Her kalbin beslendiği iki tane kanal var,
Bunlardan biri dimağ diğeri de vicdandır.
Meratib-i ilim muhteliftir dimağda,
Hakikat kayboluyor, mültebis olduğunda.
‘’Dimağda meratib var, birbiriyle mültebis,’’
Ahkamları muhtelif, bunlar önemli bahis.
‘’Evvel tahayyül olur sonra gelir tasavvur,’’
‘’Sonra gelir taakkul, sonra tasdik ediyor.’’
“Sonra iz’an oluyor. Sonra gelir iltizam,”
‘’Sonra itikâd gelir.’’ Bunlara olmalı ram.
‘’İtikadın başkadır, iltizamın başkadır,’’
Her bir meratibinden çıkan haller farklıdır.
Tahayyülün hududu bilinmezse tehlike,
Safsataya yol açar bu da böyle biline.
Hayaller hakikatin olmalı müşevviki,
Hakikati bulmaya kamçılar azim, şevki.
Tahayyül ve tasavvur mezcedilmezse eğer,
Batıl şeyleri tasvir, zihinleri cerh eder.
Tasavvurun zihinde sınırları bellidir,
Bu kısımda hüküm yok, tasavvur bîbehredir.
Taakkul mertebesi akıl burda bîtaraf,
Akıl leh ve aleyhte olmaz elbette taraf.
Tasdik mertebesinde zihin eder iltizam,
Doğru, yanlış mı diye var diyor ihtiyacım.
İz’an mertebesinden doğacaktır imtisal,
Benimsenen bilgiyle istiyor elbet amel.
İltizam mertebesinden çıkar elbet taassub,
Hikmet illet bilemez ayıramaz kışır ve lüb.
İtikâd mertebesi tahkik mertebesidir,
Batıl efkarı atar sonucu salabettir.
Kâinat bomba olup patlayıverse bile,
İtikadı selb olmaz tahkikî iman ile.