"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İstibdat demokrasi ile bağdaşır mı?

AHMET ZORLU
06 Ağustos 2026, Perşembe
“İstibdat, zulmün temelidir; meşveret ise adaletin kapısını açar.” Bu hakikat, yalnızca geçmişin değil, bugünün de en önemli meselelerinden biridir. Zira insanlık tarihi, bir tarafta hürriyet ve adalet mücadelesini; diğer tarafta ise baskı ve tahakküm düzenlerini yaşamıştır. Peki, istibdat ile demokrasi aynı çatı altında yaşayabilir mi?

Bu sorunun cevabı hem tarihî tecrübeler hem de siyasî düşünce bakımından açıktır: Hayır. 

İstibdat; bir kişinin, bir grubun veya bir ideolojinin kendisini hukukun üstünde görmesi, farklı fikirleri baskı altına alması ve millet iradesini etkisiz hâle getirmesidir. Demokrasi ise milletin söz sahibi olduğu, hukukun üstünlüğünün esas alındığı, hürriyetlerin güvence altına alındığı bir yönetim anlayışıdır. Birinde korku hâkimdir, diğerinde güven. Birinde keyfîlik vardır, diğerinde hukuk.

Bediüzzaman Said Nursî, daha II. Meşrutiyet yıllarında istibdadın İslâm toplumlarının geri kalmasının en önemli sebeplerinden biri olduğunu dile getirmiştir. Onun savunduğu “meşrutiyet-i meşrua”, keyfî idarenin yerine adaletin, meşveretin ve kanunun hâkim olduğu bir yönetim modelidir. Çünkü İslâm’da idarenin temel esası istişaredir. Kur’ân’ın, “Onların işleri aralarında istişare iledir” emri, yalnız şahsi hayat için değil, toplum ve devlet hayatı için de yol gösterici bir ilkedir.

Demokrasiyi yalnız seçim sandığına indirgemek büyük bir yanılgıdır. Seçim önemlidir; ancak seçimle birlikte bağımsız yargı, tarafsız hukuk, hesap verebilir yönetim, hür basın, fikir ve vicdan hürriyeti de bulunmalıdır. Bunlardan biri eksildiğinde demokrasi zayıflamaya başlar. Sandık devam etse bile, demokratik ruh zarar görür.

İstibdat ise eleştiriden hoşlanmaz. Muhalefeti düşmanlık olarak görür. Farklı düşünceleri susturmaya çalışır. Oysa hakikatin ortaya çıkması, ancak serbest fikir ortamında mümkündür. Tarihte ilim, kültür ve medeniyet; baskının değil, hür düşüncenin yeşerdiği toplumlarda gelişmiştir.

Bediüzzaman’ın sıkça vurguladığı meşveret, yalnız bir yönetim tekniği değildir; aynı zamanda ahlâkî bir prensiptir. Meşveret; “Ben bilirim.” anlayışını değil, “Birlikte düşünelim.” anlayışını esas alır. Bu ise demokrasinin ruhunu oluşturan katılımcılık ve ortak akıl anlayışıyla örtüşmektedir.

Adalet de demokrasinin vazgeçilmez şartıdır. Adaletin olmadığı yerde kuvvet hukukun önüne geçer. Hukukun üstünlüğü yerine üstünlerin hukuku uygulanmaya başlanır. Böyle bir ortamda insanlar kendilerini güvende hissedemez. Güvenin olmadığı yerde yatırım da gelişme de içtimai huzur da kalıcı olamaz.

Bugün dünyanın gelişmiş demokrasilerine bakıldığında ortak özellik; güçlü kurumlar, bağımsız yargı, şeffaf yönetim, ifade hürriyeti ve hesap verebilirliktir.

Buna karşılık istibdadın hâkim olduğu toplumlarda korku, kutuplaşma, ekonomik durgunluk ve sosyal huzursuzluk dikkat çekmektedir. Tarih bu gerçeği defalarca ispat etmiştir.

Bediüzzaman’ın şu yaklaşımı günümüzde de önemini korumaktadır: İnsanlar hür oldukça kabiliyetlerini geliştirir, düşüncelerini ifade eder ve topluma faydalı olur. Baskı ise kabiliyetleri köreltir, toplumun enerjisini tüketir ve gelişmeyi engeller.

Netice olarak, demokrasi ile istibdat birbirinin alternatifi değil, birbirinin zıddıdır. Demokrasi; hukuk, adalet, meşveret ve hürriyetle yaşar. İstibdat ise korku, baskı ve keyfîlikle ayakta durmaya çalışır. Kalıcı huzurun yolu baskıdan değil; adaletten, hürriyetten ve istişare kültüründen geçmektedir.

Milletlerin gerçek gücü, baskı araçlarının çokluğunda değil; hukuka olan bağlılığında, farklı fikirlere gösterdiği tahammülde ve adaleti herkes için eşit uygulayabilmesindedir. İşte bu sebeple, istibdat hiçbir dönemde demokrasiyle bağdaşmamış, bundan sonra da bağdaşmayacaktır.

Okunma Sayısı: 117
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı