"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Beslenmede farkındalık (8)

Feyzullah ERGÜN
24 Kasım 2021, Çarşamba
Sağlıklı besinlerle sağlanacak sağlıklı beslenme, bir hayat tarzı olarak uygulandığında, yakın çevrede de faydaları görülecektir.

Zaman cemaat zamanı olduğundan, sosyal bağların güçlendirilerek sağlık için bir araya gelinmesi, sağlıksız beslenmenin doğurduğu streslerin aşılmasında rahatlatıcı bir adım olacaktır. Toplumun temelini teşkil eden ailenin, sağlıklı bir hayat için, mutfaklarda sağlıklı besinlerin yer alması, temel prensibine uyulması şarttır. Sağlıklı gıda derken, pahalı ve gösterişli ambalajlarda tüketime sunulan gıdaları demek istediğimiz anlaşılmamalıdır.

Sağlıklı ve kimyasal katkı maddelerinin bulunmadığı, teknoloji ürünü olmayan besinlerin sağlanması için, “Sağlık yolunda ilerlerken şunu unutmayın çevrenizdekilerle beraber sağlıklı olmak, tek başına sağlıklı olmaktan daha kolaydır. Kendi takımınızı oluşturmayı (iki kişilik bir takım bile olabilir) ve uzun vadeli başarı, sağlık ve mutluluk için desteğin çok önemli olduğu, toplumsal bağ, destek ve ortaklık uzun vadeli başarı için önemlidir ve hayat tarzı ve tutum değişiklikleri için de kısa vadede çok faydalıdır. Arkadaşlarımızın ve çevremizin üzerimizde büyük etkisi vardır. Bizi etkileyen ve OBEZİTE, DİYABET ve kronik hastalık salgınını değiştirmede büyük güce sahip olan şey genetik bağlar değil, sosyal bağlardır. Sağlık için insanlarla ilişki halinde olmak da tıpkı yemek, hava, su, uyku ve hareket kadar gereklidir. Bizler doğamız gereği, beraberlik ve bağ ararız.” 1

Sağlıklı ve dengeli beslenme amacıyla bulundurulacak toksinlerden uzak besinler, sun’î gıda üreticileri tarafından kuşatma altına alınmıştır. Bu olumsuz şartlarda, ihtiyaca yeterli sınırın aşılmaması ve sindirim organlarının aşırı yükle yıpratılmaması, sağlıklı hayatın temel kuralı olduğu da unutulmamalıdır. İştiha-i kâzib (iştahın zorlanması, yalancı iştah) ve nefsin aşırı talebi ile doyma sınırları, bazı bahane ve sebeplerle kolayca aşılabilmektedir. “Genellikle çok yeriz, çünkü bir şey de bizi yiyordur. Duygularımızdan uzaklaşmak için, midemizi yemekle doldururuz. Duygularımızı bastırmak için yemeği kullanırız. Çoğumuz bir sıkıntımız olduğunda, otomatikman yemeğe yöneliriz. Bizi açlıktan koruyan yüzlerce genimiz vardır, ama aşırı yemekten koruyan genimiz pek azdır. Şeker, kafein enerjimizi ve sağlığımızı tüketen sahte desteklerdir. Kısa süreli bir enerji verir, sonra çökersiniz ve yine istersiniz. Hiç güzel bir döngü değil. Bağımlılık yapan maddelerden kurtulduğunuz zaman, enerjinizden ve sağlığınızdan ne kadar çaldıklarını anlayacaksınız. ŞEKER ve sun’î tatlandırıcıları hayatınızdan tamamen çıkarın. Birdenbire ve tamamen kesin. Rafine şekerleri, meşrubatı, meyve sularını ve yapay tatlandırıcıları yiyeceklerinizin arasından çıkarın, zira bunlar yeme krizlerini tetikler. Unutulmamalıdır ki, kendi başına bir şifa olan yeterli ve dengeli beslenme uygulamalarında, MUTFAĞINIZ EVİNİZİN KUMANDA ODASIDIR.” 2

Sağlıklı ve huzurlu bir hayatın yaşanabilmesi için bedenî, ruhî ve sosyal bakımlardan tam bir iyilik halinde bulunmaya bağlıdır. 

Bu hayat standardına ulaşılabilmesi, sağlıklı yolları aydınlatan doğru bilgilerin paylaşılmasıyla gerçekleşecektir. Sağlığın korunması için gerekli besinler ve HAYAT TARZI insanın iradesine bağlı bulunduğundan, tercihimizi kullanırken, organizmanın fonksiyonlarını, yanlış ve doğru beslenme şekillerini bilerek aklımızın kontrolündeki ellerimizi, sağlığımıza hizmet edecek besinlerden yana hareket ettirmeliyiz. Sağlıklı ve dengeli yaşama yolunda, vücudumuzun sağlıklı gıda ihtiyacı, bizim irade ve kontrolümüzde sağlanmalıdır. Sağlıklı beslenme, sağlıklı besinlerle ve dengeli beslenmekle sağlanır. Tek yanlı beslenmede, vücudun dengesi sağlanamadığı gibi, kurulmuş olan İLÂHÎ NİZAMIN işleyişinde hastalıklarla aksamalara ve sistemin tamamen çökmesine sebep olabilecektir. Sağlıklı beslenmeye önem verilmediğinde, toplum hayatında hastaneler büyümeye devam edecek, muayene kuyrukları da, uzayıp gidecektir.

Beslenme ihtiyacının karşılanmasında yaşanan en zor problem, gıda maddelerinin toksinlerle yüklü olması ve bu problemi çözebilecek kahramanların bulunmayışıdır. Zira GORDİON DÜĞÜMÜ haline getirilen ve sağlıklı beslenmenin engelleri olan “Yiyeceklerimiz, suyumuz, havamız, evlerimiz genellikle GİZLİ TOKSİN kaynaklarıdır. Bizler elimizden geldiğince, vücutlarımızdaki ve toplumlarımızdaki toksin yükünü azaltmalıyız. En ihtiyatlı yaklaşım, bir şeyi güvenli olduğu ispatlanana kadar kullanmamaktır. O yüzden ben ÖNCE TEDBİR SONRA TEVEKKÜL ilkesiyle hareket ediyorum. Gıdalarımızdaki en yaygın kimyasal ve toksin kaynaklarından mümkün olduğunca kaçının. Temiz gıda, talep arttıkça daha ucuz ve ulaşılabilir hale gelecektir.” 3 

Besin maddelerindeki toksinlerden korunabilmenin güvenli bir yolu da, zamanımızda teknolojinin desteğindeki sağlıklı haberleşmeden faydalanmaya çalışmaktır. Güvenilir bilgi kaynaklarına ulaşılarak, sağlıklı bilgiler öğrenilmesi için, bilenlerle istişare edilmesi ve bilgilerin yakın çevrelere ulaştırılması, kişisel girişimlerle olumlu sonuçlar alınmasını hızlandırabilecek ve böyle bir haberleşme de, hayırlı bir hizmetin aracı olacaktır.

Yaşadığımız çevrede ekolojik dengenin bozulması sonucu kirlenen hava unsuru, nasıl ki burundan başlayarak, akciğer alveollerine kadar genişleyen solunum sistemine zararlar verdiğinden, sessiz imdatlar duyulduğu gibi, toksin yüklü bir lokmanın sindirim sistemine girişiyle, hücrelerden yüksek alarm sinyalleri yayılmaya başlamaktadır. 

Bu tehlike sinyallerini, bizler anlayamıyoruz, ama organizmanın biyokimyasal dengesi, gelen toksinlerin analizini hassas ölçüleriyle yapar. Toksinleri atmaya çalışır, aşırı yorulduğundan, atamayacağı için yığılma depolarına yönlendirir. Bu olumsuz faaliyetler sonucu, çeşitli kronik sistem hastalıkları meydana gelerek, organizmanın dengelerini tahrip eder.

Bu olumsuz yaşama tarzı sonucunda, toksin deposu haline getirilen dünyamızda, beşerin kirli eli ve şükürsüz dili de, gıda maddelerinin toksin depolarına dönüşmelerini gittikçe hızlandırmakta, böylece kendi plân ve faaliyetleriyle hazırladığı son dönemini acılarla yaşamadan uyanmasını, daha fazla zaman geçirmeden gerçekleştirmelidir.

SAĞLICAKLA KALIN.

Dipnotlar:

1) Dr. Mark HYMAN, Age. s. 185.

2) Age. s. 204.

3) Age. s. 302.

Okunma Sayısı: 2393
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı