"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Suriye politikası”nın iflasının itirafı

Cevher İLHAN
04 Haziran 2024, Salı
Dünya kamuoyu İsrail’in Filistin’de mülteci kamplarını bombalayıp bebekleri-çocukları, kadınları katlettiği vahşete odaklanmışken ABD’nin bölgedeki taşeron terör örgütlerinin başında gelen Suriye’nin kuzeyindeki PYD/YPG’nin 11 Haziran’da “yerel seçimler” ilânı, AKP iktidarında“Ankara’nın Suriye ve bölge politikası”nı yeniden gündeme getirdi.

Bilindiği gibi 1916’da bölgeye “İsrail devleti” hançerinin saplanması hesâbına Ortadoğu’daki Müslüman ülkeleri taksim eden İngiliz-Fransız mâmulü “Sykes-Picot tefrikası”nın yeni versiyonu, “âlem-i İslâma suikast olan gaddarâne Sevr Muâhedesi”nin günceli olan ve yirmi iki İslâm ülkesini mezhebî - etnik ayırımlarla bölüp parçalamayı hedefleyen “Büyük Ortadoğu Projesi (BOP)” ile işgalci istilâcı emperyallerin hegemonya ve çıkarları hesâbına “menhus plânı”nı işliyor. 

ABD 2015’ten beri 50 bin tır, yüzlerce kargo uçağı dolusu silâh ve mühimmatı sevkle, 100 bin militanına askeri eğitimle güdümünde “ordu” kurdurduğu sözkonusu maşa örgüte, Suriye’nin kuzeyinde, ülkedeki suyun ve petrolün üçte ikisinin olduğu yüzde 30 toprağında “devlet” kurduruyor.

Aslında bu tezgâhla İsrail Savunma eski Bakanı Moşe Yaalon’un deşifre ettiği, Amerikalı Philip Gordon’un Suriye’nin federalizmle ‘Kürdistan’, ‘Alevistan’, ‘Dürzistan’la üçe bölünmesi plânı uygulanıyor.

ÖNCE “YEREL SEÇİM”LE “BÖLGEESEL YÖNETİM!”

Bu “plân”la baş hâmisi ABD’nin desteğiyle PYD/YPG’nin 11 Haziran yerel seçim emrivakisi, 1991’de başlayan amansız ambargo ve Birinci Körfez Savaşı ile 2003’te Irak’ın işgaliyle Kuzey Irak’ın ülkeden koparılmasında olduğu gibi 2011’de tetiklenen komployla Suriye’nin de çökertilerek yine etnik-mezhebî iftiraklarla bölünüp parçalanması fitnesi sahneleniyor. 

Hedef yıllardır “Nil’den Fırat’a arz-ı mev’ud (vaad edilmiş topraklar)” ütopyalı “büyük İsrail” hedefi karşısında bölgede hiçbir güçlü devletin kalmaması ve enerji kaynaklarını sömürmek.

Türkiye’nin sınırında “ikinci İsrail” işlevini görecek “koridor devlet”e zemin hazırlandığını herkes biliyor. 11 Haziran “yerel seçim oldubittisi”nin “bölgesel yönetim” perdesinde ardından “genel seçim”le “Kuzey Suriye devleti”ni “meşrulaştırma” kumpası olduğu ortada.

Ne var ki on üç yıldan bu yana başta Yeni Asya olmak üzere aklıselim çevrelerin, demokratik muhalefetin, bölgeyi iyi bilen diplomatların ikazlarına ve çağrılarına rağmen ne yazık ki Ankara’dakiler “ABD-İngiltere-İsrail işgal ve istila politikaları” ekseninde hep Şam’a karşı tavır aldılar. 

“11 HAZİRAN KOMPLOSU”NUN BOŞA ÇIKARILMASI İÇİN

Bununla da kalınmadı; Mehmetçiğin Amerikan askerlerinin PYD/YPG’nin korunması amaçlı ortak askeri devriyeye katılması, Fırat’ın batısında IŞİD’den El Nusra’ya, HTŞ’den Türkiye’den maaşlı ÖSO’ya çoğu El Kaide’den kalma radikal örgütlere arka çıkılmasıyla ecnebilerin tefrika projelerine hizmet edildi. 

Özellikle “Astana mutâbakatı”yla İran ve Rusya ile birlikte Türkiye’nin de imzaladığı kalıcı ateşkesle Suriye’nin siyasi birliğinin sağlanması, toprak bütünlüğünün korunması ve istikrarı taahhüdünün aksine ecnebilerin istimal ettiği terör örgütlerinin gasbettiği bölgeleri “terör yuvası” haline getirip başta Suriye, Türkiye ve bütün bölgede ifsad ateşini harlamasına seyirci kalındı.

“11 Haziran seçimi komplosu”nun boşa çıkarılması için, Türkiye’nin başta Suriye olmak üzere bölge ve komşu ülkelerle âcilen işbirliğine gitmesi gerekiyor.

Bunun ilk adımı da Ankara’nın Şam’la işbirliğinden geçiyor.

Okunma Sayısı: 1027
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Hüseyin İlhan

    4.6.2024 21:58:33

    (3) Maddi kazanclardan daha da önemlisi , kazananı sadece terörist devlet İSRAİL 'in olduğu,milyonlarca masumun evini, işyerini terkettiği,milyonun üzerinde can kaybı günah ve vebaline ortak olmaz, gelecekte ülkemiz aleyhine açılması muhtemel milyarlarca dolarlık maddi tazminat davaları ile karşılaşmak şöyle dursun, gündeme dahi gelmeyecekti.

  • Hüseyin İlhan

    4.6.2024 21:54:19

    (2) Suriye politikasında yanlış yapmamış olsa idik, Ortadoğudaki ülkelere ulkemizde üretilen iğneden ipliğe kadar her malın satılması ile 600 milyar doların üzerinde ihracat, trilyon dolarlık müteahhitlik hizmeti işini alırdık.

  • Hüseyin İlhan

    4.6.2024 21:50:50

    İktidar 1998 Adana Mutabakatını yıkarak ülkeye, insanına bakın ne zararları verdi: 1-Huduttaki tel örgüler kaldırılacak iken 930 Km.uzunlugunda çift beton duvar ve müştemilatı yapıldı. Bunun maliyeti ile ülke içinde 5655 Köprülü kavşak yapılır ve trafik problemi azalır, yakıt ile zamandan tasarruf sağlanmış olurdu. Sadece bu maddenin gerçekleşmesi ülkeye yuzmilyarlarca ekonomik getirisi olurdu.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı