"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İtidal ve sükûnet

Hasan ABDULLAH
23 Temmuz 2016, Cumartesi
Darbe girişiminin bizzat halkın devreye girmesiyle akamete uğraması, kuşkusuz ki, ülkemizi büyük bir felâketten kurtardı.

Darbecilerin emniyette, TSK’da ve hukuk sisteminde ciddî oranlarda kimi görüşlere göre % 30-40 destekçisi vardı, fakat milletin kahir ekseriyetinin ve siyaset kurumunun tamamının darbe karşısında durması, darbecilerce öngörülmeyen bir şeydi ve bu darbe girişiminin akim kalmasındaki anahtar rolü halk ve siyaset kurumu oynadı. Diğer siyasî partiler ters mesajlar verseydiler ve millette bir bölünme yaşansaydı, darbe girişiminin akıbetinin ne yönde olacağını kestirmek zor olurdu, ama ülkede bir iç savaş yaşanacağı kesindi. Buradan, darbe girişiminin arka planındaki dış yöneticilerinin asıl amacının, ülkeyi kimin ele geçirip yöneteceğinden ziyade, Suriye ve Irak gibi ülkede bir iç savaş çıkarmak olduğu anlaşılıyor. Son birkaç günde netleşenin bu olduğunu söyleyebilirim. İç savaş sonrası iktidarda ister şimdiki yasal iktidar ister darbeciler kalsın, karşılarında koskocaman bir enkaz ve ‘sizle istediğim zaman istediğim gibi, kedinin fareyle oynadığı şekilde oynarım’ diyecek derin uluslar arası gladyoyu bulacaktı. % 50’nin karşısına diğer yüzde % 50 çıkmayıp yanında yer alınca, çözülmesi zor oyun kolayca iflâs etti.

Buna CB Erdoğan “millî irade ve ben kalabalıklardan daha büyük bir güç görmedim” diyerek, “millet ve millî iradesi” diyor, ama biz aynı millî irade ve milletin birçok kez darbeler karşısında sessiz kalıp, darbe anayasasına % 92 ile “evet” dediğini de biliyoruz. Dolayısıyla millet ve millî irade kavramları doğru cevabı tam karşılamıyor, doğru cevap bazı kesimlerin ısrarla ağzına almaktan çekindikleri halkın demokrasi ve hürriyetin elinden kayıp gitmesine müsaade etmemesidir.

TSK içindeki en üst düzey komutanlar da, darbeye kimlerin kalkışacaklarını bildiklerinden, en başından meşrû yönetim tarafında yer almaları, darbecilerin önündeki handikaplardan biri olarak ortaya çıkmıştır. Emniyet teşkilâtının cansiperâne çabalarını da buna eklemek lâzım. Fakat bunlar, darbeciler tarafından bilinmeyen bir şey değildi, yani bu durum öngörülerek darbeye kalkıştıkları kesin. 

Evet, bu darbe girişimini yapanlar ülkelerine ve milletine ihanet etmişlerdir, ülkede bunu tartışma konusu yapabilecek aklı başında hiç kimse yoktur. Fakat, darbe girişimini çizen global üst aklın, sahaya sürecekleri darbecileri arka planda hangi motivasyonla ikna ettiklerini, devleti yönetenler öğrenmek zorundadır. Darbe girişimi sırf düşman ve hain üzerinden açıklanmaya çalışılırsa, bu yolun da halkı tatmin edeceği muhakkaktır, fakat bu tarz, bundan sonrası darbe girişimlerini önleyecek kesin çözüm sunacak bir yol olmayabilir.

Çoğu insan farkında olmayabilir, fakat şu anda gerçekten tarihî günlerden geçiyoruz. Darbe girişimi ve darbeye kalkışanlarla hesaplaşırken ve ülkenin geleceğinin şekillenmesi aşamasına gelinmişken, itidal ve sükûnete, diyaloğa ve partiler üstü uzun vadeli devlet politikaları ve stratejilerine ihtiyaç vardır.

Çünkü, iç politikada atılacak her yanlış adım, dünya ile ilişkilerimizi olumsuz etkileyecek. Doğru ve demokratik adımlar atılırsa, Türkiye’nin bu darbe girişiminin sonuçlarını, pozitif bir yörüngeye oturtma şansı mevcut. Bu badire ülkenin daha da demokratikleşmesine hizmet ederse, ülkemizin uluslar arası arena ve platformlarda etkisi artarak konumunu güçlendirecektir. Aksi uygulamalar da, bunun zıddını söylemek de mümkün. Hükümetin şu anda içte ve dışta atacağı adımların bütün dünyada yakından izleneceği muhakkak. Şu anda hükümetin atacağı adımlar, içte yaraları sarmaya dışta ilişkileri kuvvetlendirip iyileştirmeye yönelik olmalıdır.

ABD ile ilişkilerde, bir süredir ciddî bir gerginlik yaşandığı zaten biliniyor. Avrupa ülkeleri ile ilişkiler de idam tartışmaları ile şimdiden gerilmeye başladı. İdam cezasının geri getirilmesi, Avrupa ülkeleri ile ilişkileri onarılmaz bir konuma getirebilir. Şu anda çok sıcak olan heyecan ve duygular yerini akl-ı selim ve itidale bırakmaz ve idam cezası geri getirilirse kaybeden Türkiye olacaktır. İdam cezası verilmeden de darbecilere hak ettikleri cezalar verilebilir. Müebbet hapsin hafif bir ceza olduğu düşünülmemelidir. 

Şu anda modern dünyanın Türkiye’ye, Türkiye’nin modern dünyaya ihtiyacı var. Türkiye’nin sür’atle istikrarsız bir ülke olmaktan çıkıp, istikrarlı ve bölgesinde istikrar sağlayıcı bir ülke konumuna gelmesi gerekmektedir. Bu sebebiyle, Türkiye’nin dünyadan izole olmasına neden olacak politikalardan özellikle kaçınılması zarurîdir.  

Okunma Sayısı: 1375
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı