"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Meddahlık yarışının sonu

M. Latif SALİHOĞLU
27 Ocak 2022, Perşembe
Sönen, batan, zâil olup giden fânî ve lüzumsuz şeylere perestiş etmek, hele hele bunlar için meddahlık yarışına girmek, günün birinde sahibini mahçup edip zillete düşürmesi muhakkaktır.

Şayet kişi düşünerek hareket etse, bu tehlikenin farkına varır ve o yola sülûk etmez. Ama, ne yazık ki, kendini tutamayıp fenâ ve fânî şeyler meddahlık yapan, hatta meddahlık yarışına tutuşanların sayısı hayli fazla görünüyor. İşte size bunun bazı nümuneleri.

*

Bir bakarsınız, toplum içinde bir adam sivrilir. Hemen ardından, o adamın meddahları türemeye başlar.

Bir bakarsınız, 12 Eylül Darbesi gibi antidemokratik bir inkılâp olur. Hemen ardından, o meşûm darbeyi yapanların hayranları, meddahları türemeye başlar.

Bir bakarsınız, adamın (yahut madamın) biri medyatik, yahut fenomen olup bir şekilde şöhret kazanır. Hemen ardından, bir sürü silik şahsiyet ona hayranlık duymaya, deste deste medihnâmeler düzmeye başlar.

Bir bakarsınız, dinî veya siyasî tandanslı bir adam, şöyle aradan sıyrılıp ön plâna çıkarak liderliğe oynar. Hemen ardından, ona övgüler yağdırmada birbiriyle yarışan ezikler, büzükler, troller türemeye başlar.

*

Bunların tamamı, aslında bir zaafın, bir basitliğin eseri; bir acziyetin, bir muhakemesizliğin, bir basiretsizliğin neticesidir. Yoksa, kendisi de fâni olan bir insan, tutup bir başka fâniye böylesine bağlanmaz ve bağlanmamalı. Körlemesine bağlanıyorsa şayet, kendi eliyle kendini aşağılara çekmiş, basitliğe indirgemiş oluyor demektir.

Âhir ve âkıbette pişmanlık duymamak ve ayağa düşüp bedbaht olmamak için İbrahimvârî nidâ edip şunu söylemeli insan: “Fânîyim, fânî olanı istemem; âcizim, âciz olanı istemem. Ruhumu Rahmân’a teslim eyledim, gayr istemem. İsterim, fakat bir yâr-ı bâkî isterim...” (BSN; Lem’alar, Sözler: 201)

*

Fânilere karşı meddahlıkta sınır tanımayan kimseler hakkında merak ettiğimiz noktalar var.

Cevabı kısmen içinde olmakla beraber, onlara yine de bazı hususları hatırlatmak isteriz. Şöyle ki: Meselâ, 12 Eylül darbecilerini desteklediniz. İnsanlık dışı icraatlarına bile alkış tuttunuz. Meddahlıkta şampiyonluğa oynadınız. Militarist Anayasalarına dahi başlangıçta toz kondurmadınız. Onlara muhalefet edenlere hiç tahammül göstermediniz. Alabildiğine saldırganlaştınız. Hatta, ileri gidip sizinle birlikte hareket etmeyenleri türlü isnat ve hakaretlerle damgalamaya çalıştınız.

Peki, ya sonrasında? Sonrasında ne oldu ve şimdi ne haldesiniz? Meselâ, 1980’lerdeki hâl ve tavrınızı evlâd û ıyâlinize anlattınız mı? O günlerde yazıp söylediklerinizi torunlarınıza anlatıyor musunuz? Anlatmaya yüzünüz var mı?

Eğer, o günkü hâl ve etvârınızını bugünkü ve yarınki nesle anlatmaya yüzünüz veya cesaretiniz yoksa, lütfen şimdi de başka fânilerin peşine düşmekten ve onlara medihnâmeler düzmekten vazgeçin. Unutmayın ki, bu ve benzeri fânilere karşı meddahlıkta ileri gidenler, derecesine göre tarih ve nesiller önünde mahçup olmaktan, hatta zillete düşmekten kurtulamaz. İşin bir de Mizân-ı Haşir tarafı var ki, oranın müstakim mahkemesi bizi daha çok düşündürmeli.

GÖZLEM:

ORGANİK MUZ ÜLKESİ

Fildişi Sahili’nde halkın önemli bir geçim, hatta besin kaynağı muzdur. Burada yetiştirilen muzları üç ana gruba ayırmak mümkün:

1. Parmak muz: Taneleri küçük, ama çok tatlı ve lezzetli olur.

2. Kebaplık muz: Taneleri irice. Kabuğu soyulduktan sonra ateşte közlenerek yenir.

3. Orta boy, normal yemeklik muz: Fazla tatlı değil, ancak tadı ve aroması itibariyle lezzetlidir.

Toprak ve iklim şartları itibariyle ülkede çokça yetiştirilen ve aynı ölçüde yemek ve meyve olarak tüketilen muzların tamamı organiktir. Hormonlamaya hiç ihtiyaç duyulmuyor. Kaliteye göre fiyatı da ucuz sayılır.

Okunma Sayısı: 1385
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ömer

    27.1.2022 22:49:58

    Yazdıklarınızı bugün de aynı şekilde görmekteyiz. Bugünkü meddahlıklar için ne diyorsunuz?. Birazda bunlardan bahsederseniz tarihe ışık tutacak kanaatindeyim,dün yazdıklarınız gibi.

  • Abdullah Tunç

    27.1.2022 12:27:54

    "Baki bir hakikat fani şahıslara bina edilmez. Edilse hakikata zulüm olur." Zamanımız şahsiyet zamanı değildir.Şahsi ma nevi zamanıdır.Şahısçılık zamanı çoktan geçmiş. Şahsa bağlılıl;ilk ve orta çağların özelliğidir.His ve kuvvetin hakim olduğu devirlerin yadigarıdır. Şimdi,İlim,akıl ve fen hük mediyor.Bizim rehberimiz bunlar olmalı.Kur'anı Kerim,meseleleri,vicdana ve aklın istişaresine ham lettiriyor.İlmin ölçüleri dahilinde akıl ve mantık hayatımıza hakim olmalı. Şahıslara bağlılığın ne kadar zararlı olduğunu zaman hadiselerle ispat etti. İbrahim Aleyhisselam gibi la uhubbulafiln,değip,fani yattan kat-ı alaka edip,halisen,muhlisen Ezeli ve ebedi zata yönel meliğiz.Rabbimizi bütün zerretımızla sevmeliğiz.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı