Ülkemizin Avrupa Birliği ile yaptığı üyelik müzakerelerinde tıkanmalar yaşandığı herkesin bildiği bir durum. Son 14 yıldır ilerleme yerine duraklama ve hatta ‘gerileme’den bahsetmek mümkün.
Avrupa Birliği’nin Türkiye’deki en tepe yetkilisi olan Büyükelçi Christian Berger, müzakerelerin geleceği ve Türkiye AB ilişkileri hakkında dikkat çekici tesbitlerde bulunmuş. Önceki yıllara göre üye olma ihtimali zora girmiş görünse de, şartlar yerine getirildiğinde üyeliğin mümkün olduğunu herkes söylüyor.
Büyükelçi Christian Berger, “Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin geldiği noktayı şöyle yorumlamış: “Ben Türkiye’ye ilişkilerin dibe vurduğu bir dönem olan 2016’da geldim. O günleri hatırlarken hep şu espriyi yapıyorum; geldiğim günlerde Avrupa Birliği aleyhine çıkan haber ve yazıları topluyordum, bir süre sonra topladığım gazete sayfaları bir buçuk metreye ulaştı. Ancak bu durum 2017 başında üst düzey görüşmelerin devreye girmesiyle birlikte yavaş yavaş değişmeye başladı. Birbirimizle konuşmaya başlamamız gerektiğini söyledik. Bugün ise ilişkileri karakterize eden en iyi kelime ‘karmaşık’. Bir yandan siyasî zorluklarla karşı karşıyayız, ama öte yandan AB ile Türkiye’nin birbirine ihtiyacı var. Haritaya bakın. (...) Birlikte yaşamamız ve çalışmamız gerektiğini biliyoruz, ama mutsuz olduğumuz konular da var. Doğrusunu isterseniz ileriye değil, geriye doğru gidiyoruz. ‘İyi komşuluk ilişkileri’ katılım sürecinin çok önemli bir parçasıdır. Avrupa Birliği üyesi olmak isteyen bir ülke komşularıyla iyi geçinmelidir.” (Konuşan: Cansu Çamlıbel, gazeteduvar.com.tr, 26 Aralık, 2019)
Türkiye ile Avrupa Birliği’nin Suriye konusunda anlaştığı ve ayrı düşündüğü noktalara da işaret eden Büyükelçi Christian Berger, ‘iyi komşuluk’ meselesine dikkat çekip şöyle demiş: “(Suriye’de operasyon konusunda) Ortaya konulan tüm argümanları dikkatle dinliyoruz, ama öne sürülen hukukî argümanlara katılmıyoruz. Türkiye’nin siyasî ve güvenlik kaygılarını ise anlıyoruz. Öte yandan AB ile Türkiye Suriye konusunda hep şu konuda anlaştı; askerî değil siyasî bir çözüm şart. Türkiye’nin son operasyonuna karşı çıkmamızın nedeni de buydu. Çünkü bu bir askerî operasyon. Biz ise siyasî çözümden yanayız. Birleşmiş Milletler himayesinde başlayan süreci baltalayacak bir gelişme istemiyoruz.”
Türkiye’de AB üyeliği isteyenlerin geçmiş yıllara göre nisbi olarak düştüğü belli. Büyükelçi Berger’in de hatırlattığı üzere “Her şeye rağmen Türkiye toplumun büyük bölümü geleceğine AB içinde ya da AB ile birlikte görüyor, süreçte ne olursa olsun” diye düşünüyor.
İdarecilerin hesaplamadığı mesele, iç politikada puan almak için AB ile var olan ilişkilerin bozulmasının faturasını yine milletin ödeyeceğidir. AB üyesi ülkelerde yaşayanlar nezdinde Türkiye’nin itibarının sarsılması dönüp dolaşıp millete zarar verir. Üyelik için referanduma sıra geldiği düşünülsün. Ortaya çıkacak tablo olumsuz olmaz mı?
Türkiye uluslar arası itibarı ne kadar yüksek olursa, aleyhte yapılan çalışmalar o nispette neticesiz kalır. Bütün dünyada kendimize dost olan ülkelerin sayısının artması bize sadece menfaat getirir. Kavgalı ülkeye gelen turistlerin sayısı bile azalmaz mı?
Yoksa bazıları bunu mu istiyor?