"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ânın hâleleri

Havva Küçük KONUR
04 Temmuz 2020, Cumartesi 00:41
Gönül ummanının hâlelendiği, hârelendiği yerde, duran, durdurulan bir gönl-ü hazindir içim.

Hâlin aynasına ezel gelir, mazi vurur, istikbâl bakar. Ama sen beni hep ilerde zannedersin. Hep yürüyor, koşuyor, ilerliyor görürsün. Oysa ânımdır benim gönül çeperim. Duâmdır şimdim. Durduğum yer mazinin gölgesi, istikbâlin şafağıdır. Ben sadece ânda nefes alırım.

Ey dost! Bana hâl, sana istikbâl aynalar. Hicranıma hükmeden bir âlemdesin orada. Durulmaya başlayan sular çıkarır seni bana. Görünür, gelirsin. Kalbime hükmedersin. Beni ihtizaza getirirsin, kimbilir!

Gecenin serinliği, ince bir tül gibi sarıyor yaşanmışlıkları. Aynalar hep bir silüet halinde dururken, mumlar yakıyor karanlıklar. Kaldırımlar, sokaklar hepsi bir labirentin iç gıcıklayıcılığıyla ürpertiyor. Bitmeyen bir kışın serinletici, dondurucu renkleriyle ya da. Herşeyin kapandığı, seslerin iyice uzaklaştığı bir ânın, yalnızlıkla boğuşan hâlesi... Sesini duyurmaya çalışarak bu yalnızlığı yenmeyi düşünenler... Hep bir telaş, çaba, koşuşturma... Soruyorum, nereye kadar?

Ey dost! Hayallerin iklimleri aşmış, bulutlara ulaşmış durumda. Sen benim kahırlı satırlarıma bakma. Hayaller, idealler diri tutar insanı. Hedeflere atılan adımlar dik durdurur. Yüreğinde ışığını taşıyanlar, hiçbir gecenin karanlığından korkmazlar. Ve sadece kendi karanlıklarını değil, başka karanlıkları da aydınlatırlar ışıklarıyla. Bir gün açan çiçekleri görecek gözlerimiz. Dalların tomurcuğa ve meyveye durduğunu da...

Demlenmeye bırakmalı belki hayalleri. Bir akşam üzeri merhaba diyebilir o zaman. Belki üzecek seni, belki çok geç geldi diyeceksin. Ama sabırla koruk üzüm olur demiş atalar. Umulur ki yeni hisler girer muhayyilene, yeni farkındalıklar açar gönül bahçende. Yeni çiçekler açtırırsın içinde. Sabrınla yeşerecek baharın, sabırla gelecek adımların..

Elini uzatsan dalgalanır belki yine, tutamazsın. Kırılsa kırılır, tutunamazsın. Bir mum yakarsın gündüze, güneşe, yaşanmışlıklara dair. Olduğun hâlinde duramazsın. Bir renk olur, düşer teknene. Dalga dalga yayarsın içine. Ya da bir nota olur, düşer kanununa, tamburuna, neyine... İçli içli okur, duyamazsın. Nihavend, Hicaz olur, dinlersin. İki damla gözyaşı olur nihayetinde. İplik iplik süzersin yanaklarından. Kendini bulmak, tanımak, kendine dokunmak aynada, bu kadar zor olmamalı aslında. Bazen kendinsin gördüğün, bazen ruhun, dostun, labirentlerin haddizatında. Ama ne olursa olsun yılmamalı yolculuktan. Yol kimi zaman maverayı getirecek önüne, kimi zaman asumanı, vaveylayı..

Her halükârda sonsuzluktan bir damla düşürecek önündeki ayna. Ve sen eline alıp gülümseyeceksin. Bahtına ne çıkarsa...

Okunma Sayısı: 1744
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı