Hâdimlerin en önemli vazifelerinden biri de, hemen her meselede rehber ve numune-i imtisal olarak kabul ettikleri Üstad’ın meslek ve meşrebine sahip olmak, elden geldiği kadar buna göre yaşamak olmalıdır.
Daha doğrusu böyle bir duruşun içinde olmanın gayretinde olmak her Nur talebesi için severek yaptığı bir şey olmanın ötesinde bir sorumluluk ve bir mecburiyet olsa gerek.
Şahsî fikirlerimiz ve düşüncelerimiz, tavırlarımız ve tercihlerimiz sırf bizi bağlar. Velâkin mensubu olduğumuz Nurlardaki hak ve hakikatler, ölçü ve prensipler bütün insanlığı alakadar eder. Durum böyle olunca hepimiz gerektiğinde şahsî fikir ve düşüncelerimizi ve tercihlerimizi bir kenara koyup; Nurlardaki ölçü ve prensipler çerçevesinde, Üstad’ın o konuda yaptığı ikazlar ve tavsiyeler istikametinde beyanlarda bulunmak zorunda olmalıyız.
Böyle yapmayıp, Nurlardaki hak ve hakikatleri, oradaki ikaz ve tavsiyeleri göz ardı ederek; meziyetlerimiz ve mizaçlarımız üzerinden doğru zannettiğimiz, hakikat-i halde Risalelerdeki ölçülere ve düsturlara aykırı olan yanlış fikirlerimiz çerçevesindeki tavırlarımızın ve tercihlerimizin bu davaya zarar vereceği göz önünde bulundurması gereken hususlardandır.
Bütün insanlığa hemen her konuda yol gösteren Nurlardaki hak ve hakikatlerden, hiçbir Nur talebesi tekellüflü yorum ve te’villerle yanlış manalar çıkarıp izah edemez; ölçülere uygun düşmeyen tavırlarda bulunamaz.
Bir şeyi Risale-i Nur’un hiçbir yerinde olmadığı halde varmış gibi göstermenin; veya o hakikatleri eksik veya fazla olarak dillendirerek çevresine de o şekilde yansıtmanın; başta Üstad’ın ve bütün camianın hukukuna önemli bir haksızlık olduğu dikkate alınması gereken hususlardandır.
Hemen her meselede, Üstad’ın içtimai ve siyasi konularla alâkalı verdiği açık ve net mesajlara rağmen; bunları dikkate almadan, yanlış tercihlere yönelenlere maalesef hep şahit olduk.
Bu yanlışlarına ilave olarak bir de “O zaman öyle idi şimdi böyle olması gerekir” demek doğru değildir.
Bu meyanda saff-ı evvel ağabeylerin kendi aralarında yaptıkları bir meşveret ortamında bir ağabeyin, “Benim görüşüm şöyledir” diyerek söze başlaması üzerine Zübeyir ağabeyin; “Kardeşime, Risale-i Nur’daki ölçüleri dile getirelim.” anlamında dikkate değer tavsiyesi de hepimize yol gösterici bir rehber olmalı.