"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Dava insanı” olmak

M. Latif SALİHOĞLU
22 Aralık 2025, Pazartesi
Şu dünya hayatında, bilhassa günümüz dünyasında, kimisi var apaçık bir “dava insanı”dır; ki, bütün hayatını, bütün hareket ve faaliyetini o dava uğrunda sarf eder.

Kimileri de var ki, şahıs merkezli bir yapının adamı, yahut dünyevî hedefleri olan bir partinin elemanı, veyahut dayatmacı bir cereyanın, bir ideolojinin militanıdır.

Bunların dışında kalanları da şu şekilde kategorize etmek mümkün: Bir kabilenin üyesi, bir aşiretin mensubu, bir menfaat grubunun elemanı, bir terör örgütünün militanı, bir suç şebekesinin üyesi, yahut “eyyamcı” denilen “günün adamı”, vesaire... 

Tabiî, bir de “hiçbir şeyin adamı” grubuna girenler var ki, onlar bahsimizden hariçtir.

«

Bir davanın insanı olanlar, o dava uğruna çile çekmeyi, her türlü bedeli ödemeyi, her türlü zahmet ve meşakkati çekmeyi göze alırlar. Misâl: Üstad Bediüzzaman ve talebelerinin çektikleri ve yaşadıklarını gibi: Hapis, sürgün, zindan, açlık, işkence, zehirlenme, idam talebiyle ağır ceza mahkemelerinde yargılanma, vesaire…

Bütün bunlar gösteriyor ki: Bunlar hakikaten birer “dava insanı” imişler. Yani, uğrunda ölüm dahil her türlü zahmet ve meşakkati çekmeyi göze alacakları bir davaları var imiş.

Nitekim, bu meselenin yüzde yüz delili ve ispatı sadedinde tam yarım asır boyunca (1935-1985) yaşanmış bir mahkemeler süreci var. O elli sene içinde iki binden fazla mahkeme açıldığı halde, hiçbir Nur Talebesi inandığı davasından vazgeçmedi. En şiddetli mahkemelerde dahi geri adım atmadı. Fırsat kollayıp da başka ülkelere kaçmadı. Gidip ecnebiye sığınmadı. Aksine, başına ne gelirse gelsin, yerinde cesaretle durdu ve bütün kuvvetiyle dâvâsını savunmaya devam etti.

«

Üstad Bediüzzaman’ın henüz hayatta olduğu 1958 senesinde Ankara’da bu meyanda çok çarpıcı bir hadise yaşandı. “Nur Talebelerinin Ankara Davası” diye kayıtlara geçen bu hadisede Av. Bekir Berk, yirmi kadar maznunu savunmak için gidip hapishanede müvekkileriyle bir görüşme yapıyor: Aralarında Tahirî Mutlu, Zübeyir Gündüzalp, Mustafa Sungur, Bayram Yüksel, Mustafa Türkmenoğlu gibi Nur kahramanlarının da bulunduğu manzunlara şunu soruyor, efsane Avukat Bekir Berk: Ben sizi mi savunayım, yoksa davanızı mı savunayım?”

İstisnasız hepsi bir ağızdan “Bekir Bey, sen bizi değil, davamızı savun” diyorlar. Evet, hapishane şartları çok ağır olmasına rağmen, onlar yine de kendilerini değil, öncelikle davalarını düşünüyorlar.

«

İşte, meselenin özü ve esası budur. Uğrunda ölecek davası olan, Nurun o kahramanları gibi davranır. Uğrunda ölecek bir davası olmayanlar ise, öncelikle kendi canını kurtarmayı düşünür. Bulduğu ilk fırsatta da dahilde ise kendini gizlemenin, ya da harice kaçarak başka bir ülkeye sığınmanın yoluna bakar. Güya bağlandıkları dava ise, ortada savunmasız kalır. Mahkemelerde bile dava savunmasız kalır. Aslında, belki ortada ciddiye alınır bir dava da yoktur. 

Bu durumda var olan şey, olsa olsa şahıs odaklı bir yapıdır, örgütvari bir organizasyondur, bir grup hareketidir ki, ona yönelik olarak ileri sürülen iddialar, yahut yapılan suçlamalar adeta yafta gibi üzerine yapışıp kalır. Zira, kimi başka tarafa kaçıp gidiyor, kaçamayıp mahkemelik olanlar da davayı savunmuyor. Bırakın savunmayı, geçmişe yönelik vaki olan bağlılığını dahi bütün bütün red ve inkâr ediyor.

Evet, işte böyle bir durum karşısında, esaslı, oturaklı ve can fedâ etmeyi gerektiren bir dâvâdan söz edilemediği gibi, karşınızda ciddi muhatap alacağınız bir “dava insanı”nı da bulamazsınız. Dolayısıyla, bu tür yapılanmalar, zamanın akışı içinde dağılıp eriyerek marjinalleşmeye, ardından yok olup gitmeye mahkûmdürler.

