Diyanet İşleri Başkanının Cuma hutbesiyle gündeme gelen konu için scope yayınımızda yaptığımız değerlendirmeyi paylaşalım:
Aslında Ramazan günü hiç konuşulmaması gereken bir konu: Zina ve eşcinsellik. Kur’an-ı Kerimde Lûtîlik, yani Lût kavminin helâk olması sebebi olarak anlatılan ve günümüzde eşcinsellik olarak ifade edilen ahlâkî sapma. Lût kavmini helâke götürmesi, bunu Allah’la hâşâ bir inatlaşma boyutuna taşımış olması. Fıtrattan uzaklaşma… Yaratılışın gerçeklerinden sapma… Rabbimiz insanları erkek ve kadın olarak yaratmış ve fıtrî beraberliklerini karşıt cinslerin aile ortamında beraber olması şeklinde tanzim etmiş. Kuralını böyle koymuş. Dolayısıyla aynı cinslerin beraberliği ve evliliği veya evlilik dışı ilişkiler, aileyi ve nesilleri bozan, ahlâk ve fıtrattan uzaklaşma manasındaki sapmalardır.
Bunların ifade edilmesi birilerini niye rahatsız ediyor? Kendilerini çağdaş, laik, ilerici göstererek, bu dinin esaslarını ve prensiplerini karalama, dogmatik olmakla itham etme gibi birtakım davranış kalıpları var. Ankara Barosu’nun açıklamasında bunun ipuçlarını, işaretlerini görmek mümkün. ‘Çağlar öncesinden gelen bir ses’ ifadesi kullanılıyor. Dogmatik ve zihinsel sınırlardan bahsediyor.
İnanç hassasiyetlerinin söz konusu olduğu alanlarda böyle ithamlarla işin içine girmek, her ne kadar “Biz inançlara saygılıyız” gibi ifadelerle tevil edilmeye çalışılsa da son derece yanlış ve tetiklediği tartışmalara bakıldığında ortaya koyduğu neticeyi görüyoruz.
Bu tartışmada Cumhurbaşkanı dahil, bakanlar da sıraya girmişler, tepki gösteriyorlar. Cumhurbaşkanı beyanlarında, ‘İslam adına konuşma yetkisi varsa o da Diyanet İşleri Başkanıdır” gibi başka açıdan tartışılması gereken ifadeler kullanıyor. ‘Diyanet İşleri Başkanına yapılan saldırı devlete yapılan bir saldırıdır’ gibi açıklamalarla işi yine çok başka bir noktaya götürüyor, bunların ayrıca konuşulması lâzım. Din adına, İslam adına konuşmak Diyanet’in tekelinde değildir. Üstad Bediüzzaman diyor ki: “İman ve Kur’an inhisar altına alınamaz.” Kimse inhisar altına alamaz. Bir kamu kuruluşu olarak Diyanet de buna dahildir. Dolayısıyla işi başka yerlere çekmeye gerek yok. Yanlışa yanlıştır derken bunu kendi bağlamında ifade etmek lâzım. (Devam edeceğiz.)