İlkbahar mevsimini biraz tefekkür edelim; meyveler, çiçekler, yapraklar bu tezgahta ilkbaharda yapılırken birçok farklı tat, koku, renk, şekil tam ölçülü yerleştiriliyor ve Güneş’in merkezkaç kuvveti, Dünya’nın, diğer gezegenlerin ve bunların şekilleri, yörüngelerindeki ölçülü rota ve hızları ile her sene faydalı bir ilkbahar sofrasının dokunabilmesi, yapılması.
Nazarımıza sofra gibi, Allah muhteşem bir ölçü ile bu yok iken var ettiği sanatlı malzemeleri mükemmel işleyerek seriyor. Hem yavaşça da bu sofrayı topluyor; keskin bir çizgi ile bir anda olmuyor, yumuşak, sanki dairevi bir şekilde geçiş ile adapte de olmuş oluyoruz yaz, sonbahar ve kış sofralarının serilmesi için ilkbahar kaldırılırken.
Düğünler, piknikler, geziler; aileler, arkadaşlar, hatıralar... İnsan bedenindeki duyguların, organların her türlü tam istifadesi bu dört mevsimde, her kıtada, coğrafyada; evet, insanlar ve her nevi canlı ne kadar huzur verici nimetlerde.
Tesadüf neticesinde, irade eseri olmaksızın A’dan Z’ye tüm kâinattaki bu mükemmellik, hem ardı sıra her saniye, saat, gün, her yıl sürmesi aklen mümkün değil ve Allah varlığını, tek olduğunu sanatlı kâinat ile de ciddi müşterilere ders veriyor.
Arkadaş olan kedi; gözleri, hareketleri, mırıltıları ile çok güzel ve bulutlardan çıkan milyon kelime, her biri diğerinden hem farklı güzel hem aynı güzel ki, evet bunlar kar taneleri; nasıl muhteşem ve bu kelimeler bir araya gelip oldukları cümle ve sayfalar, yani kış mevsimi de muhteşem güzel, huzurlu, her zaman. Ki akıl sahibi insandan, irade de verildiği için, sürekli güzel kelimeler çıkamıyor.
Peygamberimizin (asm) ahlâkından sadece birkaç misal ki; ciddiyeti ve zarifliği, hem cömertliği ve iktisadı, cesareti ve şefkati; bu zıt manalar mükemmel bir derecede birlikte Hz. Muhammed’de (asm) var ve ahlâkı her insana rehber, ahlakı da mükemmel; Allah (cc) onu (asm), elçisini güzel ahlâk üzere kılmış. Kur’ân’a bakıldığında ise zaman ihtiyarlandıkça o gençleşiyor, her ismin azam mertebesine ve İsm-i A’zam’a mazhar.
Yapacağımız her bir tefekkür, Rabbimizin mükemmel bir kudret, ilim, irade sahibi, kudsî, kusurlardan münezzeh bir Zat olduğuna bizi götürüyor. Cenab-ı Allah’a teşekkür, ubudiyet için O’nu tanımada ilerlemek için 24 saat, ortalamada 60-70 sene süre verilmiş. Peki, bugünden itibaren hayatı nasıl sürdürmeli? Evet, Allah’ın razı olduğu ve sevdiği zata, Habibullah’a (asm) benzemeli; yani Sünnet-i Seniyye’yi öğrenip, rehber kabul edip ona göre amel etmeli.