Okunma Sayısı: 2077
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Hüseyin İlhan

    23.12.2025 10:56:13

    Sapla samanı karıştıran yorumcu kardeşlerim acaba din adına diyerek iktidar olanalrın dine verdiklerizararı,dindarları nasıl dejenere ettiklerini,ülkede faiz,kumar,fuhuş,israf,hak gaspları yapmaları ve siyonist katillerin masum müslümanalrı katline karşı aynı hassasiyeti gösterebiliyormusunuz.Nerdeee o.Amma başörtüüs serbest.Ha başın içini ,iman akidelerini tahrip etmiş,amma velakin gülenistleri savunmak diyerek masum insanalrı savunmayı hangi iz'an,vicdan ile bir tutuyorsunuz. Kardeşin kardeşine verdiği zararı siyonist dışında veren görmedim.

  • Said Yüksekdağ

    22.12.2025 23:11:12

    Yazı da dikkatimi çeken ve altına imzamızı atacağımız bir paragraf: ".. olsa olsa şahıs odaklı bir yapıdır, örgütvari bir organizasyondur, bir grup hareketidir ki, ona yönelik olarak ileri sürülen iddialar, yahut yapılan suçlamalar adeta yafta gibi üzerine yapışıp kalır. Zira, kimi başka tarafa kaçıp gidiyor, kaçamayıp mahkemelik olanlar da davayı savunmuyor. Bırakın savunmayı, geçmişe yönelik vaki olan bağlılığını dahi bütün bütün red ve inkâr ediyor."

  • Necati

    22.12.2025 20:06:16

    Hem âlîcenabane affetmek ise yalnız kendine karşı cinayetini affedebilir. Kendi hakkından vazgeçse hakkı var; yoksa başkaların hukukunu çiğneyen canilere afuvkârane bakmaya hakkı yoktur, zulme şerik olur. Kastamonu Lâhikası

  • Zeynep Avşar

    22.12.2025 17:50:34

    Abi yazınız için Allah razı olsun. Yıllardır cemaatimizin içine gülenistleri savunmak için ayrılık tohumu ekenlerin kulakları çınlasın. Rabbim kendilerine bu yanlışın nelere malolduğunu göstersin. Yazıda çok güzel ifade edilmiş bunlar bir cemaat değil. Cemaatte olmaması gereken herşey bunlarda var. Siyasal islamcılardan daha çok zarar verdiler. Halen daha biz geri döneceğiz ve hesap soracağız diyorlar. Yaptıkları yanlışları doğru olarak kabul ediyorlar. Hocamız dediyse doğrudur diyorlar. Akıllarını kullanmayan insanlar için biz ne yapabiliriz ki...

  • Said Yüksekdağ

    22.12.2025 16:35:33

    Rabbim bizlere hak yolda sebat etmeyi ve iman-Kur'ân davasının adamı olmayı nasip etsin. Amin.

  • Eda Gül Beyaz

    22.12.2025 15:16:52

    Üstadımızdan Allah razı olsun. Bizim başımızı hiç öne eğdirmedi. Mahkemeyse mahkeme, hapisse hapis, tarassutsa tarassut hepsine göğüs gerdi. Olmayak işlere (devleti ele geçirmek) girip de kimsenin vebalini almadı. Bu insanın talebesi olmak bir şereftir. Amma kaçıp kafir memleketlerine sığınanlardan ise hiçbir şey olmadı. Millete faydasını dokunmayı bırakın zararı dokundu. Suçsuz yere hapis yatanların birinci derecede müsebbibi gülenin kendisidir. Hiçbir talebesi de mahkeme de alnı açık bir şekilde ben gülenin talebesiyim demedi. Biz tanımıyoruz dediler. Videodaki görüntülerine göz göre göre ben değilim diyenler var. Yalan şiarları olmuş. Su gibi içiyorlar. Elbette ki böyle bir oluşumu Nurcular ile irtibatlandırmak zulümdür.

  • Abdullah

    22.12.2025 08:11:33

    Evet, malum yapının serencamını.tam izah etmişsiniz.Anlaşılmayan bir şey bırakmamışsınız.Bu örgütsel yapının durumu bu şekilde açık ortada iken ve kendi elemanları kendi "davalarını" savunamazken, kendilerini kurtarmak için geçmişlerini bile inkâr ederken bir kısım insanlara ne oluyor ki ölesiye onları savunuyor? İnat ve ısrarla sahip çıkıyor.Hem.mesleğimizde sürekli bir camianın ki her cihetiyle şaibeli bir yapının adamlarını savunmak var mıdır ?Nurculuk tarihin de emsali var mdır? Bediüzzaman'a dünya tarihinde en büyük zulüm yapılır ken,yapılan zulümler ve zalimlerle ne kadar meşgül olmuştur. O hep iman ve Kur'an davasıyla meşgül olmuş bütün mesaisini İmanların kurtulması için harcamıştır.Ve kendisine yapılanlar için; "Beşer zulmeder, kadar ada let eder" demiştir. Zalimler.ile mahke me-i Kübrada görüşürüz demiştir. bizimle mübareze ediyorsun diyenlere karşı; değil sizinle mübareze etmek, sizi düşünmek bile mesleğimizin hari cindedir demiştir.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı