"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Güz ve bahar

Durmuş Ali İnci
02 Mart 2020, Pazartesi 00:13
Bir yazımızda havanın özelliği ve insanlar ile hayvanlar tarafından teneffüsle kirlendiği bitkiler tarafından temizlendiğinden oksijen oranının değişmediğinden söz etmiştik.

Risale-i Nur’daki şu ifadelere dikkatinizi çekmek istiyorum: “Tâ hayvanat ve nebatatın tevellüdat ve vefiyatlarına.. tâ güz ve baharın tahribat ve tamiratlarına.. tâ unsurların ve yıldızların hidemat ve harekâtlarına.. tâ mevt ve hayatın, ziya ve zulmetin ve hararet ve bürudetin değişmelerine ve döğüşmelerine ve çarpışmalarına kadar o derece hassas bir mizan ile ve o kadar ince bir ölçü ile tanzim edilir ve tartılır ki, akl-ı beşer hiçbir yerde hakikî olarak hiçbir israf, hiçbir abes görmediği gibi; hikmet-i insaniye dahi, herşeyde en mükemmel bir intizam, en güzel bir mevzuniyet görüyor ve gösteriyor.” (Lem’alar, s. 308)

Hayvan ve bitkilerin ölüm ve doğumları arasında Âdl isminin tecellisi ile bir denge olmasaydı havadaki oksijen oranı nasıl sabit olurdu? Hayvanları oksijen tüketicisi, bitkileri ise üretici olarak düşündüğümüzde, hayvanlardan ne kadar ölümle eksilirse, bir o kadar bitki kuruyarak oksijen üretiminden çekilmektedir. Aynı ölçüyle güz mevsiminde birbiriyle dengeli olarak tahrib olan bitki ve hayvanlar, bahar mevsiminde aynı oranda tamir edilmektedir. Mart ayında halk tabiriyle bitkilere su yürüyüp yeşil yapraklar çıkmaya başlar. Başka bir deyişle oksijen fabrikaları faaliyete geçerken, oksijen tüketen mahlûkat da aynı günler içinde binlercesi yumurtalarından çıkarak uçuşmaya ve gezinmeye başlar.

Demek güz mevsiminde kim bir emirle mevzun ve dengeli bir şekilde tahrib edip faaliyetlerine son veriyorsa, baharda aynı kudret, Âdl ismiyle aynı tarz ve ölçülülük içinde tekrar faaliyete geçirmektedir. Yani baharda yıllık bitkiler yeryüzünü yemyesil kaplarken, çok yıllık bitkiler de yemyeşil yaprakları, rengârenk çiçekleri ile gelin gibi süslenirler. Aynı emir ve irade ile hayvanlar yeryüzünde dolaşmaya başlarlar. Bir anda karıncalar, kelebekler, kış uykusundaki hayvanlar, sivrisinekler ve daha binlercesi yeryüzünü şenlendirirler. Böylece oksijen dengesi yine sağlanmış olur.

Bu durum kudreti, ilmî, iradesi nihayetsiz Rahim ve Kerim, bir tek zatın emir ve iradesiyle olduğunu ispat eder.

Hele aynı havanın içindeki oksijen molekülleri, bütün hayvanların ve insanın herbir ferdinin herbir organında hiç hatasız çalışmaları, bu basit maddenin aklı, ilmî ve şuuru olmadığı halde ustabaşı gibi faaliyetleri kendi başına hareket etmediğinin delilidir. Belki gayet Kadir, Alim, Hakim ve Rahim bir Zat’ın izni ve iradesiyle olduğunu gözle görür gibi isbat etmektedir.

“İşte, ey coğrafyacı efendi! Bu zemin kafası yüz bin ağız, herbirinde yüz bin lisanla Allah’ı tanıttırsa ve sen O’nu tanımazsan, başını tabiat bataklığına soksan, derece-i kabahatini düşün. Ne derece dehşetli bir cezaya seni müstehak eder, bil, ayıl ve başını bataklıktan çıkar.” (Sözler, Otuz Üçüncü Söz s. 45)

Okunma Sayısı: 1105
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı