Hatim yaparken Mü’minun Suresi’ni okumaya başladım. İkinci ayette okuduğumda durdum ve “Huşu nedir ve namazda huşû içinde miyim, değil miyim?“ diye sordum kendi kendime. Bunun için okumalar yaptım yani dersime çalıştım. Notlar aldım. Özet çıkardım.
Rabbim bana ve bu yazımı okuyan dostlarıma huşûlu namaz ve huşû’ içinde bir hayat geçirmeyi nasip eylesin.
Allah, “Gerçekten mü’minler kurtuluşa ermiştir“ 1 buyurur. Ama bu kurtuluşu Mü’minun ve diğer surelerde bazı şartlara bağlamıştır. Bunlar mü’minlerin Cennete girmesinin ve Cehennemden kurtulmasının şartlarıdır. Bunlar yapılması gereken farzlar ve kaçınılması gereken büyük günahlardır.
Kurtuluşa ermenin, Yaratıcı’nın razı ve memnun olmasının en önemli şartı imandır. Yani mü’min olmaktır.
Bazıları, “milyarlarca insan iman etmediği için Cehenneme mi atılacak“ diyerek itiraz ediyorlar. Kâfirlerin, Allah’ı inkâr etmesine karşılık cezalandırılmasını akılları almıyor, mantıklarına ters geliyor, vicdanlarına sığdıramıyorlar.
Bunlar yanlış soru soruyorlar. Yanlış yerden bakıyorlar.
Öncelikle inkâr edenlerin; insan olmanın, akıllı yaratılmanın, vicdanlı olmanın gereğini yerine getirmesi gerekmez mi?
Bunun için ilk önce yaratıcısını ve sahibini bulması, kendisinin ne için yaratıldığını anlamaya çalışması ve araştırması gerekmez mi?
“Benim sahibim, ustam kim “ diye araması gerekmez mi?
Madem akıl verilmiş. Bu aklını kim ve ne için vermiş? Öncelikle bunları öğrenmesi ve gereğini yapması gerekmez mi?
Verilen aklını kullandığı takdirde kendisinin başıboş, sahipsiz, yaratıcısız olmadığını görecektir.
Ve araştırdığı takdirde yaratıcısını en doğru anlatan Kur’ân ve Rasûl-ü Ekrem’in (asm) olduğunu görecektir, bilecektir.
Bunu yapmayıp, aklını bypas edip, olmayacak sebeplerle sahibini ve yaratıcısını inkâr etmesi, istediği gibi hayat yaşamaya kalkması en büyük nankörlüktür. Aklın almayacağı bir durumdur. Vicdansızlıktır. İnsanlığa sığmaz bu tavırları.
Yaratıcı, en mükemmel yarattığı şaheserinin kendisini tanımamasına ve inkâr etmesine sessiz kalması mümkün değildir. Gereğini yapmaması düşünülemez.
Bunun için öncelikle ve öncelikle insanın mâlikini, yaratıcısını tanıması yani mü’min olması gerekir.
Allah, kurtuluş için kendisine iman edilmesini istemiştir. Allah kimseye zulmetmez. Kuralını koymuştur. Herkes kurala uymalıdır. Kurala uymayan cezaya çarptırılır.
Cezanın Cehennem olması ağır bir ceza, en küçük hücreden yıldızlara kadar her şeyin “Allah vardır, birdir” demelerine, hep beraber haykırmalarına göz yummak ve inkar etmek hatta alay etmek hatta ve hatta düşmanlık etmek ondan daha ağır bir suçtur.
Herkesi Cehennem atmayacak. Mü’min ol kurtul. Şahitlere kulak ver, onlarla beraber “Allah birdir“ de, kurtul.
Kurtulmak için mü’min olmak önemlidir. Ama yeterli değildir. Yeterli olması için yani kurtuluş için, Allah’ın koyduğu kurallara da uymak gerekir.
Allah; “Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.” 2 buyurur.
Onun için insan hayatın en büyük gayesi imandır. Yani insan sahibini bilmeli, tanımalıdır. Sonra namazdır, ibadettir yani sahibine karşı verilen görevleri yerine getirmelidir.
Allah savaşta bile namaz kılınmasını istemiştir. Hatta Allah Rasûlünün arkasında cemaatle kılınmasını istemiştir.3
Dipnotlar:
1- Mü’mimun Suresi; 1;
2- Zariyat Suresi: 56 ;
3- Nisa Suresi; 102