"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Nasıl bir gençlik?

M. Fahri UTKAN
27 Ağustos 2019, Salı
Kur’an-ı Kerim’de Ashab-ı Kehf diye isimlendirilen yedi genç hakkında Cenab-ı Hak: “Hani o gençler mağaraya sığınmışlardı da, ‘Ey Rabbimiz! Bize katından bir rahmet ver ve içinde bulunduğumuz şu durumda bize kurtuluşu ve doğruya ulaşmayı kolaylaştır’ demişlerdi”( Kehf, 18/10) diyor.

Bu ayetteki gençler gibi başka bir ayette bir diğer genç daha anlatılmaktadır. O da, Hz. İsmail’dir. Kendi canıyla imtihan edilmekte iken “Babacığım! Sana emredileni yap; inşallah beni sabredenlerden biri olarak bulacaksın”(Saffat, 37/102) derken, o da çok genç yaşındaydı.

Kur’ân-ı Kerim’de kıssası anlatılan bir diğer genç de, kardeşleri tarafından kuyuya atılan Hz. Yusuf idi. O da bu ağır imtihanına rağmen Rabbine isyan etmeyen ve “Ben Allah’a sığınırım”(Yûsuf, 12/23) diyerek nefsiyle mücadele eden iffet abidesi bir diğer genç olarak tarihlerde yerini almıştır.

Annesi tarafından mabede adanan, kendisine yapılan çeşitli hakaret ve iftiralara rağmen imanı ve sadakatiyle tarihe geçen Hz. Meryem de, Meryem suresi 16-28. Ayetlerinde anlatıldığı gibi imtihandan geçen bir başka gençtir. 

Ebû Hüreyre (ra)’den rivayet edildiğine göre Resûlullah (asm) şöyle buyurdu:“Başka bir gölgenin bulunmadığı Kıyamet gününde Allah Teâlâ, yedi sınıf insanı, arşının gölgesinde barındıracaktır:1)Âdil devlet başkanı, 2)Rabbine kulluk ederek temiz bir hayat içinde serpilip büyüyen genç,3)Kalbi mescitlere sevgi ile bağlı Müslüman, 4)Birbirlerini Allah için sevip birliktelikleri ve ayrılıkları Allah için olan iki insan, 5)Güzel ve mevki sahibi bir kadının gayr-i meşru davetine “Ben Allah’tan korkarım” diye yaklaşmayan yiğit, 6)Sağ elinin verdiğini sol elinin bilemeyeceği kadar gizli sadaka veren kimse, 7)Tenhada Allah’ı anıp göz yaşı döken kişi.” (Buhâri, Ezân, 36, Zekât, 16; Hudud, 19;Tirmizî, Zühd, 53) Görüldüğü gibi 2. Sınıf olarak bahsedilen gencin tarifi ne kadar önemlidir. 

Gençlik; bilindiği gibi hayallerin, heyecanın, arayışların en yoğun olduğu çağdır. Aynı zamanda ömrün en verimli çağı istidadını taşır. Gençlik çağı, her iki dünya saadeti için, büyük gayret ve şevkle çalışıp iyilik yolunda çalışmak zamanıdır. Bunun için mümin genç bu devrini nerede ve nasıl harcadığından sorguya çekileceği”(Tirmizî, Sıfâtü’l-kıyâme, 1. 9 İbn Mace, Mukaddime, 8.)şuuruyla hareket etmelidir. 

Her dönemde olduğu gibi bugünümüzde de gençlerimizin bazı problemleri vardır. Gençlerin meraklarına uygun değişik yollarla onları doğru yoldan saptıracak gizli planlara sahip kesimler her zamanda olduğu gibi zamanımızda da vardır. Onlarla iletişim kanallarımızı kapattığımızda, bu gibi gizli plan sahibi komitelere gün doğmuş olacaktır. Cazip ve eğlenceli ve gösterişli, muvakkat menfaatler vaat eden yaşantılar özellikle sanal dünyadakiler hem mahremiyeti hem de gençleri tam bağımlı durumlara düşürmektedir. 

Ailelerinden gereken ilgi ve sevgiyi göremeyen, sorularına ikna edici cevaplar bulamayan, kendisini yalnız ve desteksiz hisseden gençlerimizi tehdit eden problemlerden biri de; zehirli ideoloji sahibi bozgunculuk çıkaran ve bazen de kan dökebilen gizli din ve millet düşmanlarının gençlerimizi hedef almalarıdır. 

Bunu göz önüne alarak Üstad Said Nursî de gençler için; “Sizdeki gençlik katiyen gidecek. Eğer siz daire-i meşrûada kalmazsanız, o gençlik zâyi olup başınıza hem dünyada, hem kabirde, hem âhirette kendi lezzetinden çok ziyade belâlar ve elemler getirecek. Eğer terbiye-i İslâmiye ile o gençlik nimetine karşı bir şükür olarak, iffet ve nâmusluluk ve tâatte sarf etseniz, o gençlik mânen bâkî kalacak ve ebedî bir gençlik kazanmasına sebep olacak.”  demiştir.

Son söz olarak yine Üstad Said Nursî’nin şu  sözünü genç nesle aktarmak istiyorum; “Elhasıl: Gençlik gidecek. Sefâhette gitmiş ise, hem dünyada, hem âhirette binler belâ ve elemler netice verdiğini ve öyle gençler ekseriyetle sû-i istimal ile, israfât ile gelen evhamlı hastalıkla hastahânelere ve taşkınlıklarıyla hapishânelere veya sefâlethânelere ve mânevî elemlerden gelen sıkıntılarla meyhânelere düşeceklerini anlamak isterseniz, hastahânelerden ve hapishânelerden ve kabristanlardan sorunuz.”  

Çözüm, herkes gibi özellikle gençlerimizin İslami terbiye ile donanmalarıdır.

Dipnotlar

1)Bediüzzaman Said Nursi, Asay-ı Musa

2)Sözler, On Üçüncü Söz

Okunma Sayısı: 1151
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı