu. 

Ve iktidardaki siyasetçilerin camileri– mescidleri siyasi propaganda mekânı olarak kullanmasına seyirci kalan, Ramazanın mânevî iklimini bozan mânevî tahribatlara karşı -bir iki cılız duyurunun dışında- etkili ve esaslı bir açıklama ve tembihte bulunmayan Diyanet’in eliyle cami ve mescidlerde terâvih namazlarının ve iftarların “yasaklanması” ibret-i âlem oldu.  

Hulâsa, “tek kişilik yönetim”in “kısmî kapatma” perdesinde dayattığı “kısıtlamalar”a camileri – mescidleri katması, birçok yönüyle dini siyasette istismar ve istimalle Ramazana saygısızlığın kaderi bir fetvası olarak bir defa daha tecelli ediyor.

Okunma Sayısı: 1341
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı