"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Asya mı, Avrupa mı?

M. Latif SALİHOĞLU
08 Ağustos 2019, Perşembe
Türkiye için yön ve eksen tartışmaları yeniden gündemde.

Çeşitli platformlarda, ülke ve toplum olarak yüzümüzü ve yönümüzü hangi tarafa çevirmek gerektiğine dair farklı fikirler—arada bir olduğu gibi—yeniden dolaşıma girmiş bulunuyor.

Bunların dışında, ayrıca “Biz kendimiz olalım” diyerek, teorik plânda “üçüncü yol” tercihini seslendirenler de var tabiî.

Yaygın şekilde dile getirilen düşünceleri iki madde halinde özetlemek mümkün:

1) Yüzümüzü asırlardır zaten Batı’ya ve Avrupa’ya çevirmiş durumdayız. Bunu değiştirmeye yahut tersine çevirmeye gerek olmadığı gibi, bunun mümkinatı da yok.

2) Avrupa’ya ve Batı’ya mecbur, mahkûm değiliz. Şimdiki menfaatimiz icabı, yönümüzü Doğu’ya ve Asya’ya doğru çevirmekte fayda var. Yani, “Yeniden Asya!”

Şüphesiz, her iki halde de rasyonalite önem taşıyor. Şimdi, hayal ve ütopyadan ziyade, işin bu tarafına bakmaya çalışalım.

* * *

Kader-i İlâhî’nin bir remzi ve tezâhürüdür ki, Ümmet-i Muhammed’in (asm), ekseriyeti, çeşitli sebeplerle şarktan garba doğru hicret edegelmişlerdir. Nitekim, Mekke’den Medine’ye olan ilk hicret vakıâsı da böyle olmuştur.

Kezâ, Ümmetin en mühim ve en etkili unsurlarından biri olan Türk milleti de, ekseriyet itibariyle hep doğudan batıya doğru göç etmişlerdir. Misâl: Orta Asya’dan Anadolu’ya, Anadolu’dan Rumeli’ye, Balkanlar’a ve nihayet Avrupa’nın (hatta Amerika Kıt’asının) muhtelif merkezlerine...

Asırlara yayılan bu fıtrî ve hikmetli seyri, sun’î sebep veya siyasî gerekçelerle tutup tersine çevirmeye, dünyada hiçbir devletin yahut hükümetin güç yetirebileceğini sanmıyoruz. O halde, meseleyi sağlam zeminde ele alıp öyle değerlendirmek icap eder.

Şöyle ki: İstesek de, istemesek de, yüz yıllardan beridir birçok konuda (kıble hariç) yüzümüz ve yönümüz zaten Avrupa’ya dönük veziyettedir. Bu vaziyette iken, Batı’dan iyi ve kötü pekçok şeyler alıp bunları ayrıca birbirine karıştırdık. Haliyle, kafamız da karıştığı gibi, neslimiz ve ruhumuz da kirlendi.

Oysa “Avrupa ikidir” gerçeğinden hareketle iyi, güzel, faydalı olan şeyleri alıp, fenâ ve zararlı olan sefahet ve muzahrafatını reddetmek, hatta bunları gümrükten dahi geçirtmemek icap ediyordu.

Maalesef bu yapılamadığı için, nice zamandır ihmâlimizin ceremesini çekiyoruz.

* * *

Reel diplomasi şudur: AB ile karşılıklı olarak, birbirimizden kopup ayrılamadığımız gibi, birbirimizi tam olarak kabul ederek kaynaşamıyoruz da...

Bunun öncelikli sebebi, iyi ve bozuk Avrupa’yı birbirinden ayıramamış olmamız.

Daha geniş bir ifade ile: Bize dün daha çok modasını, kirli felsefesini, kötü ahlâkını dayatan, empoze eden gaddar ruhlu Avrupa ile, bugün daha çok hukuk, demokrasi, insan temel hak ve hürriyetleri gibi meseleleri önceleyen ikinci Avrupa’yı birbirinden ayırd edemiyor olmamız.

Bir başka sebep, Avrupa’nın İslâmiyeti hakkıyla inceleyip tanımaması, Müslümanları hâlâ bir tehdit olarak görmesi ve Türkiye gibi nüfusu 80 milyonu geçen bir nüfusu içine sindirememesi.

Özetle, hem bizden, hem de onlardan kaynaklanan ortada ciddî engeller var. Ancak, buna rağmen birbirimizden tamamen kopamıyoruz, bütünüyle reddedemiyoruz. O halde, karşılıklı olarak zarar vermeyecek, zarar görmeyecek sakıncasız bir yolu bulmamız icap ediyor.

Bununla beraber, Avrupa ile sağlanacak bir entegrasyon, bizi Doğu’dan ve Asya’dan da koparmaz ve koparmamalı. Zira, ilim, hikmet, san’at, nerede varsa, Müslüman gider onu alır ve insanlığın hizmetinde kullanma cihetine gider.

Son bir not: Türkiye’nin despotik rejimlere ve sair Müslüman ülkelere nazaran hürriyet ve demokraside bir adım önde olmasının önemli bir sebebi, bu meyanda Birinci Avrupa’dan almış olduğu işte o faydalı ve güzel şeylerle izah edilebilir.

Okunma Sayısı: 1314
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı