"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Emanetçi olduğum Sözler - 1

Mustafa KERTMEN
14 Eylül 2026, Pazartesi
“Ben burada inşaallah emanetçi olduğum Sözler’i inayet-i Hak’la ve duanız berekâtıyla lâyıklı kulaklara duyurabileceğimi ümit ediyorum.

Üstadım müsterih olunuz, bu Nurlar ayak altında kalamazlar. Onları dellâl-ı Kur’ân’dan enzar-ı cihana vaz’eden Hâlık (celle celaluhu) bizim gibi kimsenin ümit ve tahayyül etmeyeceği âciz insanlarla bile neşir ve muhafaza ettirir. Bu işi ben sa’yim ile kudretim ile kazandım diyen hüddam o gün görecekler ki o mukaddes hizmet, zahiren ehliyetsiz görünen, hakikaten çok değerli diğerlerine devredilmiş olur kanaatindeyim. Bu sebeple oradaki kardeşlerimizden Risale-i Nur ile çok alâkadar olmalarını rica etmekteyim.”

Hulûsî (Barla Lâhikası, s. 35.)

I. Sadakat, İhlâs ve Birincilik Makamı

Albay Hulûsî Yahyagil, Bediüzzaman Said Nursî’nin ilk talebelerinden olup derin basireti, yüksek sadakati ve keskin zekâsıyla öne çıkan müstesna bir şahsiyettir. Abdülkadir Geylânî Hazretlerinin gaybi hitabına mazhar olmuş bu muhlis ağabeyimiz, meslek hayatını askerlik vazifesiyle sürdürürken, ruh dünyasını Kur’ân hizmetine adamıştır.

Bediüzzaman’ın beyanıyla Hulûsî Bey; Kur’ân hizmetinde arkadaşlık, kardeşlik ve talebelik makamında birinciliği ihraz etmiştir. Bu birinciliği onunla paylaşan bir diğer isim ise Sabri Efendi’dir. Bediüzzaman, bu iki ismi çoğu zaman birlikte zikreder. Fakat burada asıl dikkat çekici husus, ne Hulûsî Bey’in ne de Sabri Efendi’nin bu makamdan haberdar olmamalarıdır. Onlar, kendilerine dair bu sitayiş dolu sözleri ancak yazılan mektuplar vasıtasıyla öğrenmişlerdir. Üstelik Üstadlarından aldıkları yüksek edep ve terbiye gereği, bu övgüler onları asla şımartmamış; aksine kendilerini daima kusurlu birer talebe olarak görme tevazuunu korumuşlardır.

Çoğu mektupların kaleme alınmasında, Hulûsî Bey’in gösterdiği ciddiyet, şevk ve gayret en önemli vesilelerden biridir. Bediüzzaman, merhum yeğeni Abdurrahman’ın vefatından sonra ondaki hizmet ruhunu Hulûsî Bey’de görmüştür. Henüz kendisiyle şahsen tanışmadan çok önce, temsil ve teşbihleri adeta onun mesleğine ve vazifesine hitap edercesine kaleme aldığını belirten Said Nursî, bu durumu şöyle ifade eder:

“Demek oluyor ki Cenab-ı Hak bana hizmet-i Kur’ân ve imanda bir talebe, bir muin tayin etmiş. Ben de bilmeyerek onunla onu görmeden evvel konuşuyormuşum, ders veriyormuşum.”

Hulûsî Bey, Risale-i Nur’a tam bir sahiplenme şuuruyla bağlanmış, hayatının ana gayesini Nurlu Sözler vasıtasıyla Kur’ân’a hizmet etmek olarak tayin etmiştir. Üstadı yeni bir risale veya mektup kaleme aldığında, bunu kendisi yazmışçasına büyük bir sürurla karşılamış ve şükretmiştir.

Okunma Sayısı: 112
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı