"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kıyafetten sonra Avrupaî kanunlar (1)

M. Latif SALİHOĞLU
26 Kasım 2020, Perşembe
Bir önceki yazıda, Avrupaî kıyafet devriminden ve yapılan şapka inkılâbından söz etmiştik. Şimdi de, şapka devriminden iki-üç ay sonra Avrupa’dan ithal edilen, yani dinimizle, kültürümüzle, yerlilik ve millilikle zerre kadar alâkası olmayan ecnebi kanunların nasıl zorla ve dayatma ile hayatımıza geçirildiğinin acıklı hikâyesini sunmaya çalışalım.

Bu Avrupaî kanunlardan biri “İsviçre Medenî Kànunu”, diğeri ise İtalya’dan alınan Ceza Kanunu, bir başka deyişle Zanerdelli Kanunu.

Şimdi sırasıyla bunlara biraz daha yakından bakmaya çalışalım.

***

Yeni “Türk Medenî Kànunu” adı verilen “İsviçre Medenî Kànunu”, 17 Şubat 1926’da Millet Meclisi’nde aynen olduğu gibi, yani noktası virgülüne dahi dokunulmadan aynen kabul edildi.

Bu tarihe kadar yürürlükte olan Mecelle hükümleri ise, geçersiz sayılarak son elli yıllık medenî hukuk uygulamasına da son verildi.

Osmanlı Devleti’nin son döneminde (1870’li yıllar), İslâm hukukuna dayalı olarak ilmî bir heyet tarafından hazırlanan 1851 maddeden müteşekkil “medenî kànunlar mecmuası” Mecelle, böylelikle tarihin tozlu raflarına kaldırılmış oldu.

Adına “Türk Medenî Kànunu” denilen sosyal hayata dair bu yeni kànunlar ise, aslında “İsviçre Medenî Kànunu”ndan başka bir şey değildi.

Yüzde yüz frenk ve ecnebi patentli olan bu kànun maddeleri, olduğu gibi tercüme edilerek hayatımıza sokuldu. Buna göre, yerli malı terk edilerek, yerine ithal malı olan ecnebi kànunlar kabul ve tatbik edilmeye başlandı.

O tarihte Adalet Bakanı olan Mahmut Esat Bozkurt, başlattıkları hukuk sisteminin yenilenmesi kararını—kendilerince—zaruretini şu sözlerle ifade ediyordu: “Türk ihtilâlinin kararı, Batı medenîyetini kayıtsız şartsız şekilde kendisine mal etmek, benimsemektir. Bu karar, o kadar kesin bir azme dayanmaktadır ki, önüne çıkacak olanlar, demirle, ateşle yok edilmeye mahkûmdur. Bu prensip bakımından, kànunlarımızı olduğu gibi Batıdan almak zorundayız.”

Devrin hükümeti (3. İnönü hükümeti) adına ortaya konulan bu görüş istikametinde derhal çalışmalara başlandı.

Bu meyanda, önce bir komisyon kuruldu. Komisyon üyeleri tarafından Batılı ülkelerin medenî kànunları incelendi. Aralarından İsviçre Medenî Kànunu esas alındı.

İsviçre’de 1912’de yürürlüğe giren bu kànun, güyâ dilinin basitliği, kadın-erkek eşitliğine dayalı bir aile düzeni öngörmesi ve hâkime takdir yetkisi vermesi sebebiyle benimsendi.

1926’da tam da 26 kişilik komisyonun hazırlamış olduğu yeni kànun tasarısı, Meclis Adalet Komisyonu’nda hiçbir değişikliğe uğratılmadan kabul gördü; ardından, bakanlar kurulunda da görüşülerek aynen kabul edildi.

Bu gelişmelerden sonra, tasarının görüşülmesi sırası Millet Meclisi’ne  geldi. Genel Kurul görüşmelerinde ise, tasarının madde madde ele alınması teklif edildi. Ancak Adalet Bakanı Bozkurt, bu kànunların bir bütün olduğunu, dolayısıyla paket halinde görüşülmesi gerektiğini söyledi.

Tasarı, kısa bir görüşmeden sonra, 17 Şubat 1926 tarihli Meclis oturumunda kabul edildi. 4 Nisan 1926 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan yeni kànun, 6 ay sonra, yani 4 Ekim 1926’da uygulamaya konuldu.

Sahtekâr hamiyetfurûşlar

Bugün, büyük bir öfkeyle gelişmiş AB yasalarına ve kriterlerine karşı gelen milliyetçilerle “ulusalcı” diye geçinenlerin kulakları çınlasın.

95 yıl önce gümrüksüz, filtresiz Batılılaşma hareketine hiç dokunmayan, hatta dokundurtmayan “Kemalist” cereyan, bu noktada durup kendini şöyle ciddî bir testten geçirmesi gerekmez mi?

Meselâ, kendilerine şunu sorabilirler: “Körükörüne sahiplendiğimiz 95 yıl önceki köhnemiş içimizdeki Batı’ya, bugünkü AB’nin karşı gelmesinden biz neden rahatsız oluyoruz?”

(Devamı yarın)

Okunma Sayısı: 1409
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı