Hz. Ali (ra) döneminde ortaya çıkan siyasî bir mezheptir.
Hz. Ali (ra) gibi seçimle iktidara gelmiş, adaletle ve ilimle hükmetmiş olan bir idareciye karşı çıkarak “Sen Allah’ın hükmü ile hükmetmiyorsun” diye idareciye itaatten ayrılarak zulme ve anarşiye yöneldikleri için kendilerine, hak yoldan çıkanlar anlamında “Havaric” denilmiştir.
Hariciler “dinde hassas, muhakeme-i akliyede noksan” ilimde cahil olan ve bedeviyeti benimsemiş, medeniyetten nasibi olmayan gençler grubudur. Bedeviyetin gereği olarak anlaşma ve uzlaşma kabul etmez, kendi bildiklerinin dışında hiçbir doğru kabul etmeyen radikal bir gruptur. Kendileri gibi düşünmeyenleri kâfir olarak görürler. En küçük bir günah işleyeni hemen küfür ile damgalarlar. Kendilerine göre adaletten ayrılan idareciye isyan etmek vaciptir, itaat eden kâfir olur derler. (Hatip el-Bağdadi, El-Fark Beyne’l-Firâk, 55) Hariciler bu radikal inançlarından dolayı Hz. Muaviye (ra) ile hilâfet konusunda anlaşma yoluna giden Hz. Ali’yi (ra) bu anlaşmadan vazgeçmediği sürece küfür ile itham etmişler ve kendisi ile savaşmışlardır.
Haricilerin diğer özellikleri ise şöyle:
Bunların çoğu “Kurra” denen Kur’ân-ı Kerîm’in hafızı olan, ama Kur’ân-ı anlamayan, bilgisizce yorumlayarak sosyal hayata tatbikinde hata eden cahil gençlerdir. Çünkü sosyal hayat ideal bir toplumun kolayca oluşmasını güçleştirir.
Haricîler merkezî yönetime karşı çıkan geleneksel direnişi temsil etmektedirler. Cahiliye döneminin zihnî yapısını taşıyan ve bireysel bağımsızlığa alışmış, hiçbir otoriteyi ve amir gücü kabul etmeyen bedevi ve kabile zihniyetinin yansımasıdır.
Hâriciliğin ortaya çıkmasının bir sebebi de gençlerin Hz. Osman (ra) zamanında ortaya çıkan “Sebeiyye” fikirlerinden etkilenmiş olmalarıdır. Hz. Osman’ın (ra) şahadetini netice veren siyasî olayların arkasında bulunan Sebeiler Müslümanların kafalarını karıştırmış ve pek çok sapık fikirlerin oluşmasına sebep olmuşlardır.
Hariciler ilim sahibi olmadıkları için âyet ve hadislerin zahiri manalarına dayanarak görünüşte tevhide aykırı her şeyi reddetmeyi prensip edinmişlerdir. Bu sebeple işin girift taraflarını bilmediklerinden pek çok yanlışlara düşmüşler ve toplumu da kargaşaya sürüklemişlerdir.
Hakem olayından sonra Hz. Ali’den (ra) ayrılarak önce Harura’da daha sonra Nehrevan’da toplanmışlardır. Abdullah b. Vehb er-Râsibi el-Ezdî’yi kendilerine halife seçmişlerdir. Hz. Ali (ra) kendileri ile konuşup ve bir kısmını ikna etmiştir. İkna olmayanları ikaz etmiştir. İlim ve fikirle ikna olmayan radikal Hâriciler kendi görüşlerini kabul etmeyen Hz. Osman ve Hz. Ali’yi (ra) “Kâfir olmakla” ve dinden çıkmakla itham ederek pek çok kan dökmüş, anarşi çıkarmalarıyla ve terör estirmeleriyle nam salmışlardır.
Şerh çalışmalarınızı mail adresimize gönderebilirsiniz.
[email protected]
Kaynaklar:
1) Bediüzzaman Said Nursi, Mektubat,
2) Ahmet Özalp, Şâmil İslam Ansiklopedisi, Haricilik Maddesi