"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

12 Eylül’den 15-20 Temmuz’a

Kâzım GÜLEÇYÜZ
15 Eylül 2020, Salı
Zaman hızla akıp giderken, 12 Eylül’ün üzerinden de 40 sene geçmiş. Darbeyi yapanlar da, iktidarı silâh zoruyla elinden alıp devirdikleri de, kullandıklarının ve mağdur ettiklerinin de çoğu artık hayatta değil.

Millete dayatıp zorla onaylattıkları anayasayı ve diğer mevzuatı hazırlayanlar da öyle.

Ama darbe ürünü anayasa ve onunla kurulan düzene uygun şekilde çıkarılmış partiler, seçim, millî eğitim ve YÖK... gibi temel kanunlar o zamandan beri hâlâ yürürlükte.

Gerçi hem anayasada, hem o kanunlarda bazı değişiklikler yapıldı, ama resmî ideoloji ile şekillendirilen özlerine hiç dokunulmadı.

Keza darbeyi yapanlardan hayatta olanlara dava açıldı, haklarında mahkûmiyet kararları verildi, ama vefatları üzerine bunların da bir hükmü kalmadı ve dosyaları kapatıldı.

Böylece “12 Eylül’le hesaplaştık” görüntüsü verildi, ama özde değişen birşey olmadı.

Bilâhare yapılanlarla görünüşte rejim sivilleştirildi, ama o görüntü altında ülkenin getirildiği yer tam olarak bir tek adam rejimi.

Demokrasilerin vazgeçilmezi olan kuvvetler ayrılığı ilkesini ortadan kaldırıp yürütme ile birlikte yasama ve yargıyı da partili bir tek adama bağlayan; aynı şekilde medyayı, üniversiteleri ve STK’ları da aynı sistemin parçaları haline getiren bu rejim, 30’ların şeflik uygulamasını referans gösteren sunumlarla gündeme taşındı; OHAL ortamında Meclisten geçirilip referanduma götürüldü ve yüzde 51.5’un oyu ile kabul edildiği açıklandı.

(Ancak bilhassa uygulama başladıktan ve yol açtığı büyük sıkıntılar görüldükten sonra yapılan anketler, aynı referandum bugün yapılsa, o zaman kabul oyu verenlerin dahi çoğunun şimdi “hayır” diyeceğini gösteriyor.)

Ve 15-20 Temmuz OHAL sürecinde “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesini askıya aldık” ilanatıyla ve OHAL hukuku dahi çiğnenerek yapılan hukuksuzluklar ise yer yer 27 Mayıs’ı da, 12 Mart’ı da, 12 Eylül’ü de, 28 Şubat’ı da aratmayan, hattâ sollayan boyutlara ulaştı.

40 yıl sonra 12 Eylül, o zaman “Bir soldan, bir sağdan” mantığıyla verilen ve çocuk yaştaki gençlerin darağaçlarında asıldığı idam kararlarıyla da hatırlanıyor ve lânetleniyor.

Şimdi 15-20 Temmuz’un ürünü olan siyasî ortaklık, idamı geri getirme söylemleriyle o açıdan da 12 Eylül’e dönüş sinyalleri veriyor.

O fırsatı bulabilirse...

Okunma Sayısı: 3990
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Hilal

    15.9.2020 11:30:39

    Evet Kazım abi, geçen günde Osman abinin yazısını okumuştum. Allah, bu millet ve ülke düşmanlarını yok etsin.

  • Alparslan

    15.9.2020 11:23:57

    Kazım bey, bir asırlık boyunduruk, düşman belli stratejisi bihakkın yerinde uygulanmadığı müddetçe, darbecilerin biri gider, biri gelir. Türkiye'nin kurtuluşu ne siyasette, ne de cahil seçmende. Kurtuluş hukuk çerçevesinde problemleri bilen, stratejisini hazırlayan, eğitimli donanımlı profesyonel kadrolardadır. Amatör kadrolarla, profesyonel ligde mücadele edemezsiniz. Vücuttaki habis ur ya tedavi edilecek, yada acısına katlanılacaktır. İnşaallah habis urdan kurtulmanın zamanı gelmiştir. Aksi takdirde Anadolu kara yazmalı anaların ağıtı ile kavrulaya devam edecektir. Cenabı Allah Milletimize feraset ve basiret ihsan eylesin. 🇹🇷

  • İsmail Atak Cebecili

    15.9.2020 06:50:04

    12 Eylülü, öncekileri ve sonrakileri yapanların çoğu artık, Dünyadan gitmiş. Ama yaptıkları ya duruyor, ya etkileri duruyor. Geride kalanlar, neden bu durumu masaya yatırmıyor, yatıramıyor? Yapılanların Ülkemize, milletimize, devletimize faydaları, zararları nedir diye tartışılmıyor, değerlendirmeler yapılmıyor? Yapılanların kime ne faydası var diye neden düşünülmüyor? Yoksa, yapılanlar hariç hesabına geçen ve fitne, fesat şebekelerinin, komitelerinin işine mi yaradı, daha çok? Bir Millet, geleceği için geçmişini bu kadar mı ihmal eder?

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı