"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Doğrulara taraftar olmak şiarımızdır

Hüseyin GÜLTEKİN
25 Nisan 2022, Pazartesi
Geçmişte laiklik adına dinî değerlerle –deyim yerinde ise– kavgalı olan, bir partinin bugün dinî inançlara saygılı olduğunu beyan etmesinden memnun mu olmalı yoksa birilerinin dediği gibi “İnanmayın bunlara...” mı demeliyiz?

Geçmişte her türlü hukuksuzluğa açık olan; tek adam rejimleriyle milleti canından bezdiren bir partinin, yıllar sonra demokrasiyi savunması ve parlamenter sistemini teklif etmesini hayra alamet bir faaliyet mi görmeli yoksa birilerinin dedikleri gibi “İnanmayın bunların söylediklerine…” deyip geçmeli miyiz? “Geçmişte bizim de hatalarımız, kusurlarımız oldu... Şimdi helalleşmek istiyoruz…”  demelerine karşı bazı rakiplerinin, “Dönüp geçmişte yaptıklarına baksınlar” mı demeli? Yoksa ülkemiz ve milletimiz adına bu nedametleri hayra mı yormalı?

Hepsi bir tarafa… Dindar kimlikleriyle nam yapmış, dine ve bilhassa dindarlara hizmet edeceğini söyleyerek yola çıkmış mevcut iktidarın; “Risaleleri devlet basacak!” diye getirdikleri bandrol engellemeleriyle uzunca bir süre Nurların basımına ve neşrine engel olunmamış mıydı? Getirdikleri bu yasaklara son vermek için Yeni Asya’nın yürüttüğü hukuk mücadelesine destekte bulunan malum partinin Danıştay’da açtığı dava neticesinde Risale-i Nur’un serbestçe basımı ve neşri  mümkün olmadı mı? 

Yine sırf kendileri gibi düşünmeyip, inandığı ulvi davasından taviz vermeden, yapılan yanlışlara hakkın hatırı için karşı çıkıp doğruları söylemeye çalıştığından ötürü  iki yılı aşkın bir süredir Yeni Asya’nın sesini kesmek için keyfî şekilde uyguladığı resmi  ilan yasağını reva gören iktidarın bu hukuksuz uygulamasını mecliste protesto edilmesi doğru değil miydi? Keyfi ilan yasağını kınayanlara teşekkür gerekmez mi?

Üstad Bediüzzaman’ın, tek parti rejiminin kendisine yaptığı bütün zulümlerinden, haksızlıklarından, hukuksuzluklarından o partinin ancak yüzde beşinin sorumlu olduğunu söylediğini herkes okumuyor mu? Bu nedenle tamamına cephe almanın yanlış olacağını hesaba katarak; o partinin de ıslah olması için, yanlışlarından nedamet edip vazgeçmesi için, Hilmi Uran’a yazdığı bir mektupta önemli ikazlarda ve tavsiyelerde bulunduğu bilinmiyor mu?

Üstad’ın ülke menfaati için takındığı yapıcı yaklaşımını ve müspet tavırlarını dikkate alarak o partinin geçmişte yaptığı yanlışları değil; günümüzde dile getirdiği ve bizim de öteden beri savunduğumuz müspet fikirlerine, faydalı tercihlerine ve tavırlarına devam etmesi millet menfaatine olmaz mı? Doğruları dile getirenleri teşvik gerekmez mi?

Okunma Sayısı: 1854
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Necati

    25.4.2022 10:58:04

    1950 öncesi kemalist zihniyetin yapmak istediği en önemli şey millet iradesine ipotek koymak, milli şey, tek liderlik, kişileri kutsalaştırmak gibi menfi siyaset degilmiydi. Allah aşkına şimdiki akp nin bunlardan ne farkı var. Reis ne yaparsa, ne söylerse doğrudur. Ondan hesap surulamaz, aleyhinde bir şey söylenemez, muhalefet eden herkes haindir. Resmî Dailerde tek adam resmi vardı şimdi iki adamın resimlerini yan yana koyuyorlar. Bir tane ebedi şef yetmedi ıki tane oldu. Tek adamlık artık bitecek şahıslar yerine sahs-i manevi hakim olacaktır inşaallah.

  • Osman Yıldırım

    25.4.2022 00:40:11

    Bunlarınki isim ve resimden ibaret bir dindarlık ve demokratlık uygulamalarda ne dindarlık nede demokratlık yoktur. Zira herşeye tekadamın karar verdiği sistemde dindarda olunmaz demokratda olunmaz. Dindarlar aralarındaki meseleleri istişare ile demokrarlar da işlerini şura ile yürütürler. Ama gel gör ki bu dindar görünümlü tekadamcılar herşeye tek bir adamın karar vermesini dindarlık ve demokratlık olarak görmektedir.Adeta 1930-40 yıllardaki gibi her şey bir kişinin iki dudağına hapsedilmiş ve burada dindarlık dokratlık demektedir. İşin garibi de Bediüzzamandan ders aldığını iddia eden bazı zevat da bu tekadam ucube rejiminden medet ummaktalar yazık! ...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı