"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ağaç zengini olamaz mıyız?

Faruk ÇAKIR
04 Mayıs 2024, Cumartesi
Duyduğunda çoğu kişinin garip karşılayacağı bir bilgiyi yeri geldiği için tekrarlamakta fayda var. Sektörde bulunanların ifadesine göre “Odun fiyatlarımız Avrupa’daki fiyatların iki misli, Rusya-Ukrayna-Amerika gibi ülkelerden 3 misli daha pahalıdır.”

Her ne kadar 2016 yılında yapılan bir değerlendirme olmuş olsa da şu anda da tablonun çok farklı olduğu söylenemez. Peki bu tespiti 2000 yılından bu yana Kastamonu Entegre Ağaç Sanayi CEO’su olarak görev yapan Haluk Yıldız yapmış. Yıldız, şöyle demiş: “Sektör olarak beklentimiz 12 milyar dolarlık ağaç ve orman ürünleri sektörünün (kâğıt hariç) en önemli girdisi olan odun maliyetinin azaltılması ve Avrupa ve Amerika ile aynı şartlara getirilmesidir. İç pazarda dünyanın en pahalı ağacını kullanıyoruz.“ (Konuşan: Ece Ceyhun, Dünya g., 29 Mart 2016)

2016’da bu güne şartlar kısmen ve nispeten değişmiş olabilir, ancak Türkiye’de ‘odun’un, ‘ağaç’ın, ‘orman ürünleri’nin ucuz olduğunu hiç kimse söyleyemez. Peki, büyük bir seferberlik başlatarak mesela 10 yıl içinde “ağaç ve odun zengini” bir ülke olamaz mıyız?

“İyi de millet uzaya çıkıyor, biz şimdi ağaç mı dikelim?” diyenler olabilir. Elbette mümkün ise ‘uzay’a çıkmak için de çalışalım; fakat “ağaç zengini” olmak çok daha kolay ve mümkün değil mi? Sanayi yatırımları yaparak zengin olmak bugünkü şartlarda kolay görünmüyor. Hiç değilse eldeki imkânlar kullanılıp önce ‘ağaç zengini’ olsak ve oradan kazandığımız paralarla devamında sanayi ve teknolojide söz sahibi olsak olmaz mı?

Bakınız, belki 50, belki 100 senedir “sanayi ve teknolojide zengin olacağız” diyerek bir bakıma kendimizi yanılttık. Böyle diyerek ‘odun’a da yatırım yapmadık. Peki şu anda önümüzde duran tabloya ne diyeceğiz? Bu tembelliğimizin faturasını yine hep birlikte millet olarak ödemiyor muyuz? En basitinde mümkün olan yerlere ‘kavak’ ağacı dikilse 10 yılda bile büyük bir imkân elde edilebilir. Dağlarımız, bağlarımız ve tarıma müsait olmayan ovalarımızı fidanlarla süslesek ve bunu devamlı bir iş olarak görsek çok daha iyi olmaz mı? 

Sabah akşam oturum tembelliğimize bahane bulmak için “Petrolümüz yok, o sebeple dünya ülkeleri ile rekabet edemiyoruz” diyerek kendimizi kandırmak hoşumuza mı gidiyor. Evet, petrol zengini değiliz ve bu çalışılarak da olmaz. Ancak millet olarak hep birlikte bir plan dahilinde çalışırsak “odun, ağaç” zengini olabiliriz. Yapılması gereken şey, hepimizin bir ve belki de beş fidan dikmesinden geçer.

Türkiye’yi idare edenler ‘basit’ görünen bu meseleyi ehil isimlerle görüşüp uygun bir plan dahilinde işe koyulursa millet kazanır, Türkiye kazanır. Velev ki ‘odun, ağaç’ zengini olamasak bile boş arazileri ağaçlarla süslemiş olmak kötü mü? 

Ben varım! Daha önce köyümde (Senoz Vadisi, Çayeli) fidanlar diktiğim gibi nasip olursa yine fidan dikmeye devam edeceğim inşallah.

Okunma Sayısı: 850
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı