Herkesin bildiği bir sırrı bir defa daha hatırlatmakta fayda var: Türkiye’yi idare edenler hem ülkemizin AB’ye üye olmasını istemiyorlar hem de “Biz AB’ye üye olmak istiyoruz fakat AB bizi oyalıyor, Müslüman ülke olduğumuz için bizi üye yapmak istemiyorlar” şeklinde beyanlarda bulunuyorlar.
Peki, gerçek durum böyle mi?
Bir AB aday ülkesi düşünün ki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) kararlarını tanımasın ve bu ‘tanımama’ tavrını sürekli canlı tutsun. Bununla da kalmasın ve kendi anayasasının bu konudaki maddelerini de dikkate almasın. Böyle bir “aday ülke”nin Avrupa Birliği’ne samimî olarak üye olmak istediğine kim inanır? Soy adı “İnanır” olanlar dahi buna inanmaz ki! Buna rağmen idareciler her konuşmasında “AB bizi oyalıyor, bizi üye yapmıyorlar. AB Hıristiyan birliğidir” şeklinde konuşuyorlar. Bu konuşmalar, bu beyanlar Türkiye ve dünya gerçeğine uyuyor mu?
Patlak veren borsa ve fon hadisesine bakıldığında bile Türkiye’yi idare edenlerin iyi imtihan vermediği görülüyor. Açıklamalara bakınca “İşin ucu nereye kadar giderse gitsin” diyorlar, fakat yolsuzluğa karışanlar arasında bile adaletli davranmıyorlar. Yolsuzluğa kimlerin karıştığını bile kamuoyu tam olarak bilemiyor. Bu konudaki “liste”nin yayınlanması bile haftalar sürdü. Böyle yapılarak mı yolsuzluklarla mücadele edilecek?
Bir noktayı daha hatırlamak icap eder: Türkiye’nin AB’ye üye olmasını istemeyen AB üyesi ülkeler ve idarecileri mutlaka vardır. Ancak bunlar azınlıktadır ve böyle kişilere “bahane” vermemek icap eder.
Tabiî bu meseleler yıllardan beri tartışılıyor. Konunun uzmanı bir hukukçu, geçen yıllarda yaptığı bir değerlendirmede özetle ve bilmana olarak; Türkiye’yi idare edenlerin ihale kanununu AB’ye uygun hale getirmemek için “AB üyelik görüşme masası”nı devirdiğini söylemişti. Elhak doğrudur, çünkü açıklanan “uyum paketleri”nde bu mesele nedense çözüme kavuşturulmadı. İhaleler AB’ye uygun olacak olsa “adrese deslim ihale” devri sona erecekti. Öyle olunca da eş dosta keyfi olarak kimse ihale verme imkânı bulamamış olurdu. Maalesef bu durum Türkiye’yi idare edenlerin işine gelmedi ve bir bakıma “masayı devirmek için” AİHM kararlarını dikkate almama icraatları ortaya konuldu.
Peki, AİHM kararlarına uymayan ve bunda direnen bir ülkenin Avrupa Birliği’ne üye olma imkân ve ihtimali olur mu? Ve bu yanlış kararlarda ısrar edip de sonra kamuoyuna “Biz AB’ye üye olmak istiyoruz fakat AB ülkeleri bizi oyalıyor, Hıristiyan kulübü gibi davranıyorlar” demek hakikate uygun olur mu?
Hal ve gidişe bakılırsa kimin AB üyeliğini engellediği net olarak görülüyor. Tabii gerçekleri görmek istemeyenlere yapacak bir şey yok...