"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Salgını önleyelim derken

Hüseyin GÜLTEKİN
04 Ekim 2021, Pazartesi
Türkiye’deki hatta dünyadaki hemen bütün kibir abidesi tıp otoriteleri sıkleti ve cesameti bir iğne ucu kadar olmayan bir virüse çare bulma noktasında adeta “pes” ederek çaresizlikleri ilân ettiler.

Virüsü teşhiste acze düşen tıp dünyası çare olarak vatandaşlarına maske, mesafe, hijyen ve aşı tavsiyelerinde bulunmaya devam ediyorlar. Bunlara ilâve olarak da misafir kabul etmeyin; misafirliğe gitmeyin, birbirinizle tokalaşmayın, kalabalık yerlere girmeyin vs..

Bilim kurullarının bu telkin ve tavsiyelerine ilâve olarakta yetkili makam ve merciler de vatandaşlara yapılan tavsiyelere mutlak manada uymaları noktasında uyarı yaparak salgını önlemeye çalıştılar.

Kurallarına dikkat ettikleri halde bir çok insanın koronaya yakalandıklarını görüyoruz. Uzmanlar ise şimdilik bu kurallara uymaktan başka yapılacak bir şeyin olmadığını ifade ediyorlar ve milletin kafası iyice karışmış durumda.

Madem yapılan tavsiye ve yasaklar istenilen manada derde deva olmuyor. O halde koronayı önleme gayesiyle fazlasıyla yapılan haber ve yorumlar toplumda oluşan korku, merak ve telâşların tetiklediği ve daha başka rahatsızlıklara sebep olmuyor mu?

Geçenlerde bir kalp doktoru ile sohbet ederken aynen şunları söyledi: “Şu anda biz hastanede korodan fazla kalp hastalarıyla bir de kavga ederek birbirini yaralayan gençlerin tedavileriyle uğraşıyoruz. Bundan anlıyoruz ki korona korkusunun sebep olduğu endişe ve panikler insanların halet-i ruhiyesini alt üst etmiş. Bu şekilde psikolojisi bozulan insanlar durmadan birbirlerine saldırıyorlar. Bir taraftan da bu durum kalp ve damar hastalıklarının nüksetmesine sebep oluyor. Bu tehlikeli gidişat koronadan daha tehlikeli olabilir.”            

Yapılan araştırmalarda toplumun yüzde seksen birinde korona korkusu yaşanıyor. Bu gidişatın da insanların psikolojik yapısını bozduğunu, hatta son zamanlarda toplumda artarak devam etmekte olan kavga ve şiddetlerin önemli sebebinin de toplumda oluşan korku, panik ve telâşlardan kaynaklandığını psikolog ve sosyologların ifadeleri de doktor arkadaşımızın söylediklerini herhalde teyit ediyor. 

Okunma Sayısı: 1446
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Mehmet FIRAT

    4.10.2021 11:08:33

    3-Kurallara dikkat edildiği halde sözü biraz açıklamaya muhtaç; şöyle ki bulaşmaların %70’ten fazlası aileden olmakta ve takdir edelim ki, aile içinde tedbir nerede ise sıfır. 4-Madem tavsiyeler derde deva olmuyor sözü bilim insanlarına haksızlık olarak duruyor. Doğrusu bu tavsiyelere uymak hayatın akışı içinde zor oluyor ve çoğumuzu bunalttı. Bu nedenle bu kısıtlamaları bir an önce kaldıracak çareler bulunmalı. Bu da ne kadar itiraz eden olsa da aşı ve bir an önce etkili antiviral ilaçların bulunmasıdır. Nitekim bu aralar az ve pahalı olsa da üretilen ilaçlar çıkıyor. 5-Yasakların insanları bunalttığı konusunda hemfikirim, ama çare olarak yasakların gereksiz olduğu algısı uyandıracak ifadeler doğru değil. Tehlikeyi kaldırmadan rehavet kendine kötülüktür. Tedbirleri alıp korku duymadan yaşamak lazım.

  • Mehmet FIRAT

    4.10.2021 11:07:50

    Hüseyin Bey, yazıda geçen bazı konular ile ilgili bazı hususları belirtmekte fayda var. 1-Virüsü teşhiste acizlik yok. Daha ilk aylarda hastalık sebebi olarak corona virüsün bir mutantı teşhisi konmuş ve izole edilmiştir. 2-Maske-mesafe ve temizlik kurallarının faydasını hep beraber ‘’ kapanma dönemlerinde’’ gördük. Ülke bütçesi ve döviz ihtiyacı her ne kadar bu kurallarını oldukça fazla esnetmişse de vak’a sayılarındaki düşüş bunu gösteriyor. Kısıtlamalar kalktığında şu andaki gibi meydana gelen artışlar da bunu doğruluyor. ( Sürekli kısıtlama olsun anlamında söylemiyorum, etkisini gösterdiğini söylüyorum

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı