"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kızım Fâtıma da çalsaydı cezalandırırdım

İbrahim Günaydın
13 Haziran 2024, Perşembe
Peygamberimiz sallallâhu aleyhi ve sellem aslâ adâletten ayrılmamıştır. Çünkü Kur’ân’ın en çok üzerinde durduğu dört önemli konudan biri de adâlettir.

Adâlet, Allâh’ın Adl, Âdil, Hakem, Hakîm, Rahmân, Rahîm ve Hak isimlerinin tecellî ve yansımalarından ibârettir. Cenâb-ı Hak, “Âdil olanları ve adâletle hükmedenleri sever.”

Adâlet mülkün temelidir. Devleti ve milleti ayakta tutan ve huzûru sağlayan adâlettir. Asr-ı saâdette Resûl-i Ekrem Sallallâhu aleyhi ve sellem, emri altındakilere ayırım yapmadan âdil davrandı.

Bugünün ifâdesi ile ayırma, kayırma ve torpil geçmedi. Zengin, fakir, nüfuzlu ve makam sâhibi herkese eşit davrandı. Kesinlikle adâletten taviz vermedi. Eşraftan hırsızlık yapan Fâtıma isimli bir kadına torpil yapılmak istendiğinde, “Kızım Fatıma da çalsaydı onu da cezâlandırırdım!” dedi.

Ve ümmetinin idârecilerine ve hâkimlerine rol model oldu. Güzel bir misal oldu.

Hz. Âişe radiyallahu anhâ rivâyet ediyor: Mahzûn oğulları eşrâfından Fatıma isminde bir kadın altın ve mücevherât çalmıştı. Kureyş ileri gelenleri, “Bu kadının cezâdan affını Nebî sallallâhu aleyhi ve selleme kim arzedebilir?” diyorlardı. Ve hiçbir kimse Resûlullah’a bu durumu söylemeye cesâret edemedi.

Sonunda bu işe Üsâme İbn-i Zeyd cesâretlenerek peygamberimize meseleyi söyledi. Bunun üzerine Resûlullah (asm), “Tuhaf şey! Vaktiyle İsrâil oğulları arasında, büyükler ve nüfuz sâhibi kimseler hırsızlık yaparsa onları bırakırlardı. Eğer zayıf ve güçsüz olanlar çalarsa, onların ellerini keserlerdi. Emîn olunuz ki, eğer kızım Fatıma da çalmış olsaydı, onun elini de mutlaka keserdim!” buyurdu.

Adâlet, müsbet ve menfî olmak üzere iki kısımdır. Müsbet adâlet: Hak sâhibine hakkını vermektir. Menfî adâlet ise haksızları cezâlandırmaktır. Menfî adâlet; bu dünyada kısmen gerçekleşse de, çoğu âhirete kalıyor. Suçlu cezâsını çekmeden, haklı da hakkını almadan ölüp gidiyor. “Bu dünyada ona lâyık bir muhâsebe görülüp, hüküm verilmiyor. Elbette, (insan) bir Mahkeme-i Kübrâ, bir saâdet-i uzmaya gidecektir.” (Sözler, s. 82)

Îman, istikâmet, ihlas ve sünnet üzere kalınız.

Okunma Sayısı: 1670
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Hüseyin İlhan

    13.6.2024 07:35:24

    O Yüce rabbimizin son elçisi ve 'Habibim sen olmasaydın,kainatı yaratmazdım,takdir ve şerefine nail olan iki cihan serveri efendimiz SAV.Amma bugün ise YAHUDİ CESARET ÖDÜLÜ alan,alırken din kardeşini terörist diyerek iftira atan ve mütesettire silaha dokunmamış,ağzından hayır sözünden gayrısı çıkmamış kadın ve kızlarımızı terörist gösteren,kelepçeleten BOP EŞBAŞKANI.

  • Nahit Topaloğlu

    13.6.2024 04:53:50

    İbrahim kardeşim, Tebrik ederim; yazınızdaki imlâ hassâsiyeti pek hoş. Arada bâzı kelimelerin şapkaları unutulmuş ise de, a'zamî bir dikkat hemen göze çarpıyor. Hem muhtevâ, hem ifâde, hem de imlâ bakımından keyifli bir yazı. Bâki selam ve muhabbetler. Fî emânillah!

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı