"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hz. Ebu Zerri’l Ğıfari ve Hz. Muaviye’nin sarayı

Halil ELİTOK
12 Nisan 2019, Cuma
Bugün yazıma Tarihin parlak sahifelerinden bir örnekle başlamak istiyorum.

Sahabe Hz. Ebu Zerri’l-Ğıfari’nin doğum tarihi bilinmemektedir. Medine çölü yakınlarındaki el-Rabaza şehrinde vefat etmiştir. Cesareti, dürüstlüğü ve yalnız hayatını sürdürmesiyle bilinir. Hz. Peygamberin (asm) övgüsüne mazhar olmuş bir sahabidir.

Hz. Muaviye, kendisine Şam’da görkemli bir Yeşil Saray inşa eder. Hz. Muaviye, Hz. Ebu Zerri’l-Ğıfari’ye sorar: “Sarayımı nasıl buldun?”

Hz. Ebu Zerri’-l Ğıfari: “Ey Muaviye! Eğer bu sarayı kendi paranla yaptırdıysan israftır. Eğer halkın parasıyla yaptırdıysan ihanettir ve haramdır. Kul hakkına girer. Bunu ancak firavunlar yapar” der.

Bu gün bin odalı saraylarda oturanlar bunu devletin itibarına bağlamaktadırlar. Saraylarda devletin itibarını arayanlar yanılmaktadırlar. Devletin itibarı, israfa girmeden devletin malını korumak ve milletin ihtiyacı olana harcamaktır. O devlet ve ülkede, ancak, o zaman evrensel bütün kurum ve kurallarıyla tıkır tıkır işleyen gerçek bir demokrasiden bahsedilebilir. O zaman devletin itibarı korunabilir.

Yargısı tam bağımsız, en başta basın hürriyeti olmak üzere, bütün insan hak ve hürriyetleri, sözde değil uygulanabilir olmalıdır.

Devleti yönetenler, yoksul halktan toplanan kamu paralarını, toplumun ihtiyaçlarını sıraya koyarak adil bir şekilde harcamalı, lüks ve şatafattan uzak olmalı, devletin parasını harcamaktan dolayı hesap verme yolları açık olmalıdır. Devletin malının yanlış yerlerde harcamanın ve milletin hakkının keyfemayeşa harcamanın karşılığının ateş olduğu düşünülmelidir. Çünkü, insanoğlu ateşini bu dünyadan götürmektedir. 

Şu tarihi hadise bunu gayet açık bir şekilde ifade etmektedir: Bir gün Behlül Dâne, uzun bir yolculuktan geliyormuş belirtileri ile Halife Harun Reşid’in huzuruna çıkar.

Onun bu halini gören Halife:

Bu ne hal Behlül, nereden geliyorsun böyle?

Cehennemden geliyorum ya Harun! diye cevap verir. Ateş lâzım oldu da, ateş almaya gittim.

Peki, ateş aldın mı?

Hayır. Alamadım. 

Cehennem bekçileri ateş vermediler ve şöyle dediler:

“Burada ateş bulunmaz, herkes ateşi dünyadan kendisi getirir” diyerek kötü davranışlar için uyarmak istemiştir.    

Okunma Sayısı: 2756
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı