"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

28 Şubatlar biter mi?

Faruk ÇAKIR
28 Şubat 2021, Pazar 14:55
28 Şubat 1997’de yaşanan ve ‘28 Şubat süreci’ diye anılan günler ve hadiseler, Türkiye’ye ağır faturalar ödetti. O sürecin mimarları millete rağmen iş yapmakla övünmüş ve o anlayışın ‘bin yıl’ süreceğini ilân etmişti.

Şükür ki o süreç, o anlayış millet nezdinde itibar görmedi ve büyük ölçüde sona erdi. Ancak o sürecin etkileri ve anlayışı tamamen ortadan kalkmış değil. Farklı anlayışla da olsa devam eden yönleri vardır. Çünkü içinde hak, hukuk ve adalet olmayan her ‘süreç’ adı başka da olsa bir bakıma ‘28 Şubat süreci’dir.

28 Şubat’a imza atanlar kendilerini haklı görüyordu. Ancak bu haklılık, ‘insaniyet’ değerlerine uymayan bir haklılıktı. Ne millet nezdinde ne de dünya nezdinde itibar görmedi. Zaten sönmesi ve sona ermesi de bu sebeple oldu. Milletimiz o süreci sona erdirmek için kararlı olmamış olsa o anlayış, o politikalar devam etmez miydi?

28 Şubat’a karşı olduklarını ilân eden bazı politikacıların icraatları da ne yazık ki ‘tersinden 28 Şubat’ı hatırlatıyor. 28 Şubat sürecinin odağında, temelinde ve anlayışında ‘haksızlık’ vardı. Onlara göre kendileri gibi düşünenler ne yapsa haklıydı. Onlar gibi düşünmeyen ‘başka’ları ise ne yapsa hakları yoktu. Düşünün ki o süreçte okulları bile birbirinden ayırmış ‘iyi okullar’ ve ‘kötü okullar’ gibi fişlemişlerdi. Hatta insanları mezun oldukları okullara göre tasnif eden bir anlayış hâkim olmuştu. 

Bütün bu tavırlar ve hareketler sürecin özünde ‘adalet’ olmayışının sebebiydi. Eğer yeni 28 Şubatlar olmasın isteniyorsa her adımda hakka, hukuka ve adalete sahip çıkmak icap eder. Hatta ve hatta “28 Şubat temsilcileri”ne karşı dahi adaletle hükmetmek gerekir. Adalet varsa 28 Şubat süreçleri hayat bulamaz. Adaletsizlik varsa ve bu adaletsizlik taraftar buluyorsa adı başka da olsa o da bir bakıma 28 Şubat süreci anlamına gelir.

Türkiye’yi idare edenler haklı olarak her fırsatta “28 Şubat süreci”ni kınıyorlar. Elbette o süreç bin yıl kınanmayı hak ediyor. Ancak asıl kınama 28 Şubat sürecine benzemeyen icraatlarla mümkün olur. Söz ile kınayıp ‘28 Şubat süreci’ne benzeyen haksızlıklar, hukuksuzluklar ve adaletsizlikler yapmak samimiyetle izah edilemez.

Yakın zamana kadar iktidarla birlikte olan bazı siyasetçilerin; şimdilerde yapılan bazı icraatları ‘28 Şubat sürecine’ benzetmeleri tesadüfi değildir. En temel kaide ve kural olan “Birinin hatasından başkası mesul olmaz” anlayışı yerine kişilerin ‘akrabaları’ sebebiyle suçlu ilân edildiği bir sürece acaba nasıl isimlendirilebilir? Liyakatin tamamen devre dışı kaldığı, torpilsiz iş bulma imkânının devreden çıktığı, büyük çoğunluğun dışlandığı, haklı taleplerin dikkate alınmadığı bir dönem, bir anlayış, bir süreç acaba övünülecek bir süreç midir?

İsimlere ve resimlere takılmayalım ve “28 Şubat süreci”nin gerçekten sona ermesini istiyorsak tam adaleti, tam hakkaniyeti, tam liyakati hayata geçirelim. Bunları yapmadıktan sonra adı başka da olsa fiilen “28 Şubat süreci” devam etmiş sayılır. 

Adaleti tesis edelim ki ‘28 Şubat süreci’ tam olarak bitsin, vesselâm.

Okunma Sayısı: 966
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı