"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İhlâs düsturlarına riayetsizliğin neticesi

Hasan ŞEN
19 Ekim 2019, Cumartesi 00:49
Bu acib asrın, bu acib hastalığına ve dehşetli marazına karşı Kur’ân-ı mu’cizülbeyanın tiryak misal ilâçlarını ihtiva eden Risale-i Nur dayanabilir.

Baktığımızda bazı ehemmiyetli düsturlara riayet etmediğimiz anlaşılıyor. Bunlardan en ehemmiyetlisi azamî ihlâs, azamî sadâkat, azamî fedakârlığı içine alan uhuvvet düsturları gibi. Hazret-i Üstad, ihlâs düsturlarını lâakal her onbeş günde mutlaka okuyun demesindeki hikmeti iyi anlaşıldığı kanaatında değilim. 

İhlâsla hareket etmenin çok parlak neticeleri olduğunu yine Üstad Hazretleri bize bildiriyor:

1– En mühim bir mücahede olan ehl-i dalâlete karşı manen mücahede etmektir.

2– Üstadına neşr-i hakikat cihetinde yardım suretiyle hizmet etmektir.

3– Müslümanlara iman cihetinde hizmet etmektir.

4– Kalemle ilmi tahsil etmektir.

5– Bazen bir saati bir sene ibadet hükmüne geçen tefekkürî olan ibadeti yapmaktır. (Rüştü, Husrev, Re’fet’in mektubu. Lem’alar, Yirmi Birinci Lem’a, eski: s. 171)

Bu parlak neticeleri kazanmak veya kaybetmek, ihlâs kaidelerine uymakla olacağını yine Üstad Bediüzzaman, çeşitli şekillerde ifade ediyor. İhtilâflar, ihlâs düsturlarına riayetsizliğin neticesidir.

Bakın Üstad Bediüzzaman Said Nursî, bu hususta ne diyor: Evet en âhirde sırr-ı ihlâsa dair bir risale bize yazdırıldı. Elhak gayet âlî ve nuranî bir düstur-u uhuvvet idi. Ve onbinler kuvvetle ancak mukabele edilir hâdiselere ve musîbetlere karşı o sırr-ı ihlâs ile on adamla mukavemet ettirilebilir bir düstur-u kudsî idi. Fakat maatteessüf başta ben, biz o ihtar-ı manevî ile amel edemedik. (Yirmi Sekizinci Lem’a, On Yedinci Nükte)

Hulûsi Ağabey de şöyle diyor: “Ben size bir sır söyleyeyim mi? Nur Talebesinde uhuvvet ruhu gelişmezse o Nur Talebesinde marifet sırrı da gelişmiyor, açılmıyor. Uhuvvet Risale-i Nur’un şahs-ı manevisinin ruh-u manevisi hükmündedir. Uhuvvet ruhu çökünce Risale-i Nur’un şahs-ı manevisine de alâkadarlık noktasında gelen füyuzat artık gelmiyor. Risale-i Nur Talebesi Risaleyi okuyor malûmatı artıyor. Fakat marifeti istikameti ve İhlâsı artmıyor.”

Üstad bakın ne diyor: “Uhuvvet için bir düsturu beyan edeceğim ki, o düsturu cidden nazara almalısınız:

Hayat, vahdet ve ittihadın neticesidir. İmtizaçkârâne ittihad gittiği vakit, mânevî hayat da gider.” (Barla Lâhikası, s. 87)

Üstad Hazretleri hayatı boyunca hangi kuruluş, hangi topluluk olursa olsun hatta en mütecaviz cereyan karşısında bile hizmet faaliyetlerinin devamı için Risale-i Nur’u müdafaa etmiş, neşriyatıyla kahramancasına izhar ve ilân etmiştir. 

İşte bunun gibi birçok beyanlar gösteriyor ki: Risale-i Nur ve cemaatinin varlığını ehl-i iman bilmeli ve her topluluğa duyurmalı ki buna tebliğ vazifesi denir ve her Nur Talebesi durumuna göre vazifelidir. 

Okunma Sayısı: 957
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı