"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Haydar Açıkbaş Ağabey

Kübra ÜNÜVAR
28 Aralık 2019, Cumartesi 01:14
Hizmette geçen bir ömür.

Hep hayırla yad edilen bir isim; Haydar Amcam, 2. babam, en büyük destekçim. Yaklaşık 3 yıl önce tanışmak nasip olmuştu, Haydar Amcamla. Amca diyorum çünkü, her zaman bir baba gibi sahip çıkmıştı bana, bir abiden öteydi. 

Kızı (Hayrunnisa Açıkbaş) ile Isparta’da aynı dershanede kaldığımızdan ötürü sık sık irtibat halindeydik. Gazeteye yazdığım her yazıdan sonra muhakkak beni tebrik eder, bir ihtiyacım olup olmadığını sorardı. Programlarda, ya da gazetede olduğum zaman o da geldiyse muhakkak yanıma gelir, beraber sohbet ederdik. Söylediği her cümle içime işlerdi. Zübeyir Ağabeyin memleketi Ermenek’e, Haydar Gündüzalp Ağabeyin vefat ettiği vakitlerde Haydar Amcamı, Hacer Teyzemi ve Hayrunnisa kardeşimi ziyaret etmek maksadıyla ilk defa gelmek nasip olmuştu. Haydar Amcamın hastalığının ilk başlarıydı. O zaman tam manasıyla idrak etmiştim, bir Nur Talebesinin gelen hastalıklara, musîbetlere karşı nasıl durması gerektiğini. Duruşuyla daha o zaman ilk dersimi almıştım kendisinden. Belki de yaşayabileceğim en güzel 1 haftayı yaşatmışlardı bana. Bu ziyaretimden sonra irtibatımız daha da kuvvetlenmişti Haydar Amcamla. Her fırsatta Ermenek’e gitmek için fırsat kolluyorduk. Gidemediğim vakitlerde her zaman mesaj atar, halini hatırını sorar ve her defasında tek bir cevap alırdım, “her halimize çok şükür kızım bunlar birer imtihan duâ edin...” Zaman böyle geçip giderken, Tıp Kongresi’nin Konya’da olması hasebiyle öncesinden gidip, Haydar Amcamı ziyaret etmek istemiştim. İçimde anlamlandıramadığım bir buruklukla çıkmıştım yola. Ondan yüz yüze öğütler alacağım ve muhabbet edeceğim için de kendimi çok şanslı hissediyordum. Yine karşımda hastalığın hikmet boyutunu görüp, karşımda dimdik duran Haydar Amcam vardı. 

Birgün yemek sofrasında otururken bana aynen şu sözleri söylemişti: “Kızım hastalıklar insanları öldürmez, bunlar hep kemale ermemiz için birer sebep. Biz tevekkül edip, teslim olacağız Allah’ın izniyle...” İşte o an iman vücûd bulmuş da karşımda oturuyordu sanki. Bir ders daha almıştım Haydar Amcamdan; Tahkiki İman...

Kongreden sonra Isparta’ya döndüğümde ise biraz zaman geçtikten sonra durumunun ağırlaştığının haberini aldım. Barla’yı çok sevdiği için sık sık gidip o mübarek beldeden duâ ederek manevî destek olmaya çalışmıştım kendisine. 24 Aralık sabahı, saat 10 civarında ise vefat haberini aldım. Babamız hükmünde olan Haydar Amcamız için toparlanıp, cenaze namazına ve defnedilme işlemine yetişmeye çalıştık ve yetiştik de. Arkasında sayamadığımız kadar insan namaz kılıyordu. Defnedilme işlemine götürürken çok üzgündük, fakat içimizde bir o kadar da huzur vardı. Çünkü Haydar Amcam böyle isterdi, bundan emindim. Bu mübarek insan ebedî âleme girmişti bile. Hayatıyla bana her gün ders veren Haydar Amcam, vefatında ve sonrasında da ders veriyordu, vermeye devam edecek de... Gözümüz yaşlı, içimiz huzurlu taziye evine geçerken ve geçtikten sonra da Elhamdülillah Risale-i Nur hakikatleri bizlere ve özellikle ailesine teselli oluyordu. Ağlamak istesek de biliyorduk ki Haydar Amcam böyle bir şeyi görse -ki görüyordu- bize çok kızardı. Özellikle ailesinin metaneti de eve gelen ziyaretçilerin hepsine birer ders oluyordu. Çünkü bu mübarek herkese bu dersi vermişti. Çünkü biliyorduk ki Haydar Amcam rahata ermişti. 56 yıllık hayat vazifesini bitirip elinde iman vesikasıyla ailesini ve bizleri orada bekliyordu. Evet bu dünyadan bir Haydar Açıkbaş göçtü, manevî babam ebedî âleme geçti ve bizleri bekliyordu. Üstad Hazretleri’nin de dediği gibi biliyoruz ki, “Ehl-i iman için ölüm, idam değil, firak değil, belki hayat-ı ebediyenin mukaddemesidir, mebdeidir. Ve vazife-i hayat külfetinden bir paydostur, bir terhistir, bir tebdil-i mekândır. Berzah âlemine göçmüş kafile-i ahbaba kavuşmaktır.” Başta, bize teselli olan bu hakikatleri yazan Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri’nden ve bu hakikatleri bize hem hayatıyla, hem vefatıyla yaşatan Haydar Amcamdan Rabbim ebeden razı olsun, kabrini Cennet bahçelerinden bir bahçe eylesin ve ölümü onun gibi gülerek karşılamayı cümlemize nasip etsin. Rabbim başta manevî ailem Açıkbaş ailesi olmak üzere, dostlarına, cemaatimize ve bütün yakınlarına sabr-ı cemil ihsan etsin. Bizleri Cennette buluştursun inşallah....

Öğütlerini ve manevî desteğini her zaman yanımda hissedeceğim Haydar Amcam, orada buluşmak dileğiyle...

Okunma Sayısı: 1907
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Necati

    30.12.2019 14:26:14

    Allah rahmet eylesin. Birimiz şarkta, birimiz garbte, birimiz dünyada, birimiz ahirette olsakta inşaallah hep beraberiz.

  • Ümit

    28.12.2019 20:37:01

    Allah razı olsun haydar abiden gerçekten o bir kahraman nur talebesiydi

  • Abdurrahman

    28.12.2019 09:26:40

    Allah Rahmet eylesin...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı