"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Musîbet ve belâların sebepleri

Hüseyin GÜLTEKİN
22 Mart 2021, Pazartesi
Yüce Allah bilmeden veya unutarak işlenen kusur ve günahları af ettiği gibi; günahları ısrarla işleyen ve bunlardan nedamet etmeyen kişileri de hesaba çekip hak ettikleri cezaları veriyor. Üstad Bediüzzaman’ın; “Bir Allah var deyip, sonra da nedamet etmeden büyük günahları işleyip ve O’nun icraatlarını ve tasarrufatını esbaplara havale edenin o imandan herhangi bir hissesi olmadığına delâlet eder” şeklindeki tesbitleri calib-i dikkattir.

İşlenen bazı hata ve kusurlar yalnız belli bazı kişilerle sınırlı ise o kabahat ve hatalar yalnız onları alâkadar eder ve manevî sorumluluk da onlara aittir. Lâkin kusur ve günahları işleyenler toplumun kahir ekseriyetini oluşturuyorsa o zaman işin rengi değişir. Üstadın; “musîbet-i amme (umumî musîbetler), ekseri insanların hatalarından tevellüt eder” der. Yüce Allah böyle toplumları günahlarından vazgeçirmek için bazı musîbetlerle veya hastalıklarla ikaz eder.

Ne zaman ki insanların ekserisi Allah’a hakikî kul olmanın gereği olarak mükellef oldukları ibadetlerini terk edip azgınlıklara saparlarsa Kahhar-ı Zülcelâl böyle toplumları musîbet ve felâketlerle ikaz eder.           

 “Bir edepsizin yüzünden Cenab-ı Hak bir memleketi harab eder” calib-i dikkat ikazlarıyla da Üstad Bediüzzaman, gayr-ı meşrû yaşantıların musîbet-i ammeye fetva verdirdiğine dikkat çeker.

Bilerek veya bilmeyerek işlenen ve bir nevi umumî musîbet ve belâlara dâvetiye hükmüne geçen önemli bir diğer sebep de amir ve memurların oynadıkları rollerdir. Sıradan insanlar işledikleri hata ve yanlışlardan dolayı hususî tokatları yerken; amir olan; fakat millete hizmetkâr olmaları gerekirken, tam tersine sahip oldukları güç ve yetkileri bir dayatma ve tahakküm aleti olarak kullanırlarsa, işte o zaman böyle vazifeli, ama sorumsuz yetkileri yüzünden umumî belâ ve musîbetler gelebilir.

Üstad Bediüzzaman’a kulak verelim: “...Eğer memur ise, kanun namına kanunsuz hiyanet eden, ilişen, o memlekete, o biçare ahaliye bir umumî tokada vesile olur. Ya zelzele, ya yağmursuzluk, ya hastalık, ya fırtına gibi umumî belâlara bir vesile olur. Kendisi, zahiren hususî tokat yememiş gibi görünüyor.” (Emirdağ Lâhikası, s. 144)

Okunma Sayısı: 2644
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Said Yüksekdağ

    22.3.2021 15:49:08

    Allah razı olsun Hüseyin abi.. "Bilerek veya bilmeyerek işlenen ve bir nevi umumî musîbet ve belâlara dâvetiye hükmüne geçen önemli bir diğer sebep de amir ve memurların oynadıkları rollerdir. Sıradan insanlar işledikleri hata ve yanlışlardan dolayı hususî tokatları yerken; amir olan; fakat millete hizmetkâr olmaları gerekirken, tam tersine sahip oldukları güç ve yetkileri bir dayatma ve tahakküm aleti olarak kullanırlarsa, işte o zaman böyle vazifeli, ama sorumsuz yetkileri yüzünden umumî belâ ve musîbetler gelebilir." cümleniz üzerinde dikkatlice düşünmek gerekir..

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı