"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Sizi gidi sizi...

Faruk ÇAKIR
16 Şubat 2024, Cuma
Yine ve yeni bir ‘geri adım’a daha bütün millet şahit oldu. Hatırlanacağı üzere Ocak 2011’de Tunus’ta başlayan olaylar daha sonra başka ülkelere de yayıldı ve bu hadiseler “Arap Baharı” diye isimlendirildi.

“Arap Baharı”ndan etkilenen ülkelerden biri de Mısır oldu. Mısır’da başlayan halk hareketleri 11 Subat’ta 30 yıllık Mübarek iktidarının sonunu getirdi. 2012’deki Mısır cumhurbaşkanlığı seçimleri’nde Müslüman Kardeşler’in aday gösterdiği Muhammed Mursi ikinci turda da %51.73 oy alarak 5. cumhurbaşkanı seçildi. Bir yıllık sivil yönetim 3 Temmuz 2013’de ülkenin ilk seçilmiş Cumhurbaşkanı Mursi’ye yapılan darbeyle sonlandı. Sonrasında Muhammed Mursi 17 Haziran 2019’da casuslukla suçlanarak yargılandığı davanın duruşmasında mahkeme salonunda vefat etmişti. (aa.com.tr, 14 Ocak 2021; bbc.com/turkce, 17 Haziran 2019)

Türkiye’yi idare edenler Mısır ile olan diplomatik ilişkileri iyi yönetemedi. Maalesef o günlerde bu mesele iç siyasete alet edildi. İlgili ilgisiz her konuşmada ‘iç muhalefet liderlerinden bahseder gibi Mısır’ı idare edenlerle ilgili sözler sarf edildi. Tabii ki o gün bu konuşmalar Türkiye’yi idare edenlere oy getirdi. Fakat netice olarak Mısır ile olan ilişkiler koptu ve bu kopuş uzun süre devam ederek maddi bakımdan da milletin zararına oldu.

Şunu hemen ifade edelim ki içerde ya da dışarda her türlü darbeye ve darbeciye karşı olmak icap eder. Fakat dış politikayı uzun dönem olarak düşünmek ve diploması yoluyla darbeye ve darbecilerle mücadele etmek en iyisi değil mi? Türkiye’yi idare edenler o dönemde darbeciler hakkında çok konuştular, çok söz verdiler ama gelinen noktada dün darbeci dedikleriyle bugün barıştılar. 

Esasında ‘yabancı’ ülkelerle ilişkiler iç politikaya alet edilmemeli. Ayrıca bir ülkedeki darbeye itiraz edip başka bir ülkedeki darbeye seyirci kalmak doğru olur mu? Türkiye’yi idare edenlerin diploması yolarını gerektiği gibi kullanmadıklarına geçtiğimiz yıllar şahitlik etti. Neticede dün ‘darbeciyle aynı masaya oturmam’ diyerek alkış alan idareciler, bugün aynı darbeci ile ‘kardeş’ olduklarını ilan etmiş durumdalar. 

Mısır gibi bir ülke ile Türkiye’nin dost olması elbette millet menfaatinedir. Ancak bu dostluk her zaman devam edebilecek bir dostluk olmalı. Mesela, ilişkilerin kesildiği 10 yıl boyunca ortaya çıkan ‘fatura’nın hesabını kim verecek?

Elbette diplomasının imkânlarının devre dışı kaldığı yer sadece Mısır olmadı. Neredeyse her ülke ile diplomasi yolları tıkandı ve bir noktaya gelindi ki kavga edilmeyen komşu ya da dost ülke kalmadı. Dış politikadaki bu tahribatın bir muhasebesini yapan olacak mı?

Belki bundan daha çarpıcı olan; dün yapılan yanlışı alkışlayanların bugün tam tersi yapıldığında da yine ‘lider’lerini alkışlıyor olmalarıdır.

Bu yanlışları yapanları ve alkışlayanları Allah’a havale edip uyanmaları için dua edelim...

Okunma Sayısı: 1303
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Müjdat Bayar

    16.2.2024 14:14:22

    ''Gidi'' kelimesinin ''ahlaksız, kavvad'' gibi bir anlamı da var Türkçemizde.

  • Erhan

    16.2.2024 00:35:50

    Belki tecrübelerimizi birbirimize aktarıyoruz

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı