Müslümanların amaç ve hedef birliğini oluşturmaları gerekir. Bu birliktelik fikirlerin uyumu şeklinde olmalıdır. Bediüzzaman bu görüşünü: “İttifak hüdadadır, heva ve heveste değildir”1 cümlesiyle özetlenmiştir.
Peygamberimizin “Ümmetimin ihtilafında rahmet vardır”2 hadisinin, bir ordunun alaylara, taburlara, fırkalara ayrılarak aralarında iş bölümü ve yardımlaşmaya dayalı bir amaç birliği oluşturması örneğinde olduğu gibi “herkesin kendi mesleğinin tamir ve revacına çalışması, başkasının tahrip ve iptaline çalışmaması” şeklinde anlaşılması gerektiğini de ifade eder.3
Dinimizdeki “icma” müessesinin işler hale gelebilmesi için de şura ve meşveret kurumunun işletilmesi gerekir.4 Bu şekilde sahasında uzman kişilerin oluşturduğu ortak akıl ürünü olan kararların geçerli olabileceğini, bunun dışında kalan görüş ve fikirlerin de tamamen reddedilmeyerek istidatların reylerine bırakılabileceğini ifade etmiştir.
DİNÎ CEMAATLER ARASINDA BİRLİK
Dinî ve uhrevî gayeler için kurulan cemiyet ve cemaatlerin aralarında münakaşa ve hasedin olmaması gerekir. Buna tevessül eden ve rekabete kalkışan bir dinî cemaat ibadete riya ve nifak sokmuş olacaktır. Çünkü; amaç dine hizmettir. Bunun faydası da dünyevî değil uhrevîdir. Dinî cemaatler amaç ve hedeflerde birliği sağlamalıdır. Zoraki birliktelikler tembelliğe sebep olur. Bu konuda Bediüzzaman, Hutbe-i Şamiye’de şöyle ifade eder: “Maksadımız: Dinî cemaatler maksatta ittihat etmelidir. Mesâlikte ve meşreblerde ittihat mümkün olmadığı gibi, caiz de değildir. Zira taklit yolunu açar ve ‘Neme lazım, başkası düşünsün’ sözünü söylettirir.”5
Bir başka husus da “Müslümanların dünyaya ait işleri meşveret ve şura iledir”6 ayetini esas alarak aralarında meşveret ve şura ile hareket etmeleridir.
Dipnotlar:
1- Divan-ı Harb-i Örfî, s. 53.
2- Keşfü’l-Hafâ, c.1, s. 66-68.
3- Hutbe-i Şamiye, s. 90.
4- Münazarat, s. 119, Hutbe-i Şamiye, s. 59.
5- Hutbe-i Şamiye, s. 105.
6- Şurâ Suresi: 38.