"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Darbeler zinciri kırılsın

Faruk ÇAKIR
15 Temmuz 2026, Çarşamba
Türkiye yakın tarihini “darbeler tarihi” olarak isimlendirenler çok da haksız sayılmazlar. 1950 öncesi zaten “tek parti” iktidarı vardı ve işlerin nasıl yürüdüğü belliydi. Öncesinde bazı denemeler olmuş olsa da esas olarak 1950’deki genel seçimleriyle ülkemiz “çok partili hayat”a geçebildi.

14 Mayıs 1950’deki seçimle merhum Adnan Menderes ve arkadaşlarının kurmuş olduğu “Demokrat Parti” tek başına iktidara geldi ve sonraki 10 yıl boyunca yapılan 3 seçimde (1950-54 ve 57) de birinci parti olarak iktidarını devam ettirdi.

Bilinen ilk askerî darbe 27 Mayıs 1960’da Menderes’in başbakanlığı döneminde DP’ye karşı yapıldı ve çok sayıda DP milletvekili ve idarecisi Yassıada’da yargılandı. Maalesef Menderes ve iki arkadaşı (Hasan Polatkan ve Fatin Rüstü Zorlu) zulmen idam edildiler. 

1960’da başlayan bu darbeler zinciri (arada başka darbe denemeleri olmakla birlikte) 12 Eylül 1980, bir yönüyle 28 Şubat 1997 ve nihayet 15 Temmuz 2016 darbeleriyle devam etti. Bilhassa 12 Eylül 1980 darbesi sonrasının izlerini silmek için bazı çalışmalar yapılmış, anayasa ve ilgili kanunlarda yapılan değişiklikler sebebiyle “Artık darbeler dönemi kapandı” denilmişti. Arşivler açılıp bakılırsa bu beyanları çok sıklıkla tekrarlandığı görülebilir. Gerçekten de 1990’larda Türkiye Avrupa Birliği yolunda ilerlemeler yapmış, darbelere yol açtığı ifade edilen bazı kanun maddeleri değiştirilmişti. Sonrasında  yaşanan 28 Şubat 1997 hadisesi “darbeler yolu”nun tam olarak kapanmadığını fiilen göstermiş oldu. Bu anlayış şekil değiştirdi ve neticede 15 Temmuz 2016 hadisesi yaşandı. Aradan 10 yıl geçti, fakat 15 Temmuz darbesi yine de tam olarak aydınlatılabilmiş değil. Tabiî ki darbeleri tam olarak aydınlatabilmek kolay değil. Aradan bunca zaman geçmesine rağmen “27 Mayıs 1960 ve 12 Eylül 1980 darbesi tam olarak aydınlatılabildi” denilebilir mi? Muhtemeldir ki darbeler biraz da “aydınlatılamayacak şekilde” planlanır. İnsanları, idarecileri ve kamuoyunu yanıltacak bilgiler piyasaya sürülür. 

Mesela, 15 Temmuz’u aydınlatmak için o günlerde devreye giren TBMM acaba tam olarak vazifesini yapabildi mi? “Sanal âlem”de şu bilgiler var: TBMM’de kurulan 15 Temmuz Darbe Girişimini Araştırma Komisyonunun raporunun akıbeti uzun süre tartışma konusu oldu. Komisyon 26 Temmuz 2016’da kuruldu ve 4 Ekim 2016’da çalışmalarına başladı. (...) TBMM, hukuken geçerli bir “Meclis Araştırma Komisyonu Raporu” oluşmadığını açıkladı. 

Buna karşılık, ilgili araştırma komisyonu başkanı (özetle) “TBMM Başkanı(na) sorabilirsiniz. Biz teslim ettik. (Rapor) Tekemmül etti. Ama meclis genel kurulunda görüşülmedi. İşin özeti bu” demişti. (t24.com.tr, 18 Temmuz 2022)

Ayrıca bazı yetkili ve sorumluların TBMM’de kurulan ilgili komisyona gidip ifade vermediği de yakın günlerde yeniden tartışma konusu olmuştu.

Peki, böyle yaparak “darbeler zinciri” kırılabilir mi? Türkiye, darbeleri tam olarak araştırmalı ve darbeler zincirini kıracak şekilde kararlı adımlar atmalı. Bunun yolu da her halde “hak, hukuk ve adalet yolu”nu tercihle mümkün olur...

Okunma Sayısı: 1217
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Burhan Kula

    15.07.2026 13:15:23

    15 Temmuz gibi önemli bir olayn nasıl olurda Meclis raporu kayıp olur, bitanemi rapor çıkıyo, elle mi yazdılar, hiç mi bir bilgisayarda pdf exel kaydı yok, aklınız alıyormu bu durumu? neyi gizliyorlar

  • Ömer

    15.07.2026 12:19:43

    Peki, böyle yaparak “darbeler zinciri” kırılabilir mi? Türkiye, darbeleri tam olarak araştırmalı ve darbeler zincirini kıracak şekilde kararlı adımlar atmalı. Bunun yolu da her halde “hak, hukuk ve adalet yolu”nu tercihle mümkün olur...Bir diğer yoluda sizin gibi kalemlerin bu doğruları herşeye rağmen dile getirmeleri. Tavizsiz istikrar bunu gerektiriyor.Kaleminize sağlık tebrikler 👏👏👏🌅

  • S.topuz

    15.07.2026 11:30:29

    ..."Zalim siyasetin gaddarane bir düsturu olan "Cemaat için fert feda edilir." diye çok zâlimane pek çok vukuatı, ehvenü'ş-şer diye bir nevi adalet-i izafiye namında hâkimiyetine bir maslahat göstermişler. Hattâ bu asırda, o gaddar düsturun hükmüyle, bir adamın hatasıyla bir köyü mahveder. Beş on adamın, onların siyasetine zarar vermek tevehhümüyle, binler adamı perişan eder. İşte eski zamanda bir derece, siyasetin bu gaddar düsturu İslâmlar içine girdiğinden siyasette bu müthiş düsturlar karşısında, mecburiyetle selef-i salihîn sükût ile (susarak) ve Ehl-i Sünnet ve'l-Cemaat'in imamları o kapıları kapamak طَهَّرَ اللّٰهُ اَيْدِيَنَا فَنُطَهِّرُ اَلْسِنَتَنَا (Cenab-u Hak, ellerimizi bu kanlı hâdiseye bulaştırmadı, o halde biz de dillerimizi bulaştırmayalım!) deyip o kapıları açmıyorlar." Risale-i Nur Külliyatı,Emirdağ1[Y] -210 😭🇹🇷😭🙌🌹🤲🌹♥️☝️🌙🕋😭😭😭🕊🕊🕊⚖🌍🇪🇺🕋😭🇮🇷😭🇵🇸😭🇵🇸😭🇵🇸😭🇵🇸😭🇵🇸

  • Burhan Kula

    15.07.2026 09:48:41

    Darbe yapmamış, darbeye ve darbecilere karşı olan hiçbir suça bulaşmamış insanlar ın sırf bir bankaya para yatırdı, dersaneye çocuğunu gönderdi sendikaya üye oldu diye hayatları karartıldı, işinden aşından edildi hapis cezaları aldı, sosyal hayattan dışlandı, AİHM nin YALÇINKAYA kararı KHK ların en az %97 sinin saçmalık ve hukuksuz olduğunu resmen ortaya koymasına rağmen, Hukuk ve adalet olmadığından KHK zulmü devam ediyor..

  • Rüstem Garzanlı

    15.07.2026 05:04:08

    Temennimiz odur ki, Türkiye artık darbelerin değil; demokrasinin, hukukun, kardeşliğin ve ortak geleceğin konuşulduğu bir ülke olsun

  • Rüstem Garzanlı

    15.07.2026 04:53:40

    Darbelerden en büyük zararı her zaman millet görmüştür. Geçmişte yaşanan acı tecrübeler, demokratik düzenin ve hukuk devletinin korunmasının ne kadar hayati olduğunu göstermektedir. Tarihle yüzleşmek, doğruları cesaretle araştırmak ve millet iradesini her şart altında üstün tutmak, benzer acıların bir daha yaşanmamasının en güçlü teminatıdır. Yeni Asya gazetesi yazarları daima darbelere karşı dik durmuşlar ve hakikati beyana çalışmışlar .. Hakkın hatırı Ali' tutan değerli kalemleri tebrik eder,darbeleri de nefretle kınıyoruz

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı