"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kayyım düzeninde orman yangınları

Kâzım GÜLEÇYÜZ
04 Ağustos 2021, Çarşamba
15 Temmuz istismarının, menhus olayın 5. yılında da ısrarla sürdürülmesinin ve şeklen güya kalkan OHAL düzenini yine uzatma inadının üzerinden çok geçmedi; Türkiye birçok bölgeden gelen orman yangını haberleriyle sarsıldı.

Aşırı sıcaklarda yeni rekorların kırıldığı günlerde peş peşe çıkan ve şimdiye kadar 8 can alan yangınlar hepimizin yüreğini yaktı.

Cayır cayır yanan ağaçların ve kaçamayıp diri diri kavrulan masum hayvanların, tavşanların, kaplumbağaların, kuşların... acısı da.

İnsanlar dinlenmek ve eğlenmek için gittikleri, ama yangınların cehenneme çevirdiği tatil beldelerinde azgın alevlerin pansiyon ve otellere kadar dayanması üzerine son anda yetişen ekiplerin yardımıyla kurtulabildiler.

Bu kahredici süreçte olup bitenler ve iktidarın “performans”ı, bilinmeyen birçok şeyle birlikte sistemdeki çürümüşlüğü de olanca dehşetiyle bir kez daha gözler önüne serdi.

Kayyıma teslim edilen THK’nın nasıl bir sorumsuzlukla yönetildiği ve âtıl durumda bekletilen kendi uçaklarımız varken dışarıdan kiralanan yangın söndürme uçaklarıyla nasıl bir “vurgun” yapıldığı, bunlardan sadece biri.

“Büyük devlet, itibar ve prestij” diye savunulan “saltanat uçakları” için dünyanın parası harcanırken, çok daha az masrafla iş görecek durumda olan yangın söndürme uçaklarında nasıl bir perişanlık içine sokulduğumuz da.

Ard arda gelen yangınlar yayılarak devam ederken dışarıdan gelen yardım tekliflerini “burnundan kıl aldırmaz” bir tavırla reddeden yönetim zihniyetinin, dahası açılan yardım kampanyalarını “Devletimizi âciz göstermek istiyorlar” diye karalarken, iş tamamen zora girince, evvelce reddettiği yardımları kabul ederek sergilediği görülmemiş pişkinlik de.

Aynı pişkinliğin, yangınların sorumluluğu, yardım çağrı ve çığlıkları cevapsız bırakılan yerel yönetimlere yıkılarak tekrarlanması da.

Eğer ülkede işleyen gerçek bir demokrasi, denetime açık ve sorumluluk sahibi bir yönetim olsaydı bunların hiçbiri yaşanmazdı.

Ve birinin dahi vuku bulması halinde, sorumlusu bir gün bile makamında oturamaz, derhal istifa eder ve hesabı da sorulurdu.

Ama tek adam rejimi ve onun gölgesinde saltanat sürenler hiç tınmıyor; kendilerinden başka herkesi suçlayarak devam ediyorlar.

Kendi sonlarını da hızlandırarak...

Okunma Sayısı: 3503
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Emin

    4.8.2021 11:14:38

    Evet, yol iki görünüyor. Cadde-i Kübra-yı Kur’aniye olan şu mesleğimizden şimdi ayrılanlar, bize düşman olan dinsizlik kuvvetine bilmeyerek yardım etmek ihtimali var. İnşaallah Risale-i Nur yoluyla Kur’an-ı Mu'cizü’l-Beyanın daire-i kudsiyesine girenler; daima nura, ihlâsa, imana kuvvet verecekler ve öyle çukurlara sukut etmeyeceklerdir. (Lem'alar)

  • H.Bulat

    4.8.2021 10:22:24

    Tesatüfün de bu kadarına pes denir mi? EMASYA protokolü ( askerlerin toplumsal olaylara validen izin almadan mudeahale etme yetkisi veren yetki belgesi) 14 Temmuzda imzalanmış ve bir gün sonra 15 temmuz hain darbe olmuştu. Orman yangıblarıbin başladığı günden bir gün önce Ormanlık alalarda truzim amaçli yapilara izin verme yetkisi tek bakanlikta truzim bakanliğinda toplayan kanun resmi gazetede yayınlandı.

  • Ahmet

    4.8.2021 08:08:35

    Letonya'da süpermarket çökünce Başbakan istifa eder, köprüde halat kopsa Japon mühendis herşeyden istifa eder, bizde hazırlıksız yakalanılan hiçbir afette kimse üzerine alınmaz, demagoji ile geçiştirilir.

  • Oğuz Yiğiter

    4.8.2021 01:54:05

    İmandan gelen gelen kelâm hürriyeti ve şahs-ı manevîye dayanan kuvve-i kudsiye ile, Bediüzzamanın medyadaki dili Yeni Asya misyonuna yaraşır bir duruş. Korkunun dağları sardığı her dönemde karanlıkları ve ufuneti dağıtan bir nefes olmuştur hep Yeni Asya misyonu. İşte böyle kritik dönemlerde bu duruşa ihtiyaç var. Başyazar ve Genel Yayın Yönetmeni olarak tam da bu görev yapılıyor. Neden hedef yapıldığını şimdi daha iyi anlıyorum. Çünki bu ses kısılmak isteniyor... Tebrikler, dualar...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı