"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Latife Hanım: Bütün insanlık haklarım sararıp soldu

M. Latif SALİHOĞLU
26 Temmuz 2022, Salı
Ocak 1923’te başlayan Mustafa Kemal ile Latife Hanımın evliliği Temmuz 1925 tarihi itibariyle sona ermiş oldu.

Bu evlilik yaklaşık iki buçuk yıl sürdü. Boşanmanın sebebi ve mahiyeti ise bilinmiyor; bilinen kısmı da resmî anlayış gereği gizli tutulmaya çalışılıyor.

Oysa, sıradan bir evlilik gibi bu meseleyi mahrem veya gizli-kapaklı tutmanın mantığı olmadığı gibi, bunun haklı bir gerekçesi de yoktur. Zira, söz konusu boşanma hadisesi (dünyada belki ilk kez olarak) “Bakanlar Kurulu Kararı” ile alınıp ilân edilmiş oldu. Yeni, düşünün ki, ortada bir Bakanlar Kurulu Kararı var; ama, gerekçesi gizli, meçhûl, bilinmiyor.

*

Latife Hanım ile Mustafa Kemal, aralarında geçen şiddetli tartışmalar sebebiyle daha evvel de zaman zaman ayrılmanın eşiğine geldikleri anlaşılıyor. Onları daha evvelki boşanma niyet ve teşebbüslerinden vazgeçiren başyaver Salih Bozok da, yaşanan son sıkıntıyı aşamayacağını anlayarak sessiz ve hareketsiz kalmayı tercih etti. Neticede, resmî evlilik hayatları 25 Temmuz 1925’te sona erdi ve Latife Hanım baba ocağı olan İzmir’e gönderildi. Resmî boşanma haberi ise, 5 Ağustos 1925’te radyodan bir “hükümet bildirisi” olarak duyurulmuş oldu.

Böylelikle, Latife Hanım için -kendi tâbiriyle- karanlık ve yoksuzluklar içinde geçecek çileli yeni bir hayat devresi başlamış oldu. Sır perdesiyle örtülü halde tutulan bu çileli hayat, tam tamına 50 sene sürdü. Yani, Latife Hanımın vefat tarihi olan 12 Temmuz 1975’e kadar…

*

Latife Hanım, yalnızlık yıllarında başyaver Salih Bozok’a yazdığı bir mektupta (Bozok Anlatıyor, Doğan Kitap. 2001) yaşadığı çileli hayatı şu sözlerle özetliyor: “Karanlık, şerefli bir karanlık...”

Yine, Cumhurbaşkanı İsmet Paşanın eşi Mevhibe Hanıma 22 Ekim 1947’de İstanbul’dan yazdığı bir mektubu var ki, buradaki ifadeleri onun nasıl bir hayatı yaşamaya mecbur ve mahkûm edildiğini bir güzel yansıtıyor. İşte, kendisine Amerika’dan mektup yazan Ömer İnönü’nün doğum günlerini hatırlamakla başlayan Latife Hanımın hasret ve sitem yüklü ifadeleri:

“Pek muhterem hanımefendi, canım kardeşim Mevhibe. Oğlunuz Ömer’in mini mini kundaklı hali ve benim onu kalbime bastırırken içimde ilk defa uyanan (altını çizmiş) annelik ihtiyacı hatıramda canlandı. Onlar neşe ve ümit dolu (1923–24) günlerdi. Kısa bir zaman içinde bütün emellerim, ihtiyaçlarım hatta insanlık ve vatandaşlık haklarım birer birer sararıp solarak sonbahar yaprakları gibi yerlere saçıldı. Hiç kimsenin anlamadığı nice yoksuzluklarla boğuştuğum bu acı günleri düşündüm. Ve bu müddet zarfında sizin samimi şefkat ve alakanızın benim biricik desteğim olduğunu bir kere daha hissettim. Gayr–i ihtiyari gözlerim yaşardı. Beni daima olduğum gibi gören ve anlayan güzel kardeşim. Allah sizden razı olsun.” (www. candundar. com.tr)

*

Yaklaşık iki buçuk yıl kadar M. Kemal ile evli kalan ve daha sona boşanmaları Bakanlar Kurulu Kararıyla uygun görülen Uşşakizade Latife Hanım, 12 Temmuz 1975’te İstanbul Nişantaşı-Harbiye’de vefat etti.

Latife Hanımın evliliği ve boşanma hadisesi gibi, yalnızlık ve gözetim altında geçen son elli yıllık hayatı da nice sırlarla örülü halde geçti. Onun, vefatından önce yazdığı ve noterlikçe de kayıt altına alınmış olan vasiyetine bile maalesef uyulmadı. Vasiyetinde, öldükten 25 sene sonra (yani 2000 yılında) nice bilgi, belge ve hatıra notlarını içine alan özel arşivinin açılmasını istiyordu. Ancak, onun bu vasiyeti yerine getirilmediği gibi, resmen ve alenen çiğnenmiş oldu. Bu garabet, tam 22 yıldır aynen devam edip gidiyor.

Okunma Sayısı: 2130
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • S.topuz

    26.7.2022 18:29:14

    Kadın hakları SAVUNUCULARI ve MÜDAFİLERİ ; NEREDESİNİZ? Haydi konuşun, SUSMAYIN artık. Konuşacaksanız şimdi konuşun, yoksa SUSUN ve KUR'ANı ve HABİBULLAHI DİNLEYİN. "Evet bilhâssa Ceziretü'l-Arab'da yaptığı inkılab ve icraata bak!.. O sahralarda, o çöllerde, âdetlerini muhafazada çok mutaassıb ve asabiyetlerinde fevkalâde inatçı ve kasavet-i kalb ve merhametsizlikte emsalsiz ve hattâ diri diri kızlarını toprağa gömüp öldürürlerken müteessir bile olmayan pek çok vahşi kavimler oturmakta idiler. O zât-ı nuranî kısa bir zamanda o kavimlerin ahlâk-ı seyyielerini kaldırarak ahlâk-ı hasene ile tebdil ettirdi. Hattâ o zât-ı mürşidin (A.S.M.) telkin ettiği iman nuru sayesinde, o vahşi insanlar, insan âleminde insanlara muallim oldular. Ve medeniyet dünyasında, medenîlere üstad oldular. " Mesnevi-i Nuriye - 25

  • S.topuz

    26.7.2022 11:56:02

    "Bu zamanda zındıka dalaleti, İslâmiyete karşı muharebesinde, nefs-i emmarenin plânıyla, Şeytan kumandasına verilen fırkalardan en dehşetlisi; yarım çıplak hanımlardır ki, açık bacağıyla dehşetli bıçaklarla ehl-i imana taarruz edip saldırıyorlar. Nikâh yolunu kapamağa, fuhuşhane yolunu genişlettirmeğe çalışarak; çokların nefislerini birden esir edip, kalb ve ruhlarını kebair ile yaralıyorlar. Belki o kalblerden bir kısmını öldürüyorlar. Birkaç sene nâmahrem hevesatına göstermenin tam cezası olarak; o bıçaklı bacaklar Cehennem'in odunları olup, en evvel o bacaklar yanacaklarını ve dünyada emniyet ve sadakatı kaybettiği için, hilkaten çok istediği ve fıtraten çok muhtaç olduğu münasib kocayı daha bulamaz. Bulsa da başına bela bulur. " İman ve Küfür Müvazeneleri - 213

  • S.topuz

    26.7.2022 08:59:23

    "Hem dâr-ı teklifte gözle görünecek olan alâmet-i kıyamet ve eşrat-ı saat (kıyamet alametleri ve işaretleri), bir kısım müteşabihat-ı Kur'aniye (Kur'ana ait müteşabihat, manası açık olmayan, benzetme ve örneklerle yapılan açıklamalar) gibi kapalı ve tevilli (bir sözden gaye edilmiş olan mana ve yorum..)oluyor. Yalnız, güneşin mağribden (batıdan) çıkması, bedahet (apaçık) derecesinde herkesi tasdike mecbur ettiğinden tövbe kapısı kapanır, daha tövbe ve iman makbul olmaz. Çünkü Ebubekirler, Ebucehiller ile tasdikte beraber olurlar. Hattâ Hazret-i İsa aleyhisselâmın nüzulü (yeryüzüne inmesi) dahi ve kendisi İsa aleyhisselâm olduğu, nur-u imanın dikkatiyle bilinir; herkes bilemez. Hattâ Deccal ve Süfyan gibi eşhas-ı müthişe(dehşetli korkunç kişiler,şahıslar), kendileri dahi kendilerini bilmiyorlar." Said Nursi Şualar[Y] - 472

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı