"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Surre-i Hümayun

Halil ELİTOK
18 Mayıs 2019, Cumartesi
Ramazan-ı Şerifte Hicaz halkının ihtiyaçlarını karşılamak üzere “Sürre” adı verilen çeşitli hediyeler gönderilir bunlar Hicaz halkının ihtiyaçları için dağıtılır.

Bu ihtiyaçlar üç ayların başlangıcı olan Recep ayında gönderilir ve hac mevsiminde ihtiyaçlar karşılanmış olur. 

Bu konunun daha iyi anlaşılabilmesi için Surre kelimesinin anlamından başlamak daha doğru olacaktır. Surre, Arapçada “es-Surre” kelimesinden gelmekte olup “para kesesi”, “para” anlamına gelmektedir. “es-Surre” kelimesi Kur’ân-ı Kerîm ve bazı hadislerde de geçmektedir. İlk zamanlarda fiil anlamında kullanılırken ilerleyen süreçlerde terim anlamını kazanmıştır.

Surre kelimesi “para kesesi” ve “içine akçe ve dinar koyulan çıkın” veya “cüzdan” anlamlarına da gelmektedir.1

Osmanlılar kendilerinden önceki Müslüman devletler gibi kutsal mekânlara yardım göndermeyi bir borç saymanın yanında manevî anlamda da vicdanlarını rahat ettirmek maksadıyla surre gönderilmesi geleneğini devam ettirmişlerdir. 

Osmanlılar zamanında ilk olarak hangi padişah zamanında surre gönderildiği ile ilgili tam olarak bir bilgi mevcut değildir. Bazı kaynaklarda Yıldırım Bayezid (1389-1402) zamanında Edirne’den Haremeyn’e toplamda olarak ilk 80.000 altın surrenin gönderildiği belirtilmiştir.

İlk surrenin Çelebi Mehmed (1403-1421) zamanında gönderildiğiyle ilgili bilgilere de yer verilmiştir. Âşıkpaşa-zade, Çelebi Sultan Mehmed’in imaretler yaptırdığını, buradan elde edilen gelirlerin de Haremeyn’e gönderildiğini kaydeder.

Mekke ve Medine’ye surre gönderen üçüncü Osmanlı padişahı II. Murad’dır ve onun zamanında surre miktarında gözle görülür bir artış yaşanmıştır Sultan Murad’ın özellikle Kâ’be-i Muazzama, Medine-i Münevvere, Mekke-i Mükerreme’ye ve Kudüs’ün fukarasına her yıl üç bin beş yüz sikke gönderdiği anlatılmaktadır. Daha sonraki süreçte Kanunî Sultan Süleyman zamanına kadar Haremeyn’e gönderilen sadaka-i seniyyenin miktarı 3.503.613 kuruş olmuştur. Buna % 35 hesabıyla 1.226.264 kuruş iskonto ilâve olursa surre-i seniyyenin mikdarı 4.729.877 kuruş ve 9.459 kese yapmaktadır. Bu paranın 1.074.860 kuruşu Mekke-i Mükerreme’ye, 2.416.701 kuruşu Medine’ye ve 11.547 kuruşu Kudüs ahalisine gönderilmiştir. 1517 yılında Haremeyn’in Osmanlı hâkimiyetine geçmesinden sonra surre düzenli biçimde gönderilmeye başlanmıştır. Osmanlılar zamanında surre genellikle İstanbul ve Kahire’den gönderilmiş, fakat bazı zamanlarda Yemen ve Halep’ten gönderildiği de olmuştur. Osmanlılar zamanında maddî amaçlı gönderilen surrenin yanında kutsal topraklara giden yolların üzerindeki güvenliği sağlamaları maksadıyla bedevilere de “urban surresi” gönderilmiştir. Haremeyn’e surre gönderilmesi on dokuzuncu yüzyılın başında Mekke ve Medine’nin Vehhabiler’in yönetiminde kaldığı süre hariç 1915 senesine kadar devam etmiştir.

Padişahın katıldığı merasimler esnasında, Mekke Emiri’ne hitaben yazılmış “name-i hümayun”, surre keseleri ve surre defterleri; “Surre Emiri”ne teslim edilir ve mahmil yüklü devenin de yer aldığı surre alayı, saraydan yola çıkarıldı. Topkapı Sarayı’nda yapılan merasimlerin ardından surre alayı, Sirkeci İskelesi’nden Üsküdar’a geçerdi. (Harem’den uğurlanırdı. Harem ismi buradan gelmektedir.)  

Hanedan mensuplarının, devlet erkânının ve halktan dileyenlerin hazırladıkları hediye ve paralar; “feraşet çantası” denilen, bir yüzünde gönderenin, diğer yüzünde alıcının adı ve adresi yazılı deri çantalara konularak Evkaf Nezareti’ne teslim edilirdi. Bunlar da surre alayı ile gönderilirdi. Dönüşte bu çantalar, içinde Haremeyn’den yollanan hediyeler olduğu halde sahiplerine iade edilirdi.

Surre-i Hümayun, 1517‘den 1864 yılına kadar kara yoluyla, katır ve develerle nakledilirdi. Bu güzergâh takip edildiği müddetçe kafile, Hicri tarihle 12 Receb‘de Üsküdar‘dan yola çıkar ve günlük ortalama 50 kilometre yol alırdı. 1864‘ten itibaren Süveyş Kanalı‘nın açılmasıyla Surre-i Hümayun ve hac kafileleri, 1908‘e kadar Üsküdar Paşakapısı Limanı ve İzmir‘den hareket etmişlerdir. Ulaşım kolaylaştığından yola çıkma tarihi de Şaban ayının 15‘ine alınmıştır. 1908‘den sonra ise Hicaz Demiryolu hattının faaliyete girmesiyle demiryolu tercih edilmiştir.‘‘

Dipnot:

1- Durak, Ahmet; Osmanlı Devleti’nde Surre-i Hümayun Geleneği “18 Ekim 1656 Tarihli Mekke’ye Gönderilen Defter Örneği”

 

Okunma Sayısı: 954
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı