"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Şehirlere bombalar yağardı her gece!

İbrahim Aktaşcı
15 Temmuz 2026, Çarşamba
Vaktiyle, zalimliğiyle nam salmış bir Vali, Anadolu Vilayetlerinden birine görevli gelir. Vilayetin önde gelenlerinden Hacı Ağa, Valiyle arasını iyi tutmak ister ve Valiyi ayağının tozuyla ziyafete davet eder. Bir de planı vardır:

Hacı Ağa; marabası Mehmet’i, uzun bir zamandır aranıp da yakalanamayan, devlet düşmanı bir katilin yerine, -sanki oymuş gibi- Valiye teslim edecek, Mehmet’in tevkifiyle, Valinin gözüne girecektir. Ağa, “seni de bir şekilde kurtarırız, sanki yapmadığımız iş mi” diyerek, marabasını bu fikre ikna eder. 

Ziyaret günü gelir, yenilir, içilir. Hacı Ağa Vali için hazırlatmış olduğu tabancayla birlikte, Mehmet’i de Valiye hediye eder. Hacı Ağa, Mehmet’in tevkif edilmesini ve Valinin taltifini beklerken, şov yapmasını pek seven Vali adamlarına emir verir: “Vurun şu katilin kellesini…”

Maraba Mehmet, idama götürülürken son bir umut ağasından yardım bekleyedursun, Hacı Ağa, Mehmet’in kulağına şöyle fısıldar: “Oğlum Mehmet, beş dakikalık zahmet için beni Valiye mahcup etme…”  

Ankara’dan bir NATO zirvesi geçti. Trump’a özel açılan havalimanı, ayakaltında dolaşmasınlar diye memurlara verilen idarî izin, toplatılan sokak hayvanları, kaymak gibi yollar… Hepsi bu zirve içindi.

Zirve haftası Ankara’da kuş uçurulmadı. Ankara halkı, trafiğe kapalı yollarda boy gösteren türlü makam arabasını, balkonlarından kola çekirdek eşliğinde izledi. 

Misafirin sofrasına oturmayan uslu çocuk Ankaralılar, bir teşekkürü hak ediyordu elbette. Teşekkür, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’dan geldi. Rutte; “Güzel Ankara’nın halkına teşekkür ediyorum. Halk için kolay olmadığını biliyorum. Gösterdikleri sabır için kendilerine minnettarım.” dedi.

Ankaralılar aynı teşekkürü ev sahibinden duyamadı. Güvenlik tedbirleri hakkında konuşan İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, “tedbirleri abartmadık, gerektiği kadar önlem aldık” dedi. 

Yani elin Hollandalısı Ankaralılara teşekkür ederken, ev sahibi, “beş dakikalık zahmet için elin liderlerine ağanı mahcup etme” dedi. Galiba bu bakış açısı her şeyi anlatıyor. 

Gelelim zirveye. NATO Zirvesi, Türkiye için âdeta ABD Başkanı Trump’ı pohpohlama müsameresiydi. Trump’ın üzerinde, Amerikan Bayrağının renklerini bulutlara çizen Türk jetleri selamlama uçuşu yaparken, aynı saatlerde ABD-İsrail uçakları da İran’ı vuruyordu.

Trump da zirve boyunca, Erdoğan’la olan dostluğundan ve Erdoğan’ın Netanyahu ile iyi anlaştığından bahsedip durdu. Kimse de Gazze ve İran için sesini çıkarmadı. 

Bu izzet ve ikrama rağmen Türkiye, istediğini alamadı. Trump, “F-35’ler için bir düşüneyim” dedi, uçağına bindi ve gitti. 

Böylece Türkiye, parasını ödediği S-400’leri kullanamadan kömürlüğe kaldırdığı gibi bir de parasını ödediği F-35’ler için üretici konumundan alıcı konumuna düştü, uçakları da alamadı.

NATO Zirvesinden geriye ise bir avuç magazin haberi kaldı. Bir de yemekler:

Türk Basını liderlere ikram edilen menüyü öve öve bitiremedi. Biz Yılmaz Özdil gibi, Trump dana kaburga yerken yanında ayran mı içti, içki servisi Türk basın tarafından gizlendi mi diye sormayacağız.

Bizim dikkatimizi menüdeki yancılar çekti: “Yanık” Denizli yoğurdu, “yanık” Trabzon tereyağı, “isli” Ayaş salçası, “köz” patlıcan…

Eh, bu kadar savaştan bombadan konuşulunca, yemekler de isli, közlü, yanıklı olur elbette. 

Tatlıyla bitirelim: 12 Eylül İhtilali’nden sonra, Cunta, baklavanın pahalıya satılmasını yasaklayınca, maliyeti kurtarmadığı için baklavanın muadili olarak satılan ihtilal baklavası Sütlü Nuriye de menüdeydi. 

Haydi bulaşıklar…

Okunma Sayısı: 7248
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Salih B.

    15.07.2026 20:24:30

    İskender Bey Kardeşim, NATO Zirvesinin Türkiye için hangi müspet neticesi var ki yazardan bahis açmasını bekliyorsunuz. Parasını verdiği silahları alamadı. Gazze ve İran’da Müslüman kanı dökülüyor. Seslerini çıkarabiliyorlar mı söyleyin Allah aşkına. Türkiye bu zirveden hiçbir başarı elde edemedi. Onun için de iktidar medyası işin magazin cihetini ön plana çıkardı. Yani magazin yapan yazar değil, bu magazini eleştiren yazar. Bir de gazetemizde derin analiz yazısı yok diyorsanız, NATO Zirvesi hakkında Muhammet Örtlek kardeşimizin bugünkü yazısını okuyabilirsiniz. Gazetemizi böyle eleştirmeyin lütfen. Haksızlık ediyorsunuz. İktidara insaflı, iktidarı eleştirenlere bu kadar insafsız olmayalım. Selam ve dua ile.

  • İskender S.

    15.07.2026 17:52:36

    Bu popülist üslup, muhatabı ikna etmeyi değil, sadece içerideki "gazı almayı" hedefler. Siyasi analizlerde ölçünün kaçması, Yeni Asya'yı kendine has o "üçüncü yol" çizgisinden (ne iktidarın aparatı olan ne de körü körüne yıkıcı muhalefetin vagonu olan o dengeli, demokrat duruştan) koparıp, piyasadaki sıradan ve marjinal muhalif gazetelerle aynı hizaya getiriyor. Kurumsal deklarasyondaki o muazzam zihni berraklık ve şahs-ı manevî akıl, maalesef bu tarz popülist yazılarla gölgeleniyor. Hakkaniyetli duruş; yanlışa yanlış derken, doğrunun hakkını teslim edebilmek ve her şeyden önce üslubu kirletmemektir.

  • İskender S.

    15.07.2026 17:51:21

    Rasyonel analizler yerine sadece reaksiyon üretmek, normal şartlarda her ülkede benzer şekilde uygulanan protokol ve güvenlik tedbirlerini "Maraba Mehmet" fıkrasıyla eşleştirip iktidarı "ezik ve zalim" göstermek, entelektüel bir analiz değildir. Bu tarz zorlama analojiler, sadece içimizdeki o öfkeli yapının "Bakın yazarımız yine nasıl da lafı gediğine koymuş!" diyerek alkış tutmasına sebeb olur. AK Parti'nin yanlışlarını, hukuksuzluklarını eleştirmek meşru bir haktır ve kurumsal deklarasyonda ( bu gün kü 15 Temmuz yazısı gibi) bu zaten ilkeli bir dille yapılıyor. Ancak her ne pahasına olursa olsun, her detayı (liderlerin menüsündeki yanık yoğurdu bile) bir aşağılama malzemesi yapmak, hakkaniyet sınırlarını aşmaktır.

  • İskender S.

    15.07.2026 16:05:42

    Bu yazıda NATO zirvesi, sonuçları itibarıyla son derece önemli bir mesele iken, sadece magazin ayrıntıları üzerinden ele alınmış. Muhalif konfor alanının dışına çıkıp meseleyi bütün yönleriyle değerlendirmek emek istediği için, en kolay yol tercih edilmiş. Sonra da “güzel laf soktuk” diye seviniyoruz. Memleketin en kritik meselelerine bile sürekli aynı siyasi gözlükle bakıyorsak, burada üzerinde düşünmemiz gereken bir zihni alışkanlık var demektir. Gazetemizin, sadece menfî olana odaklanan bu siyasi zihinsel labirentten çıkıp, Risale-i Nur’un ölçülü, hakkaniyetli çizgisini daha kuvvetli şekilde yansıtması gerektiğini düşünüyorum.

  • Ömer

    15.07.2026 12:31:43

    Haydi bulaşıklar…Makinesi öyle böyle gelecek. Buluşu gene bu millet yapacak, patent için başvuruldu. Kaleminize sağlık tebrikler 👏👏👏🌅

  • Yusuf Kadıoğlu

    15.07.2026 11:43:52

    Çok güzel yazı kardeşim tebrik ederim

  • İsmail ÖNGEL

    15.07.2026 11:42:12

    NATO Zirvesi, Türkiye için âdeta ABD Başkanı Trump’ı pohpohlama müsameresiydi. Trump’ın üzerinde, Amerikan Bayrağının renklerini bulutlara çizen Türk jetleri selamlama uçuşu yaparken, aynı saatlerde ABD-İsrail uçakları da İran’ı vuruyordu…

  • Nahit Topaloğlu

    15.07.2026 10:14:40

    Haydi bulaşıklar… Yok kardeşim, bulaşıkları sıcak su olmazsa aslâ yıkamayız, bilesin!

  • Çetin

    15.07.2026 08:47:30

    Teşekkürler.Çok güzel dile getirmişsiniz.inşaallar mesajı okurlar.

  • Hüseyin ilhan

    15.07.2026 08:24:36

    Maşallah kardeşim. Anlayana ve idrak edecek akıl,iz'an,vicdan sahiplerine düşündürecek ve sonra hakkaniyetle hareket edecekleri bir yazınızda dolayı tebrik ederim.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı