"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Yalan ve yalancılık

Halil ELİTOK
03 Şubat 2019, Pazar 00:02
Toplumun dini duygularının zayıfladığını gösteren, insanların birbirlerine karşı itimatlarını sarsan ve güvenlerini boşa çıkaran bir hastalıktan ve hastalıktan da öte illet olan yalandan ve hıyanetten bahsetmek istiyorum.

Yalan anlamına gelen “kizb” kelimesi Kur’ân-ı Kerîm’de farklı anlamlarda kullanılmıştır: Kur’ân-ı Kerîm’de küfür bazen kizble ifade edilir. Mükezzib, yani yalancı, “kâfir” manasındadır. “Allah adına yalan söyleyen ve hak kendisine geldiği zaman onu yalanlayan kimseden daha zalim kim vardır? Kâfirler için Cehennemde yer mi yok?”1  âyetinde kizb küfür manasında kullanılmıştır.

Resulullah (asm) Müslümanlardan hırsızlık, zina, içki gibi hakkında had cezası gelen en ağır suçları işleyenlerin bile Cennete gidebileceğini belirtir, fakat yalanı Müslümana bir türlü yakıştıramaz. Hz. Peygamber’in (asm) ifadelerinden, yalanın, sayılan bu günahlardan çok daha çirkin,  çok daha alçaltıcı bir cürüm, en bayağı bir ahlâksızlık olduğunu anlamaktayız. Çünkü, Hz. Peygamber (asm) bu hususta şöyle buyurur: “Mü’minde her huy bulunabilir, yalan ve hıyanet hariç.”

Kizb, sıdkın yani doğruluğun zıddıdır. Sıdkla ilgili olarak gerekli açıklamaları yaparken, yalandan da bahsedilmiştir. 

Bu hususta Hz. Peygamber (asm) şöyle buyurur:

Safvan İbn Süleym (ra) anlatıyor: “Ey Allah’ın Resulü! dedik, mü’min korkak olur mu?” Evet! buyurdular. Pekiyi cimri olur mu? dedik, yine: Evet! buyurdular. Biz yine: Pekiyi yalancı olur mu? diye sorduk. Bu sefer: Hayır! buyurdular.”

Bir başka rivayette şöyle nakledilmiştir: İbn Mesud (ra) anlatıyor: “Kul yalan söylemeye ve yalan söyleme niyetini taşımaya devam edince bir an gelir ki, kalbinde önce siyah bir nokta belirir. Sonra bu nokta büyür ve kalbinin tamamı simsiyah olur. Sonunda Allah nezdinde yalancılar arasına kaydedilir.”

Hayat için yalana tenezzül edilmemelidir. Resulullah  (asm) buyurdular ki: “Yazıklar olsun o kimseye ki, insanları güldürmek için konuşur ve yalan söylerler! Yazık ona, yazık.”  Esma Bint Yezid (ra) anlatıyor: “Resulullah (asm) buyurdular ki: “Ey insanlar! Pervanenin ateşe atılması gibi sizi yalanın peşine düşmeye sevk eden şey nedir? Halbuki, üç yer hariç yalanın her çeşidi ademoğluna haramdır: 

Bu üç yere gelince:

1) Erkeğin, rızasını sağlamak için hanımına yalan,

2) Harpte söylenecek yalan.  Çünkü harp bir hileden ibarettir.

3) İki Müslümanın arasında sulhu sağlamak kasdıyla söylenen yalan.”

Ancak Bediüzzaman, Hutbe-i Şamiye ve İşaratü’l-İ’caz adlı eserlerinde maslahat için yalan söylemeyi zaman nesh etmiştir diyerek şöyle belirtir:

Sual: Bir maslahata binaen kizbin caiz olduğu söylenilmektedir. Öyle midir?

Cevap: Evet, kat’î ve zarurî bir maslahat için mesağ-ı şeri vardır.

Fakat hakikate bakılırsa, maslahat dedikleri şey batıl bir özürdür. Zira usûl-i şeriatta takarrur ettiği veçhile, mazbut ve miktarı muayyen olmayan bir şey, hükümlere illet ve medar olamaz; Çünkü, miktarı bir had altına alınmadığından suistimale uğrar. Maahaza, bir şeyin zararı menfaatine galebe ederse, o şey mensuh ve gayr-ı muteber olur.”

Dipnot:

1- Ankebut Sûresi 68.

Okunma Sayısı: 2575
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı