"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

AYM’yi dinlemeyen milleti dinler mi?

Faruk ÇAKIR
04 Haziran 2024, Salı
Ülkemizi tarif ederken “çelişkilerin iç içe olduğu yer” denilse her halde abes olmaz. İdareciler bir yandan “AB’den bize ne?” derken öte yandan “Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi tarafından finanse edilen” önemli toplantılar tertipleniyor. Tek başına bu bile bir çelişki değil midir?

Neyse, haberlere göre AB’nin finanse ettiği bir proje kapsamında ‘Hakimler ve Cumhuriyet Savcılarına Yönelik İnsan Hakları Eğitimi’ toplantısı Ankara’da yapılmış. 

Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Kadir Özkaya, toplantının açılış programında yaptığı konuşmada, Türkiye’nin Avrupa Konseyinin kurucu üyesi olduğunu hatırlatmış.

Bireysel başvurunun 2012’de hayata geçirildiğini belirten Özkaya, nicelik ve nitelik itibarıyla bireysel başvurunun AYM’nin kararları bağlamında başarılı bir seyir izlediğini ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından da etkili bir iç hukuk yolu olarak kabul edildiğini aktararak, AYM’nin uluslararası evrensel ilke ve standartların Türk hukukuna dahil edilmesi noktasında önemli bir sorumluluk üstlendiğini dile getirmiş. 

Bireysel başvurunun hukuk sistemine dahil edilme amaçlarından biri olan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne yapılan başvuru sayılarının önemli miktarda azaldığının altını çizen Özkaya, sözlerine şöyle devam etmiş: “Bugün itibarıyla Anayasa Mahkemesi’nde 106 bin bireysel başvuru derdest vaziyette bulunmaktadır. Yalnızca içinde bulunduğumuz 2024 yılında şu an itibarıyla 32 bin başvuru yapılmıştır. Dolayısıyla yılda ortalama 100 binin üzerinde bir başvuru sayısıyla Anayasa Mahkemesi karşı karşıya bulunmaktadır. Doğal olarak bu durum, temel hak ve özgürlüklerin korunması bağlamında Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunan kişilerin bireysel başvurularının kısa sürede incelenmesine engel olmakta ve dolayısıyla ihlallerin bir an önce giderilmesini sekteye uğratmaktadır. Bu bağlamda Anayasa Mahkemesi kararlarının objektif etkisi mutlaka devreye girmelidir. Bu konuda yargı sürecinde yer alan bütün ilgili paydaşlarımıza önemli misyonlar düşmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin kararları sonuçları itibarıyla tüm toplumu ilgilendiren ve etkileri davanın taraflarının ötesine uzanan kararlardır. Anayasa Mahkemesi kararları, hukukun her alanında insan haklarının merkezde olduğu bir yaklaşım ortaya koymaktadır.” (AA, 30 Mayıs 2024)

AYM Başkanı özetle, iş yükünün fazlalığına dikkat çekerek ‘diğer mahkeme’lerin de dikkatli kararlar vermesi gerektiğini hatırlatıyor. Peki, en üst seviyedeki idarecilerin “AYM’nin kararlarını tanımıyorum” deyip uygulatmaması nasıl izah edilecek? Hatta ve hatta fiilen iktidar ortağı olan siyasetçilerin bu mahkemenin kapatılmasını talep etmesi ve ısrarla gündemde tutmasını kim izah eder?

En önemli soru şu olsa gerek: Yüksek mahkemelerin kararlarını dahi dikkate almayan siyasetçi ve idareciler vatandaşın taleplerini dikkate alır mı?

Okunma Sayısı: 1133
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı