"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Korona ile söyleşi

Erdoğan ÇELEBİ
21 Mart 2020, Cumartesi
Muhabir: Aloo… Virüs Sekreterliği mi?

Virüs: Evet, buyurun.

Muhabir: Ben insanlık yayınlarından, muhabir. Korona’dan bir randevu isteyecektim.

Virüs: Korona bugünlerde çok meşgul. Eğer isterseniz, Size çıkmaz ayın son Çarşambasına bir gün ayarlayabilirim.

Muhabir: Çok geç olur. İnsanlık adına âcil bir durum.

Virüs: Ha! Öyle mi? Söz konusu insanlıksa akan sular durur. Ben Korona ile görüşüp en kısa zamanda size döneceğim, inşallah.

Muhabir: Peki.

….….…..

Virüs: Muhabir bey, Korona Hazretleri meşguliyeti dolayısıyla sizinle yüzyüze görüşemeyeceğini, hiç zamanının olmadığını, ancak insanlık adına talep gelince kısa da olsa bir telefon görüşmesiyle sorularınıza cevap verebileceğini söyledi. Şimdi sizi doğrudan kendisine bağlayabilirim, isterseniz.

Muhabir: Öyle mi! Çok sevinirim. Bekliyorum.

….…..

Korona: Alo! Ben Korona, size nasıl yardımcı olabilirim.

Muhabir: Efendim sizi tanımak istiyoruz. Basında gıyabınızda yazılıp çiziliyor, ama sizi sizden öğrenmenin daha sağlıklı olacağını düşündük. O sebeple, kimsiniz, nesiniz, nereden gelip nereye gidiyorsunuz, vazifeniz nedir?

Korona: Ben Hâlıkın mahlûku, Rabbimin askeriyim. O’nun Rububiyeti tahtında hareket eder, emirle iş görürüm.

Muhabir: Efendim sizinle görüşmek istememizin sebebi, sizin insanlığa musallat olmanız, insanlığın sağlığını tehdit etmenizdir. Niçin insanların yoluna çıkıyor, önünü kesiyorsunuz?

Korona: Ben insanların yoluna çıkmıyorum. İnsanlar insanlıktan çıkmakla bizim yolumuza çıkıyorlar. Biz de yolumuza çıkanı yolumuzdan çıkarıyoruz.

Muhabir: İnsanlar nasıl insanlıktan çıkıyorlar.

Korona: Zalimin zulmü, kâfirin küfrü, insanların Rabbine karşı nankörlüğü arşı titretiyor.

Muhabir: Sadece zalimlere ve nankörlere sataşsan eyvallah. Ama masum ve mazlumlara da musallat olduğunu görüyoruz.

Korona: Hiçbir şey dışardan göründüğü gibi değil.

Muhabir: Nasıl yani?

Korona: Zulme rıza zulüm olduğu gibi, küfre rıza da küfürdür. İnsanlar zalime engel olmadığı gibi bir de zulmüne rıza gösteriyor. Küfre karşı manevî cihad etmediği gibi küfrün algısıyla olaylara bakıyor. Mü’minim diyenler ise şükürsüz yaşıyor.

Muhabir: Bu durum masum ve mazlumlara da ilişmeniz için bir gerekçe olabilir mi?

Korona: Zulüm, küfür, nankörlük ve ahlâksızlık yaygınlaşınca musîbet de umumî olur. Zalim mazlum, kâfir mü’min ayırt etmez. Bu Allah’ın bir kanunudur.

Muhabir: Peki bu durum âdil mi?

Korona: Allah âdildir, haşa adaletsizlik etmez. İnsanlar kendi fiilleriyle bir şekilde kadere fetva verdirirler. Yani beşer zulmeder kader adalet eder. Allah masum ve mazlumların hakkını haşirde ve ahirette gözetir, mükâfat olarak karşılığını muhakkak verir.

Muhabir: Peki, şimdi burada çare nedir? Ne yapmamız lâzım.

Korona: İnsanlar zalimin zulmüne itiraz ederse, rıza göstermezse, buğz ederse; mü’minler imansızlığa karşı aşkla şevkle manevî cihad anlayışıyla çalışır ve Allah’ı güzel isim ve sıfatlarıyla tanıtırsa biz virüsler işsiz kalırız.

Muhabir: Tamam da bu bir zaman ve süreç ister. Bunları yapalım İnşallah, ama şu an için âcil, pratik ilâve bir çıkar yol yok mu?

Korono: Elbette var. İnsanlar maddî olarak azamî temizlenmeli, temizliği alışkanlık haline getirmeli, ahlâklı ve edepli hayata dönmeli, günahlarından tövbe istiğfar ederek manevî temizlenmeli, Allah’a isyandan pişmanlık duymalı, zulmü kınamalı, zalimi onaylamaktan vazgeçmeli. Marifetulah yönüyle de Allah’ın KUDDÜS, TAHİR, MUTAHHİR, TEVVAB, MUİN, MUĞİS, HAFİZ gibi isimlerine sığınmalı.

Muhabir: Yani desene adam olmalı, insan olmalı.

Korona: Aynen öyle.

Muhabir: Yalnız merak ediyorum. Nasıl gözle görülmeyecek kadar önemsiz bir mikrop olduğunuz hâlde dağ gibi insanları aşabiliyorsunuz? Bunu anlamakta zorlanıyorum.

Korona: Başta dedik ya. Biz virüsler ancak Rabbimizin emri tahtında, terbiyesi altında hareket ediyoruz. O’na istinad ediyoruz. Allah’a dayanan bir mikrop olsa dağları aşar, Allah’tan bihaber bir beşer ise düz yolda şaşar.

Muhabir: Anladım. Elhamdülillahi Âlâ Küllî Hal. Sivel Küfri ved Dalal. Her halükârda Allah’a hamdolsun. 

Küfür, dalâlet ve zulüm dışında.

Okunma Sayısı: 2626
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Süleyman Alıç

    22.3.2020 18:52:44

    Erdogan bey kardeşim Allah razı olsun harika bir makale olmuş, hiç bir şey Rabbimizin izni, iradesi olmadan hareket edemez ve hiç bir şey hiç bir şeye müdahale edemez. Rabbim tüm müminleri hıfz ve muhafaza etsin inşallah .

  • İ.Seyda

    21.3.2020 21:33:33

    Sizi tanıdığımıza memnun olduk bay Corona. 😊

  • Naim Kav

    21.3.2020 19:40:14

    Harika Allah razı olsun Virüs de dile geldi ya . herşey apaçık. Rabb'im uyanışa vesile kılsın. Muhabbetle

  • Necati

    21.3.2020 11:42:40

    Tebrikler, kalemine sağlık. Inşallah başta müslumanlar olarak bütün insanlığa küçücük bir virüs eliyle verilen bu ikazdan gerekli dersi alırız.

  • Ahmet Bölükbaş

    21.3.2020 10:56:42

    👍 Corona bey dağları aşıp çoruma da geldi...

  • Abdurrahman AYDIN

    21.3.2020 02:38:38

    Gerçekten tebrik ediyorum! 🙂👏👏👏 O mahlûk-u Hakimin, sinek vızıltısı kadar dahi olmayan ama dünyayı çınlatıp sağır eden lisan-ı hali, ancak bu kadar güzel ve akıcı tercüme edilebilirdi. Teşekkürler! 🙂

  • MEHMET

    21.3.2020 01:48:34

    …Lâ ilâhe illâ ente subhâneke innî kuntu minez zâlimîn(zâlimîne).” Senden başka ilâh yoktur. Sen her türlü noksanlıktan, eşi-ortağı olmaktan uzaksın. Şüphesiz ben kendine yazık edenlerden oldum” (Enbiyâ 21/87)

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı